Mavi Yolculuk ve Mavi Tur
Doğayla baş başa kalmak, ıssız koylarda, turkuaz bir denizle bütünleşmek ve
kafanızdaki bütün sıkıntıları atıp, yemyeşil bitki örtüsünü seyre dalmak
istiyorsanız; aradığınız tatil türü mavi yolculuk olabilir. 1950’li yıllarda,
Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın öncülüğünde, Türk aydınları,
yurt gezilerine çıktılar. Edebiyatımızda büyük yeri olan Sebahattin Eyüboğlu,
Azra Erhat gibi aydınlar, her yıl düzenli olarak çıktılar bu mavi yolculuk
gezilerini, kendi sanatlarına yansıttılar. O dönemlerde, herhangi bir lüksü
olmayan teknelerin kullanıldığı mavi yolculuklar; artık içinde sıcak suyu,
banyosu, kliması olan, son derece konforlu teknelerle yapılıyor. Önceden
yolcular, yemeklerini denizden çıkarırken, şimdi teknelerde, lüks restoranları
aratmayacak yemekler hazırlanıyor.
Türkiye’nin eşsiz koylarında, kendi oluşturduğnuz grupla, özel yat kiralayabilir
veya sadece kabin kiralayıp, yeni dostlar edinerek farklı bir tatil
geçirebilirsiniz. Önceleri yabancı turistlerin ilgi gösterdiği mavi yolculuk
tatillerine, son birkaç yıldır, Türklerden de büyük taleb var. “Bir otelde
kalmaktansa, tatilini bir tekne üzerinde geçirmenin ne gibi avantajları
olabilir?“ diye düşünebilirsiniz. Mai yolculukta;şehrin gürültüsünden uzak, tüm
dertlerinizi unutup, gözünüzü her sabah başka bir koyda açabilir;geceleri
yıldızların altında uyuyabilir ve istediğiniz yerde demirleyip, oranın zevkine
varabilirsiniz.
Eğer mavi yolculuğu kafanıza koyduysanız, ilk yapmanız gereken, güvenilir bir
acente bulmak ve onlara, hayalinizdeki tatili anlatmak. Kaç kişi olduğunuzu,
teknede istediğiniz özellikleri, bütçenizi, rotanızı, tatilinizin süresini ve
zamanını belirledikten sonra, yapmanız gereken tek şey, size önerilen tekne
alternatiflerini değerlendirmek ve bir karar vermek olacak. Turlar nisan ve ekim
ayları arasında düzenleniyor. En yoğun aylarsa, temmuz ve ağustos. Ancak
acenteler, mavi yolculuk için en uygun ayların, haziran ve eylül olduğunu
belirtiyorlar.Çünkü hem koylar tenha oluyor hem de deniz suyu sıcaklığı
açısından en uygun aylar bunlar ve tabi güneşin altında kavrulmamış oluyorsunuz.
Denizin üzerinde kalacağınız süreyi yine siz belirliyorsunuz;ister dört gün,
ister bir hafta, isterseniz de on beş gün…Tercihinize göre tekneniz ayarlanıyor
ve işte… Tekneye vuran hafif dalgalar sizi uğurluyor; esen rüzgar ise, sizi alıp
Akdeniz’in en güzel koylarına götürüyor. Deniyor k;i mavi yolculuğun tadını
alanlar, bir daha asla başka bir tatil türü düşünemezler. Her gün başka bir
koyda uyandığınız, yıldızların altında tatlı bir uykunun ardından , denizin
turkuaz maviliğine gözlerinizi açtığınız düşünülürse, neden bir otel odasına
hapsolmak isteyesiniz ki?
Mavi Tur
her sabah ayrı bir ve bakir bir koyda uyanma fırsatı sunmaktadır.Her türlü
konforu bulabilceğiniz günümüz kiralık teknelerinde bir mavi tur yapmayı otelde
konaklamaya tercih edeceğinizden hiç şüphemiz yok…
Yatçılık sektörünün ve ülkemize özgü mavi yolculuğun son yıllarda gördüğü talep
yeni tekneler in yapılmasını sağlamış ve tatil severlerin alternatifi olmuştur.
Tekneler;gulet, aynakıç ve tırhandil olarak üçe ayrılıyor. Hepsi de el yapımı ve
ahşap. Mavi yolculuk için kullanılan tekneler, zamanla müşterilerin isteği
doğrultusunda gelişmiş; aşçısı, servis elemanları ve kaptanıyla, üst seviye
hizmetin sunulduğu tekneler haline gelmiş.
