Ülkemizin Akdeniz kıyısındaki en büyük adası olan Kekova adası, Teke
Yarımadasının açıklarında kıyıya paralel uzanır. Kekova adasının boylu boyunca
Akdeniz ’in engin dağlarına göğüs germesi buradaki dantel gibi örülü koylarda
bir ölü denizin oluşmasını sağlamıştır. Kekova adası üzerinde Tersane koyu
içinde bir bizans kilisesinin ayakta kalmış apsis bölümü vardır. Tersane
koyundan itibaren kekova adasının kale köye bakan tüm kıyısı batık bir
yerleşimin izleriyle doludur ve su altı arkeolajisini sevenler için eşsiz bir
yöredir.
Batık kentin karşısında yeralan kale köy (Antik adıyla simena), bu yörenin en
tipik yerleşimidir. Tipik kalesi, kale içinde bir tapınak kalıntısı, kaya
mezarları, kayalara oyulmuş Likya bölgesinin en küçük tiyatrosu ve kalenin
ardındaki sırt üzerinde çok sayıda Likya lahti adeta bölgenin simgesi haline
gelmiştir. Kale köy’ de antik evler, duvarların büyük bir bölümü ile ayaktadır.
Kıyıdaki hamam harabesi “ Aperlai halkı ve meclisi ile birlikte diğer şehirleri
tarafından imparator Tutisa armağan edilmiştir.” Kitabesiyle Roma döneminin
canlı bir tapınağıdır.
Kale köy’ ün ardından Üç Ağız yer alır. Antik adıyla Theimussa olan bu eski
yerleşime ait kalıntılar köyün doğusunda bulunmaktadır. Kıyıda yeşillikler
içinde çok sayıda roma döneminden kalmış likya tipi lahitler bulunmaktadır.