Adana Toros daglarinin güneyinde yer alan Çukurova'da Seyhan nehri üzerinde
kurulmustur. Akdeniz’e yaklasik 160 km'lik kiyisi bulunan Adana Avrupa'yi,
Asya'ya baglayan önemli ulasim yollari üzerindedir.
Komsu illeri: Dogusunda Osmaniye 90 km, Hatay 190km, Kuzeydogusunda K.Maras 187
km, Kuzeyinde Kayseri 332 km, Kuzeybatisinda Nigde 205 km, Batisinda Içel 70 km.
Topografyasi: (Daglar, Nehirler, Göller vb.)
Orta dogu ile kara ve demiryolu baglantisi Adana üzerinden yapilir. Bu baglanti
Toroslar'da Gülek Bogazi'ndan saglanir. Il yüzölçümünün % 49 daglik, % 23
yaylalar ve %27 ova ve düzlük alandir. Güneyden kuzeye gidildikçe Toroslara
varinca yükseklik 2500 m. asar. Toroslarin etekleri Akdeniz’e dogru ova biçimini
alir. Iç Anadoludan dogan Seyhan ve Ceyhan Nehirleri Akdenize akar. Toros
Daglarinin zirvesinde yedi göller vardir. Seyhan nehri üzerinde Seyhan ve
Çatalan Baraj gölleri, Ceyhan Nehri üzerinde Aslantas Baraj gölü ile, Karatas’
da Akyatan ve Agyatan kus cenneti gölleri vardir.
Iklimi : Adana Akdeniz iklim özelliklerini tasir. Yazlari sicak ve kurak,
kislari ilik ve yagislidir. Ortalama yagis miktari 625 mm.'dir. Yagislar % 51
kisin, % 26 ilkbaharda, %18 sonbaharda, % 5 yazin düser. En soguk ay Ocak
(ortalama 9 C), en sicak ay Agustostur (Ortalamasi 28C ).
Bitki örtüsü:
Akdeniz iklimi özellikleri tasiyan bitki örtüsü, yüksekligi 700-800 metreye
kadar olan kesimde, mersin (murt) (myrturs cummunis) sandal (arbutus andrachne)
kermes mesesi (quercus coccifera), çinar (platanus orientatis), yabani zeytin
(oleaeuropea sylvestris), akça kesme(philyrea latifolia), menengiç (pistacia
terebinthus), sakiz agaci (pistacia lentiscus), funda (erica verticillata),
erguvan (cercis siliquastrum), kara çali (paliurus spina), zakkum (nerium
oleander), okaliptus (ecalypus spp) gibi maki türü agirliklidir. 800 metreden
itibaren yayvan yaprakli mese (quercus calliprinus), kizilcik (cornusman), defne
(laurus canseriensis), daha yükseklerde çam türleri (pinus nigra, pinus
sylvestres), ardiç (junipearus), kayin (fagun), toros göknari (abies cilicica),
sedir (cedrus libani) ve 2000 metreden sonra alp tipi çayirlar rengarenk
çiçekleriyle dogal bir hali görünümündedir.
Çukurova bölgesinde yumrulu bitkilerden kardelen (galanthus plicus), yabani
siklamen (cyclamen mirabille hidebr), ada sogani, nergis (narissus), sümbül
(ylacinthus) ve benzeri bitkilere bahar aylarinda sikça rastlanir.
Yine bölgede kirsal kesimde yetisen, gelincik (pampal) çiçeginin Avrupa'daki
türlerinden farkli oldugu bilinmektedir.
Tarihçesi:
M.Ö. 1900 Luvi Kralligi (Hititlerin bir kolu), M.Ö. 1500-1333 Arzava Kralligi
(Hititlerden ayri dogu kökenli bir grup), M.Ö. 1900-1200 Hitit Kralligi, M.Ö.