Mavi yolculuğunuz süresince, küçük bir tekne üzerinde olacağınız mürettebatın
seçimini de son derece önemli bir konu. Bu nedenle mavi tur firmaları,
mürettebat seçimini yaparlarken, adayın teknik bilgisinin yanı sıra insan
ilişkilerine de dikkat ediyorlar. Özellikle teknenin yönetimini yürüten kaptanın
seçiminde, insan ilişkilerine çok önem veriyorlar. Denizde bir diğer önemli
görev de aşçıya düşüyor. Aşçılar da genellikle referansla alınıyor. Mavi
yolculuğa kendi grubunuzla çıkacaksanız, yola beraber çıkacağınız
arkadaşlarınızı da iyi seçmeniz gerekiyor. Barış Kaya, tekne turlarına çıkan
grupların, bazen kendi aralarında sorunlar yaşadığını söylüyor: “İnsanlar
zannediyorlar ki, günde birkaç saat beraber oldukları insanla, bir hafta boyunca
teknede kalabilirler. Ama öyle olmuyor maalesef. Kendi aralarında kavga edip
dönebiliyorlar.’’
Tekneler tura çıktığında, günde 3-4 koy gezmeye özen gösteriliyor. Tabii, burada
müşterinin isteği de önemli. Çok beğendikleri bir koyda, istedikleri kadar
kalabiliyorlar. Deneyimli kaptanlar da bu konuda tatilcileri yönlendiriyor. Tur
planı hazırlanırken, denizin ve rüzgarın durumu da göz önüne alınıyor. Hangi
koyun, hangi gün, ne kadar rüzgar aldığı; kaptanlar tarafından biliniyor ve tura
başlamadan önce, deniz haritası üzerinde, misafirlere ayrıntılı bilgi veriliyor.
Teknede uyulması gereken kurallara da önem vermek gerekiyor; tuvaletlerin
kullanımı, ayakkabı ile teknede dolaşılmaması, kabinlerde sigara içilmemesi,
teknedeki araç gereçlerin kullanımı gibi… Mürettebatın sayısı da teknenin
büyüklüğüne göre belirleniyor. Genelde bir kaptan, bir aşçı ve bir servis
elemanı bulunuyor. Servis elemanı, yemeklerin servisinde ve içeceklerin
soğutulmasından sorumlu. Kapta ise, hem mürettebatın hem müşterinin hem de
teknenin yönetiminden sorumlu. Gezi sonunda bahşiş vermek, yat dünyasının bir
geleneğiymiş. Eğer geziden memnun kaldıysanız, mürettebata eşit olarak
dağıtılmak üzere, kaptana bahşiş bırakabilirsiniz.
Deniz üzerinde zaman nasıl geçer ?
Sabah kahvaltısında sonra demir alınır ve gidilecek koya ulaşılır. Denize
girilir, yüzülür. Öğle yemeğinden sonra güzellik uykusuna dalınır. Akşam
konaklanacak koya hareket edilir. Akşam yemeğinden önce karaya çıkılıp yeni
bitkiler, hayvanlar, patikalar keşfedilir. Akşam Barbeküsü ile geçenin geç
vaktine kadar sohbet edilir.
Yanımıza neler almalıyız ?
Mavi Yolculuk Mayıs'tan Ekim sonuna kadar yapılabilir. Denize girileceği için
2-3 takım mayo, ve havlu. Yat üzerinde vakit geçirmek için birkaç tişört ve
şort, Serin akşam vakitleri için uzun kollu bir svet-şört ve pantolon, Ayrıca
güneşten korunmak için krem, şapka, gözlük. Doğada yürüyüş yapmak için spor
ayakkabıları ve deniz felsefesine uygun birkaç kitap.
Hangi yatı seçmeli ?
Günümüzdeki yatlar çeşitli form ve kalitede üretilmektedir. Mürettebatlı ve
mürettebatsız olmak üzere ikiye ayrılır. Yelken tekneleri mürettebatsızdırlar.
Guletler ise mürettebatlıdırlar.
Tekil misiniz / Çoğul musunuz ?
Tekilseniz Bodrum, Marmaris, Fethiye ve Antalya limanlarından haftanın çeşitli
günlerinde kalkan sabit geziler düzenleyen kabin charter tekneleri mevcuttur.
Şayet bir grupsanız tarzınıza ve kesenize uygun özel bir yat seçebilirsiniz. Bu
konuda özellikle yat firmaları ile fikir alış-verişinde bulunmanızı önemle
bildiririz.
