Antik Likya’nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca
mitolojiye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı
olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 metrelik muhteşem
sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta’ları Khimaira’sı, tüm sportif
etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur
ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.
Akdeniz iklimine sahip Olympos’ta kışları yağışlı ve nemli, yazlar kurak ve
sıcaktır. Nisan başından eylül sonuna kadar denize girmek mümkündür.
Tarihçilere göre, M.Ö. 80 yılında Zenniketes isimli Kilikyalı bir korsan
tarafından ele geçirilen kent, 78 yılında Romalılar tarafından alınmıştır.
Haçlı seferleri sırasında Venedik, Ceneviz ve Rodos şövalyelerinin istilasına
uğrayan Olympos, 15. yy’da Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı İmparatorluğuna
katılmıştır. Orta Çağdan sonra Yakın zamana kadar Türk yerleşimin olmadığı kent
sadece göçerler tarafından kışlak olarak kullanılmış.
Tamamı arkeolojik ve doğal sit alanı olarak koruma altında olan Olympos, denize
açılan ve ortasından Akçay deresinin aktığı bir vadi içine kurulu. Su kanalları,
surlar, lahit mezarlar gibi kente ait pek çok kalıntı görülebilir. Antik
çağlarda nehir kenarlarına yapılan duvarlarla kanal haline getirilen nehirden
gemiler de geçebilmekteydi. Ören yeri girişinden antik kentin kalıntıları
arasında yaklaşık 1,5 km yürüyerek Olympos sahiline ulaşılır.