1190-713 Kue Kralligi (Frigler), M.Ö. 713-660 Asur Kralligi, M.Ö. 663-612
Kilikya Kralligi, M.Ö. 612-333 Pers Satrapligi, M.Ö. 333-323 Helenistik dönemi,
M.Ö. 312-1333 Selökidler, M.Ö. 178-112 Karsunlar dönemi, M.Ö. 395-638
Bizanslilar ve M.S. 638 Islam devri sirasiyla Ermeni Kralligi, Misir Türk
Memluklulari, Ramazanogullari Osmanlilar, Fransizlar tarafindan isgal edilen
Adana 5 Ocak 1922'de kurtarilmistir. Böylece tarih boyunca on ayri ve büyük
medeniyete, 18 ayri siyasi yapilasmaya sahit olmustur.
Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin deltasinda verimli sulak arazide kurulu Adana'nin
tarihi, cografi konumu nedeni ile M.Ö. 6000 yillarina uzanmaktadir. Adana, Antik
Kilikya Bölgesinin en önemli sehirlerinden birisidir. Hititler’den Osmanli’ya,
gelmis geçmis birçok medeniyetlerin besigidir. Adini Yunan mitolojisine göre Gök
tanrisi Uranus’un oglu Adanus’dan almistir. Toroslardan ovada genis kivrimlar
yaparak Akdeniz’e dökülen Seyhan (Sarus)nehrinin kiyilarinda kurumustur.
Adana’nin merkezinde bulunan Tepebag höyügü, Insan oglunun yerlesik hayata
geçtigi neolitik döneme aittir. Tarihi M.Ö.6000 lere kadar dayanan Dünyanin en
eski yerlesim birimlerinden birisidir. Adana Kiznuwatna Kralligi’nin Merkezi
iken M.Ö.1350 lerde Hitit Federasyonuna dahil olmustur. M.Ö. 9.yy.da
Asurlular’in M.Ö. 7.yy.da Iranlilarin eline geçmistir. M.Ö. 333’ de Büyük
Iskender ve ordusuna ev sahipligi yapan Adana, Issos savasindan sonra
Makedonyalilar’in , Iskender’in ölümünden sonra da Selefkiler’in eline
geçmistir.
M.Ö. 1. yy. da Bölgede Eyalet valisi olarak görev yapan ünlü Hatip Çiçeron
zamaninda Roma devletinin hakimiyetine giren Adana, Dogu Roma’nin en büyük
ticaret merkezi olmustur. M.S. 260’da Sasaniler’in, M.S. 4. yy. da
Bizanslilar’in, 8. yy. da Abbasilerin, 10, yy, yine Bizanslilar’in, 11. yy. da
Selçuklular’in, 12. yy. da Ermeniler’in, 14.yy.da da Memlüklüler’in eline
geçerek tamamen Türklerin olmustur.
Türk Memlük Devleti zamaninda Orta Asya’dan Çukurova’ya gelen Türkler, bu
verimli ve sulak topraklar üzerine yepyeni bir medeniyet kurulmasinda öncülük
etmislerdir. Pyramos nehrinin adi Ceyhan, Sarus nehrinin adi ise Seyhan
olmustur.
Adana’da 1352 yilinda kurulan Ramazanoglu beyligi 1517 yilina kadar devam
etmistir. Bu tarihte, Misir seferine giden padisah Yavuz Sultan Selim, Adana’yi
Osmanli Imparatorluguna baglamistir. 1535 yilinda dogu seferine çikan Kanuni
Sultan Süleyman’a, 1638’de Bagdet seferine çikan padisah lV. Murat’a,1833’de
Osmanli devletine bas kaldiran Misir valisinin oglu Ibrahim Pasa’ya ve ordusuna
ev sahipligi yapmistir.
I.Dünya Savasinin bitis tarihi olan 1918’de Türkler için yen bir mücadele
baslamistir.