Hangi Rota ?
Bodrum, Marmaris, Göcek, Fethiye, Antalya limanlarından çıkılarak istenilen
yönde istenilen güzergahta arzu edilen yerler ziyaret edilir.
Önce karar verin !!
Tüm tekneyi mi kiralayacaksınız, yoksa < Kabin Charter > turlarına mı katılmak
istiyorsunuz ?
Hangi tarz yat ? Mürettebatlı /-sız mı ?
Mavi Yolculuk Tarihi :
Bilinenin aksine ilk olarak 1945 yılında Kuşadası'ndan başlayıp Bodrum'da sona
erdi. Bu geziye Eyüboğlu kardeşler yani Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi
Eyüboğlu, Sabahattin Ali, Fuat Ömer Keskinoğlu gibi aydın ve sanatçılar katıldı.
Bu ilk gezi " Macera " isimli küçücük bir tekne ile her türlü konfordan yoksun
idi. Teknenin üst güvertesinde yatılıyor, yemek ve bulaşıklar sıraya göre
pişirilip sonrada yıkanıyordu. Tuvalet ihtiyacı doğada gideriliyordu.
Kuşadası'ndan güneye seyir edilirken özellikle Samos Adası ile Samsun dağları
arasındaki rüzgarlar ve dalgalar yüzünden katılımcıların çoğunu deniz tuttuğu
için bundan sonraki Mavi Yolculuğun Bodrum'dan yapılmasını kararlaştırıyorlar.
1950'li yıllarda Bodrum'dan çıkan bu geziler daha çok Gökova Körfezine yapıldı.
Bu körfezin rüzgardan ve dalgalardan daha korunaklı olması, bitki örtüsünün
yeşile bol ve gür olması, yüksek dağlarla çevrilmiş olması ve Sedir Adasının
kumu yani söylenceye göre Mısır kraliçesi Kleopatra'nın bu adayı çok sevmesinden
dolayı Romalı Mark Antonius Mısır'dan gemiler dolusu özel Mısır kumunu buraya
getirtmiş ve boşaltmış.
1960'lı yıllarda Sabahattin Eyüboğlu önderliğinde " Hürriyet " isimli tekne ile
mavi yolculuk serüveni devam etmiş.
Yapılan tüm mavi yolculukların hedefi eğlenceden çok, Ege kıyılarını ve
kıyılardaki ilkçağ uygarlıklarını tanıtmak, doğadan kopan insanı doğaya geri
döndürmek, doğayla yeniden buluşturmak idi. Ayrıca doğanın sunmuş olduğu cömert
coğrafyaya bu kıyıların yüzyıllar içinde yoğurduğu tarihsel ve kültürsel
hazineleri birlikte özümsemekti.
Tatil geçirmek üzere denizi seçmenin pek çok nedeni vardır. Bir kere, deniz
zevkin ta kendisidir… Dalgaların, rüzgârın ve yelken açmanın yarattığı iç
rahatlığının birbirlerine karışımı bir başkadır; tekbaşınalık ve kendine
yeterlilik duyguları, doğayla başbaşa iletişim, arkadaşlarla bir arada olmak ve
kişinin kendi kendineliği, deniz üstünde doruğa ulaşır. Tekneyle gezinmek için,
taptaze esen rüzgârın, pırıl pırıl suların ve bol güneşin olduğu pek çok güzel
yer vardır. Peki, öyleyse neden ille de Türkiye'nin Ege kıyıları seçilir?
Nedeni, yalnızca tekneyle gezmek değildir, çünkü dünyanın pek çok kıyısında bu
zevk tadılabilir; ancak, demir atıldıktan sonra yaşanılanlar önemlidir. Ege
kıyıları boyunca koyların ıssızlığı, köylülerin samimiyeti, görülmesi gereken
tarihsel yerler.Tüm bunlar Türkiye'yi deniz yoluyla dolaşmayı çok özelleştirir.
ntik kalıntıların anayurdu ve en eski çağlarda en ünlü kişilere tanık olmuş
Ege'nin Türkiye kıyılarındaki denizinin dünyada eşi benzeri yoktur. Bilindiği
gibi, tarih boyunca eski Yunanlılar bu kıyılarda bir çok medeniyet kurmuşlardır.