31 Ekim 1918’de Adana’ya gelerek Alman maresali LIMAN Von Sanders’den Yildirim
Ordulari Komutanligi’ni devralan Mustafa Kemal , “Savas, müttefikler için bitmis
olabilir; Ama bizi ilgilendiren savas, kendi istikbalimizin savasi, ancak simdi
basliyor” diyerek, Adana’da Kurtulus savasinin ilk isaretini vermistir. Bu
sirada düsman kuvvetleri Adana ve yöresini isgal etmeye baslamilardir. Amaçlari,
Avrupa devletlerine destek veren bir Ermeni devleti kurmaktir. 1918-1919
yillarinda, isgalciler, Adana’da zulüm ve iskence uygulamislardir. Bunca baskiya
dayanamayan Adanalilar örgütlenerek “Kilikya Milli Kuvvetler Teskilati”ni
kurmuslardir.
5 Agustos 1920’de Mustafa Kemal, Fevzi Bey (Çakmak) ve milletvekilleri
Pozanti’ya gelerek burayi il merkezi haline getirmisler ve Pozanti kongresini
yapmislardir. 1920 Kasim ayinda Fransizlar yenilgiye ugramislar ve Fransiz
Hükümeti, T.B.M.M. Hükümeti’ni resmen tanimistir. 20 Ekim 1921’de Fransizlar’la
“Ankara Antlasmasi” imzalanmistir. Bu antlasmaya uygun olarak 5 Ocak 1922’de
Fransizlar, Çukurova’dan tamamen ayrilmislardir. Bu tarihten itibaren il merkezi
tekrar Adana’ya tasinmistir.
Yat Turizmi :Karataş yerleşmesinde, büyük bir balıkçı limanı bulunmaktadır. Bu
tesisin batı kesiminin gerekli tüm donatıları (akaryakıt, su, elektrik, tele
iletişim şebekeleri, pis su arıtma, kumanya sağlama, alışveriş olanakları ve
yeme içme tesisleri) sağlanarak; yat yanaşma yeri ve çekek yeri olarak
kullanılmasına yönelik potansiyel mevcuttur.
Kıyı Turizmi: Akdeniz Kıyısındaki Karataş ve Yumurtalık ilçelerinde plajlar,
göller,kumsallar oldukca elverişlidir.Bu kıyılar turizm merkezidir.
Kruvaziyer Turizmi: Yumurtalı ve Karataş kıyıları uygundur.
Yılan Kale:Misis ile Ceyhan arasında, ovaya hâkim bir tepe üzerindedir. İç
Anadolu’dan gelip Gülek Boğazı yoluyla Adana, Misis, Payas ve Antakya’dan geçen
tarihi istila ve kervan yolunun üzerinde bulunan kale, dağ kaleleri zincirinin
ilk halkasıdır. Halk arasında “Şahmeran Kalesi” olarak da bilinen kalede Şeyh
Meran adlı bir kişinin yılan yetiştirip terbiye ettiği söylentisi yaygındır.
Dumlu Kalesi:Ceyhan’ın 17 km. kuzeybatısında Sağkaya bucağının Dumlu (Tumlu)
köyünün batısında ve 75 m. kadar yükseklikteki sert kalkerli bir tepe
üzerindedir. 12. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Çevresi 800 metredir. Sekiz
burçludur. Ovaya bakan doğu köşesinde gözetleme kulesi bulunmaktadır. Tek kapısı
doğuya bakmaktadır. Kale içerisinde yapı kalıntıları ve sarnıçlar yer
almaktadır. Tepe etrafında kaya mezarları görülmektedir.
Ramazanoğlu Medresesi: 1540 yılında yapılmış klasik Osmanlı medreseleri
planındadır.
Tepebağ Evleri:Eski Adana evleri, aynı adlı Tepebağ Höyüğü’nün üzerinde ve
eteklerindedir. Tarihi sur içindeki Adana şehrinin yüzlerce yıllık kültürü
burada saklıdır. Tepebağ Evleri’nin çoğu 18. yüzyılda yapılmıştır.
Ramazanoğlu Konağı:Ramazanoğlu Halil Bey tarafından 1495 yılında yaptırılmıştır.
Üç katlıdır. Kesme taştandır. Adana` nın ve Türkiye`nin en eski ev
örneklerindendir. Ailenin oluşturduğu harem bölümü ayaktadır.Devlet işlerinin
görüldüğü selamlık yıkılmıştır. Daha sonraki yıllarda tüccarların tuz pazarı
kurması nedeniyle "Tuzhanı" adı verilmiştir.
Hayriye Hanım Konağı: İlimiz Seyhan ilçesi Reşatbey Mahallesinde bulunmaktadır.
Kurtkulağı Kervansarayı:Kurtkulağı Kervansarayı, Ceyhan’ın 12 km. güneydoğusunda
Kurtkulağı beldesindedir. 17. yüzyıl sonunda Hüseyin Paşa tarafından eski Halep
kervan yolu üzerinde yaptırılmıştır. Büyük kesme taşlarla yapılmıştır.
23.60x45.75 m. boyutlarındadır. 1.80x2.15 m’lik kalın ayaklar ve kemerlerle
örtülü odalar sivri kemerli ikişer pencere ile aydınlanmaktadır. Kervansarayın
hemen yanında, aynı döneme ait ilginç bir mimarisi olan tarihi cami
bulunmaktadır.
Ramazanoğlu Çarşısı: Ramazanoğlu Halil Bey`in kurduğu yeni Adana şehrinin
çekirdeğini oluşturmaktadır. 15.yy`da kurulan çarşı tarihi İpek Yolu üzerinde
bulunan Adana`nın en canlı ticaret merkezi olmuştur. Halen bu önemini
sürdürmektedir. Ramazanoğlu külliyesi içinde geniş bir alana yayılır. 16.yy.’
dan beri ticaret merkezidir.Osmanlı döneminde özel malların satıldığı kapan
denilen üç tarafı çevrili, önü açık dükkanlar; atölyeler ve hanlar vardı. Bugün
ise, iki bedesten, sadece portali ayakta kalmış Gön Hanı ve Çarşı Hamamı
bulunmaktadır.
Çarşı Hamamı:Ramazanoğlu Piri Bey tarafından 1529 yılında yaptırılmıştır.
Soğukluk, sıcaklık bölümü ve halvet odalarıyla klasik Osmanlı hamam mimarisinin
tipik örneklerindendir. Giriş kapısındaki taş işçiliği ilginçtir.
Büyük Saat Kulesi:Tarihi Ulu Cami Külliyesi içinde, 1882 yılında Vali Abidin
Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan dikdörtgen kesitli 32 m.
yükseklikte bir kuledir. Resmi dairelerin zamanlarını ve ezan vakitlerini
göstermek için yapılmıştır.
Taşköprü:Adana Müzesi’ndeki kitabede mimar Auxentios tarafından 4. yüzyılda
yapıldığı yazılıdır. 319 m. uzunluğunda ve 13 m. yüksekliğinde olan köprü,
yanlardan ortaya doğru büyüyen 21 yuvarlak kemerden ibarettir. Bunlardan ancak
14’ü sağlamdır. Ortadaki büyük kemerde iki aslan kabartması vardır.
Bahri Paşa Çeşmesi: Devrin valisi Bahri Paşa tarafından bugünkü kuruköprü
semtinde 1890 tarihinde yaptırılmıştır. İmar çalışmalarından dolayı 1952
kaldırılmıştır. Bu çeşmenin aynısı 1993 yılında Vali Recep Birsin Özen
tarafından aynı ölçüler içerisinde yaptırılarak Atatürk Parkının güney tarafına
yerleştirilmiştir.
Adana Yeşil Oba Şehitliği: 1920 yılı Haziran ayında kadın ve çocukların
çoğunluğunu oluşturduğu 100 kadar Türk’ün yolu Sarıhamzalı ve Yolgeçen köyleri
civarında ermenilerce kesilmiştir. Milli kuvvetlere ulaşmak amacıyla yola çıkan
bu grup, ermenilerce Kahyaoğlu Çiftliğine götürülerek katledilmiştir.