İskender ve lejyonları, dünyanın bu en zengin şehirlerini yağlamak üzere
buralarda durakladılar. Bodrum yakınlarında, bir yanda Sezar donanmasını
toparlarken, diğer yanda da Antonyo ve Kleopatra, ait kıyılarda keyif
sürmekteydiler. Aziz Pol (St. Paul) sık sık buraya gelerek, Asya'nın yedi
kilisesini kurdu. Bu arada John da Hz. Meryem'i ıslah olmak üzere Kuşadası'nın
yukarısındaki dağlarda bulunan son barınağına gönderdi. Kanuni Sultan Süleyman,
orduların Marmaris'te düzene sokarak, güçlü Rodos kalesindeki Haçlı
şövalyelerine saldırdı. Aynı sularda, General Nelson, Mısır'dan geri çekilen
Napolyon'u kovaladı.
Deniz taşımacılığından yararlanılarak; ticaret, ticari ilişkiler ve medeniyet
gelişti, kültür arttı ve bu topraklar tarih boyu orduların uğrak yeri oldular.
Bir zamanlar, kara yolculukları kervancılıktan biraz daha geliştiğinde,
denizaşırı ticaretin boyutları, tarihi Ege kıyılarındaki bir çok şehrin
kurulmasını ve korunmasını gerektirdi.
O zamanlar yük gemileri, bugünkü keyfi gemi yolculuklarının rotalarında, kıyıya
iyice yakın seyrediyorlardı ve rüzgâr çıktığında, rahatlıkla koylara
sığınabiliyorlardı. Bu yörede tarih boyunca şehirler kurularak, denizciler
barındı. Özellikle de Knidos, bugünün Datça'sının yakınlarından, Lorima
Yarımadası'nın ucunda bulunan geçen gemilerin mecburen ikmal yaptıkları ve
kıyıdan yukarılara doğru yelken açmadan önce, şiddetli kuzey rüzgârının
dinmesini bekledikleri bir noktaya taşındı. Zamanla, yaşamlarını deniz
ticaretinden sağlayan sayısız Helenistik şehrin bütün direnmelerine karşın,
kıyılar dolarak sığlaştı, bu sitelerin önemleri ve deniz ticaretleri giderek
azaldı.
15-25 metrelik ticaret gemilerinin çağı yakın zamanlarda sona ermiştir. 25 yıl
kadar önce ticari taşımacılığın çoğu böyle yerli yapı ahşap teknelerle
sürdürmekteydi. Yol boyunca zevkle seyredilen manzaralardan dolayı, bu deniz
yolculuğunun adına modern bir Türk deyişle "Mavi Yolculuk" denilmektedir.
Bugün, yerel kıyı trafiğini yalnızca gezinti tekneleri oluşturur. Büyük yük
gemileriyse, açık denizlerde seyreder. Ara sıra inşa edilen balıkçı teknelerinin
dışında, yüzlerce tersanede, gezinti tekneleri inşa edilmektedir. İdeal iklim
koşulları, davet edici sular ve her biri kendine özgü güzellikte birçok sayıda
eski liman, koy ve kıyılar, başka birçok hoş ve çekici özellikler, modern
Türkiye'nin misafirperverliği ile Ege'nin Türkiye kıyıları, Akdeniz üzerindeki
deniz yolculuğunu çok çekici hale getirmekte ve bu seyir cennetine özel bir isim
verdirmektedir: Turkuvaz kıyılar.
Turkuvaz kıyılar, kuzeyde Kuşadası'ndan güneyde Antalya'ya kadar yaklaşık 350
deniz milidir. Birbirine karışmış kıvrım kıvrım kıyılar, uzunluğu iki kez
artırır. Hem körfezin karşısında ve her burnun etrafında ya yeni bir koy uzanır
veya küçük bir köy, ya da antik bir site yer alır.
Bodrum'dan çevreye kalkan gezi amaçlı tarifeler çok çeşitlidir. Bodrum
yarımadasının kuzey ucundaki ıssız Güllük Körfezi'nde, düzinelerde metruk koy
boyunca gümrah ormanlar kayalık kıyılara doğru alçalır. Ziyaretçiler, sayısız
metruk koyun ağaçlıklı yamaçlarında otlayan keçi sürülerinin boyunlarındaki
çanların seslerini duyar. Güllük Körfezi'nden yalnızca bir kaç kilometre
içerilerde antik Didim harabeleri ve Iasos yer alır. Doğuştan denizci konuklar
buralardaki harabelerin arasında demir atar, yerel denizcilerin yakaladığı
balıkları birer birer tadarlar.