Küçük Dikili Köyü Şehitliği: 1920 yılında Haziran ayında Karahan’daki Milli
kuvvetlere kavuşmak için yola çıkan 100’ e yakın Türk Yeşiloba yakınındaki
ermeni çiftliğinde alçakça öldürülmüşlerdir.
Saimbeyli Şehitliği:Kurtuluş Savaşı devam ederken, Saimbeyli’yi düşmandan
kurtarmak için yapılan çarpışmalarda Şehit olan 80 kişinin mezarı burada
bulunmaktadır.
İpek Yolu: Ceyhan - Kurtkulağı Kervansarayı, Karaisalı Kesir Han ve Sarışıkhan,
ipek yolu güzergahında bulunmaktadır. <İpek Yolu hakkında detaylı bilgi>
Camiler, Kiliseler, Sinegoglar
Kozan Kalesi ve Manastırı:Assurlular tarafından yaptırılmıştır. Kozan Kalesi
(Sis) tarihi yol üzerinde stratejik yönden önemli bir konumdadır. 9. yüzyılda
Abbasilerin, 11. yüzyılda Selçukluların ve daha sonra Haçlıların eline
geçmiştir. Her üç yılda bir yapılan vaftiz yağı çıkarma törenleri nedeniyle,
Hıristiyan dünyasının önemli merkezlerinden olmuştur.
Ulu Cami Ve Külliyesi:İldeki sivil mimari eserlerinin en önemlilerindendir. 1513
yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından yapımı başlatılmış, 1541 yılında Halil
Bey’in oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından bitirilerek ibadete açılmıştır. Cami,
Selçuklu, Memluk ve Osmanlı mimari özelliklerini taşır. 34.50x32.50 m.
ölçülerinde dikdörtgen bir plan arz eden caminin kapısı Selçuklu mimari
tarzında, minaresi Memluk stilindedir. Kapının üzerindeki konik çatı ve
minaredeki taş kemerler bu çağın özelliklerini yansıtır. Kürsü beyaz mermer,
mihrap ise siyah mermer ile çevrilidir. Mihrap duvarı 16. ve 17. yüzyıl İznik ve
Kütahya çinileriyle kaplanmıştır. Gri çiniler 18. yüzyıla aittir ve sonraki
restorasyon sırasında yerleştirilmiştir. Birbirine bağlı dört kolon, ibadet
alanını ikiye böler. Caminin dış yüzeyinde ve giriş kapısında siyah beyaz taşlar
kullanılmıştır. Bitişiğindeki türbe Ramazanoğlu ailesinindir. Türbede son derece
sanatsal bir şekilde bitki motifleri ve çiniler kullanılmıştır. Caminin
doğusundaki medrese bugün öğrenci yurdu olarak kullanılmaktadır.
Hasan Ağa Camisi:Ali Dede Mahallesi’nde bulunan Hasan Ağa Camii, Adana’nın
Osmanlı devri klasik mimari tarzını taşıyan tek cami olması bakımından çok
önemlidir. Müezzin mahfeli üzerindeki ahşap işçiliği mükemmeldir.
Hoşkadem Camii:Kozan ilçesinde, Mısır Kölemen Sultanı Abdullah Hoşkadem
tarafından 1448 yılında yaptırılmıştır.
Yağ Camii:Yağ Camii, önceleri “Eski Cami” adı ile anılıyorken, hemen yanında
kurulu yağ çarşısı nedeniyle daha sonraları bu adı almıştır. 1501 yılında
Ramazanoğlu Halil Bey’in emri ile kiliseden camiye çevrilmiş, günümüzdeki haline
Piri Paşa tarafından yaptırılan eklemelerle kavuşmuştur.
Yeni Camii: 1724 yılında yapılmış olup, Arap mimarisi tarzındadır.
Akça (Ağca) Mescit:Adana’nın En eski Türk yapısı olarak bilinen Akça mescit
Ulucami Mahallesinde, Ulucami’ye 60 mt. Mesafede bulunmaktadır. Ağca Bey isminde
bir Türkmen ağası yaptırmış olduğundan bu ismi almıştır. Eebcet denilen
tarihlendirme Akça Mescitte görülmektedir. Bu fünkü kitabenin bulunduğu giriş
kapısının üzerinde evvelce kabartma olarak yapılmış ve bugün izleri mevcut iki
kuş figürü bulunmakta olup, bu kuş figürleri ebcet hesabıyla bir tarih meydana
getirmektedir. Böylece Ebcet hesapcılarının değerlendirmesinin doğru olduğu
kabul edilirse eser 812 Hicri (1489) yılında yapılmıştır.
Bebekli Kilise:1880-90 yılları arasında yapılan kilisenin esas ismi Saint
Paul’dür. Kilisenin tepesinde Meryem Ana’nın 2.5 metrelik tunç heykeli
bulunmaktadır. Heykelin bebeğe benzemesi nedeniyle halk arasında Bebekli Kilise
olarak bilinir.
Adana Arkeoloji Müzesi
Cumhuriyetin ilanından hemen sonra 1924 yılında kurulmuştur. Bu nedenle
Türkiye’nin en eski ilk on müzesinden biridir. Müzede özellikle Gözlükule,
Yumuktepe, Sirkeli ve Misis kazılarında çıkarılan, Çukurova’nın zengin tarihine
ışık tutan özgün eserler yer almaktadır. Adana kent merkezinde yer alan, geniş
bir bahçe ve dört büyük salondan oluşan müzede prehistorik devirlerden günümüze
pek çok eser sergilenmektedir. <Detaylı Bilgi>
Etnografya Müzesi
Kuruköprü mevkiinde yer 1845 yılında inşa edilmiş ancak daha sonra terk edilmiş
olan kilise binası müze olarak düzenlenmiştir. “Eski Müze” adıyla de bilinen
müzede, Çukurova köylerinde ve Toroslar’da yaşayan Yörüklere ait oldukça zengin
eşyalar sergilenmektedir. <Detaylı Bilgi>
Atatürk Müzesi
Müze binası, eski Adana’nın merkezi olan tarihi Tepebağ’da, 19. yüzyılda
yapılmış geleneksel Adana evlerindendir. İki katlı, cumbalı, kırma çatılı, kâgir
bir yapıdır. Bu özellikleri nedeniyle Kültür Bakanlığı’nca “Korunması Gerekli
Taşınmaz Kültür Varlığı” olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır.
Ramazanoğullarından Suphi Paşa’ya ait olan bu evde Türkiye Cumhuriyeti’nin
kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 15 Mart 1923’te eşi Latife Hanım’la
birlikte misafir olmuşlardır. Bina, Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi Derneği’nce
zamanın Kolordu Komutanı Bedrettin Demirel’in önderliğinde kamulaştırılmış ve
halkın da yardımıyla restore edilmiş ve 1981 yılında ziyarete açılmıştır.
Atatürk'ün Adana'ya geliş günü olan 15 Mart tarihi, her yıl resmi törenlerle bu
müzede kutlanmaktadır. <Detaylı Bilgi>
Misis Mozaik Müzesi
Müze 1956 yılında Misis Höyüğü'nden çıkan mozaikleri korumak amacıyla
kurulmuştur. Bizans devrine ait bir kilisenin zemininde yer alan mozaiklerde Hz.