Bodrum'dan güneydoğuya doğru, Güllükten daha çok tanınan Gökova Körfezi yeralır.
Gökova'nın sayısız koyları, birer birer, kendilerine has keyiflerin türlerini
sunarlar. Deniz kenarındaki köy ve tavernalar daha kalabalık ve canlı birer
atmosfere sahiptirler. Gökova'nın içindeki bir ada üzerinde kurulu antik Keramos
şehri kalıntıları da ayrıca ünlüdür. Kleopatra kumsalının, Kleopatra ve
sevgilisi Antonyüs için Mısır'dan getirtildiği rivayet edilir. Gökova'nın
güneybatı ucunda, bir zamanların en büyük şehri ve antik çağın en büyük
heykeltıraşı Preksiteles'in vatanı olan Knidos'un kalıntıları yer alır. Bugün
Knidos'a ancak deniz yoluyla ulaşılır; binlerce yıl öncesinde de olduğu gibi, bu
tarihi liman yatları barındırır.
Gökova Körfezi'nin ardında güneyde Antalya'ya doğru kıyı 200 mil uzanır. Datça
Yarımadası'nın uzun burnunun altındaki Hisarönü Körfezi'nde, doğuştan denizci
konukların keşfedebilecekleri yüzlerce koy ve ada bulunmaktadır. Hisarönü'nün
ardında yer alan ünlü Marmaris'in geniş koyunda, Türkiye Ege'sinin en büyük
otelleri ve marinası yer alır.
Marmaris'ten Antalya'ya kadar uzanan kıyı, olağanüstü güzellikleri gözler önüne
serer. Karetta Kaplumbağaları'nın son yuvalandıkları yer olan İztuzu kumsalı
yemyeşil Dalyan'ı korur. Nehrin ağzındaki kumsalın karşısında bulunan küçük
teknelerin getirdikleri konuklar ünlü Kaunos harabelerini ziyaret ederler.
Körfeze iyice sokulmuş Göcek Köyü ile gürültülü Fethiye Limanı, Fethiye
Körfezi'nin içindedirler. Fethiye'nin güneyindeki Ölü Deniz'in çakıllı kumsalı,
benzeri görülmemiş güzellikteki küçük limanı korur. Küçük birer köy olan Kalkan
ve Kaş'I ziyaret edenler, batık şehri ve Osmanlı Kalesi'ni görme şansını elde
ederler. Mavi yolculuğun son durağı Antalya'dır. Konuk tekne burada eski
kasabanın gölgesine demir atar. İçindeki ziyaretçiler de Türkiye'nin en büyük ve
en ünlü yazlık şehirlerinden birinin gece yaşamından ve eğlence türlerinden
örnekler yaşarlar. Bir çok uğrak limanının büyüleyici ve pırıl pırıl
güzelliğinin yanı sıra, Mavi Yolculuk sırasında, gulet tipi özel yapıdaki tekne
ile pek çok yer gezilip görülebilir. İtalyanca'daki "Gouletta" sözcüğünden gelen
"Gulet"ler, geleneksel Akdeniz yelkenli teknelerinin çağdaş uyarlamalarıdır. Ege
çamından yerel olarak inşa edilen guletin, geniş kaburgalı bir güvertesi ve
geniş hacimli kabinleri vardır. Kaptan, aşçı ve tayfadan oluşan mürettebatı ve
doğaya uyumlu görüntüsüyle guletler, turkuvaz kıyıların keyfini çıkartmak için
idealdir.
Denizi yüzlerinde hissetmek için yaratılmış deneyimli veya acemi denizciler, bu
turkuvaz suların keyfini çıkartabilmek için, kıyılardaki Kuşadası, Bodrum,
Marmaris veya Antalya gibi belli başlı limanlardan; yat, üstü açık tekne,
filotilla ve gulet gibi çeşitli türde tekneler kiralayabilirler.
Ege'nin Türk kıyıları, doğası, tarihi ve konukseverliği ile, benzer yörelerden
farklıdır. Buralara kolayca gelinebilir. Geldikten sonra da, modern dünyanın
dert ve kederlerinden uzaklaşılır. Antik tarih, tenha koylar ve zamanın dışında
kalmış köyler… Şehirlerin itiş kakışından ve telaşlı sayfiyelerden yalnızca kısa
bir mesafedeki bu yerler, en yorgun konukların bile, biraları gelerek
keşfetmelerine fırsat verir. Mavi Yolculuk, bir başka yerde asla görülemeyecek
keşifler yapılacağını garanti eder.