Nuh’un tufan esnasında gemisine aldığı hayvanlar betimlenmiştir. Hayvanların
canlı biçimde tasvir edildiği mozaikler, Çukurova mozaik sanatının ne denli
ileri olduğunu gösteren örneklerdir. Müze, ören yerlerinden ve Adana Arkeoloji
Müzesi’nden getirilen diğer mozaikler ve mimari parçalarla da
zenginleştirilmiştir. <Detaylı Bilgi>
Anavarza (Dilekkaya Köyü) Ören Yeri
Adana’nın Ceyhan ilçesi, Kozan-Kadirli yolunun yaklaşık 20. km’sinde Dilekkaya
köyü yakınındadır. Çukurova’nın ortasında birdenbire yükselen büyük bir kaya
kütlesinin önünde kurulmuştur. Roma İmparatorluğu döneminde “Anazarbus” olarak
anılmıştır. Kentin Roma imparatorluk devri öncesi tarihi hakkında hemen hemen
hiçbir bilgi yoktur. Roma imparatorlarından Septimius Severus’un, Pescennius
Niger ile yaptığı iktidar savaşı sırasında, Severus’un tarafını tutan kent,
Severus’un 194 yılında galip gelerek imparatorluğun tek hâkimi olmasından sonra
ödüllendirilerek tarihinin en parlak dönemini yaşamaya başlamıştır. M.S.204-205
yılında Kilikia, İsauria ve Likaonia eyaletlerinin metropolisi olmuştur.
Anavarza, 408 yılında antik Kilikia eyaletinin baş kenti olmuştur. Şehrin
Kalesi, Roma ve İslami dönemlere ilişkin izler taşımaktadır. Ören yerinde ayakta
kalan kalıntılardan surlar, zafer takkı, kale, sütunlar ve mozaikli iki havuz
görülmeye değer niteliktedir. Günümüzde açık hava müzesi olarak faaliyet
göstermektedir. <Detaylı Bilgi>
Şar (Şar Köy) Ören Yeri
Toros Dağları üzerinde Adana’ya 210 km. uzaklıktaki Tufanbeyli ilçesinin 20 km.
kuzeydoğusundaki Şar Köyü’nde yer almaktadır. Şar, Hitit döneminde “Komana”
adıyla bilinen önemli bir merkezdir. Ayrıca Roma devrinden kalma açık hava
tiyatrosu, Bizans devrinden kalma kilise ve mermer bloklardan inşa edilmiş 6 m.
boyundaki "Ala Kapı" görülmeye değer eserlerdendir. <Detaylı Bilgi>
Misis (Yakapınar) Ören Yeri
Misis antik kenti, Ceyhan Nehri kenarında, tarihi İpek Yolu üzerinde kurulmuş,
Adana’dan sonra gelen ikinci bir geçit durumundadır. Misis'in tarihi, antik
kentin üzerinde bulunduğu ve Neolitik Çağ’a tarihlenen höyük ile başlar. Misis’i
Truva kahramanlarından Mopsos’un kurmuş olduğu söylenmektedir. Hitit, Assur,
Makedonya ve Seleukosların eline geçmiş, Roma ve Bizans devirlerinde de önemli
bir merkez olmuştur. M.S. 8. yüzyıldan itibaren Abbasiler döneminde yeniden imar
edilmiştir. 1517 yılından sonra Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetine girmiş olan
Misis’te bugün ayakta kalmış olan eserler M.S. 4. yüzyıla ait bir bazilikanın
mozaik taban döşemeleri, dokuz gözlü bir taş köprü, akropoldeki surlar,
sukemerleri ve hamam kalıntıları ile Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan
Havraniye Kervansarayı ve tek kubbeli mescittir.
Magarsos Ören Yeri
Adana’nın sahil ilçesi Karataş’ta Dört Direkli mevkiindedir. Antik Kilikia’nın
önemli kentlerinden olan Mallos’un dini merkezi olan Magarsos, tapınaklarıyla
tanınmış, özellikle Büyük İskender’in dua ettiği Athena Tapınağı ile ün
kazanmıştır. Deniz boyunca uzanan şehir surları, tiyatro, stadium, kilise ve
hamam kalıntıları ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.
Ayas (Aigaiai - Yumurtalık) Ören Yeri
Kurulduğu tarih tam olarak bilinmeyen Ayas (Aigaiai) antik kenti Helenistik
devirde Bergama’daki gibi dünyanın üç asklepieion tapınağından biri ile ünlü
idi. Roma imparatorluk döneminde gelişmesini devam ettiren Ayas, Ortaçağ’da
doğunun Akdeniz’e açılan en önemli liman kentlerinden biri olmuştur.
Özellikle Ceneviz ve Venedikli tüccarlar Aigaiai Limanı’nda koloniler
kurmuşlardır. Ünlü seyyah Marco Polo Çin seyahati için 1268 yılında bu limandan
karaya çıkmış, seyahatini tamamladıktan sonra yine bu limandan gemiye binip
Venedik’e dönmüştür. Ayrıca Ayas ve Atlas kaleleri, Kanuni Sultan Süleyman
döneminde yaptırılan üç katlı gözetleme kulesi, Osmanlı ve Roma hamamları kentin
tarihi zenginliğini artırmaktadır.
Akören Ören Yeri
Toroslar üzerindeki Aladağ ilçesinin bir beldesi olan Akören yeni tespit edilmiş
bir ören yeridir. Yapılan araştırmalara göre iki mahalleden oluşan ören yerinde
ayakta kalmış dört adet kilise, yapı kalıntıları ve caddeler saptanmıştır.
Kazılardan elde edilen yazıtların incelenmesinden burasının Roma devrinden beri
yayla olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Ceyhan-Sirkeli Muvattali Kabartması ve Ören Yeri
Eski Misis-Ceyhan karayolu üzerinde yer alan Sirkeli köyünde Ceyhan Nehri
kenarında bir kaya kütlesinin üzerinde bulunmaktadır.
Yakında Sirkeli Höyüğü bulunur. Hitit İmparatoru Muvattali, Mısır Firavunu
Ramses ile yaptığı ünlü Kadeş Savaşı’na giderken buraya uğramış ve bu olaydan
sonra Hititler tarafından bu yerin kutsallığına inanılmıştır. Muvattali
kabartması Anadolu’daki en eski Hitit kabartması olması ile de ayrı bir öneme
sahiptir.
Kent Merkezindeki Bölge Arkeoloji ve Etnografya müzesi, Atatürk evi
gezilmelidir.
Ulu Cami, Sabancı Merkez Cami, Bebekli Kilise, Taş köprü ve Tepebağ eski Adana
evleri görülmelidir..Ayrıca merkez dışındaki Anavarza, Şar ve Misis ören yerleri
Akyatan ve Ağyatan Kuş Cennetleri görülmelidir.
Adana kebabı mutlaka yenmeli, şalgam suyu ve aşlama (meyan kökünden
yapılmaktadır.) içilmelidir. Bici bici'nin tadına bakılmalıdır.Ayrıca halka
tatlı yenmelidir.
Eski çarşılar gezilmeli, Karatepe kilimleri alınmalıdır.
Altın Koza festivali uzunca yıllardan beri Adana'da yapılmaktadır.
Hitit, Roma, Bizans Osmanlı Dönemlerine ait eserlerin bulunduğu Arkeoloji
Müzesi, Etnoğrafya Müzesi, Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi, Misis Mozaik Müzesi,
Anavarza ve Şar ören yerleri ile Misis, Karasus antik kentleri gezilmeye ve
görülmeye değer yerlerdir.
Adana yöresinin zengin bir mutfağı vardır. Yemeklerin başlıca malzemeleri un,
Bulgur, Et, sebze çeşitleri, baharat türleri, süt, yoğurt ve çökelektir. Yörenin
kendine has ünlü yemeği “Adana Kebabı “ dır. Yanında bol yeşillik ve soğan
salatası ile yenir, Şalgam suyu ve ayran içilir. Diğer ünlü yemekleri Cartlak
Kebabı,İçli Köfte, Çiğ Köfte, Analı kızlı, Humus, bartefit, sıkma, şırdan,
mumbar, etli kömbe, dul avrat çorbası, Yüksük çorbası vb.dir