

Ankara
ankara ankara rehberi emlak ankara ankara haritası ankara net ankara üniversitesi ankara emniyet ankara büyükşehir ankara barosu ankara büyükşehir belediyesi ankara oyun havaları ankara sigorta ankara edu ankara su ted ankara ankara harita ankara belediyesi ankara üni ankara hukuk ankara mobilya ankara edu tr ankara ticaret odası ankara sosyete ankara emniyet müdürlüğü ankara haber ankara su kesintisi ankara meb ankara fen lisesi ankara emeklilik ankara mamak ankara resimleri ankara tıp ankara numune ankara gazi ankara numune hastanesi ankara trafik ankara sincan ankara keçiören ankara valiliği www ankara net ankara hava durumu hürriyet ankara ankara sinema ankara kızılay ted ankara koleji ankara siteler ankara gölbaşı ankara hastanesi toki ankara ankara posta kodu ankara spor ankara otel ankara gazi üniversitesi ankara büyük şehir ankara ulus istanbul ankara ankara gücü ankara büyük şehir belediyesi ankara çankaya ankara yenimahalle ankara adliyesi ankara belediye ankara otelleri ankara anadolu liseleri ankara milli eğitim ankara etimesgut ankara fen ankara ünv ankara koleji ankara vergi dairesi ankara şehir haritası ankara kalesi ankara anadolu lisesi ankara oto ankara oteller ankara atatürk lisesi ankara haberleri sabah ankara ankara üniversitesi tıp fakültesi ankara hava ankara universitesi ankara haritasi ankara üniv oibs ankara ankara müftülüğü ankara pol ankara dikmen ankara polatlı ankara polis ankara kiralık ankara chat ankara havaları ankara ilçeleri nakliyat ankara ankara savaşı ankara il milli eğitim ankara batıkent ankara etlik ankara otobüs ankara eryaman eski ankara ankara eczacı odası ankara ziraat ankara atatürk anadolu lisesi ankara oyun havası ankara ili ankara bahçelievler ankara turkey ankara sinemaları ankara lisesi ankara iş ankara metro ankara diş ankara siyasal kuzey ankara kiralık ev ankara ankara havası ankara ticaret odasi ankara 1 bölge ankara masaj ankara çubuk ankara havuz weather ankara ankara üniversitesi hukuk fakültesi ankara antalya oibs ankara edu tr bilgisayar ankara ankara anadolu ankara balgat ankara oyun havalari ankara bel ssk ankara ankara il sağlık ankara izmir ankara devlet tiyatrosu ankara cebeci ankara sanayi odası ankara geceleri thy ankara ankara com kiralık daire ankara ankara ostim ankara elektrik ankara il sağlık müdürlüğü ankara ünüversitesi mhp ankara ankara iş ilanları ankara aşti ankara evden eve ankara kazan

 |
Ankara, Orta Anadolu'nun kuzeybatısında bulunan Kızılırmak ve Sakarya
nehirlerinin kollarının oluşturduğu ovalarla kaplı bir bölgedir. Bu bölgede
orman alanları ile step ve bozkır alanlarını bir arada görmek mümkündür. İlin
kuzey sınırının Kuzey Anadolu sıra dağlarının kolları olan dağlar, Orta Anadolu
düzlüklerinin devamı olan ovalar çizer. Güney kısmında Tuz Gölü çanağı, Kepez
Ovaları ve Hacıbekirözü gibi düzlükler bulunur. Bu düzlükler arasında volkanik
Karadağ ile Karasimir Dağı, Paşa Dağı ve Teke Dağı yükselir.
Orta kesimlerden kuzeye doğru yaklaştıkça Haymana, Bala hattının kuzeyinde Kuzey
Anadolu sıra dağları ile irtibatları bulunan dağ sıraları belirir. Bunların
arasında İdris ve Elmadağları yükselir. Güney Batı Kuzey-Doğu doğrultusunda
Güre, Elma, İdris, Karyağdı-Mire-Aydos-Çile, Ayaş ve Hıdır dağ sıraları arasında
çöküntü alanları ve kıvrılmalarından dolayı Balaban, Mogan Gölü, Çubuk, Mürted
ve Babayakup Ovaları meydana gelmiştir. Ankara Ovası doğu-batı yönünde
uzanmıştır. Sakarya ve Kızılırmak nehir kolları arasında çukurlarda münferit
olarak yüksek sıradağları görmek mümkündür.
Kuzeyde, Çubuk ve Kızılcahamam ilçelerinde yer yer sarp görünüşlü Yıldırım, Işık
ve Yakut dağları, Batıda Ayaş, Beypazarı ve Nallıhan ilçelerinin kuzey sınırları
Karakiriş, Kartal ve Manastır dağları ile çevrilmiştir. Güney bölgedeki dağlar
tatı meyilli, yuvarlak sırtlı ve üzerleri düzdür. Bu alanda yükseklikler
1050-1500 m. arasındadır.
İl sınırları içinde Mogan, Eymir, Karagöl, Kurumcu ve Samsun gölleri bulunur.
Bölgede yer yer volkanik arazilere rastlanır. Bu kütle üzerinde 2378 m.
yüksekliğindeki Köroğlu Dağı ile Mahya Tepesi (2006 m.) yükselir. İlin
güneydoğusunda Hüseyingazi dağı kültesi bulunur.
İlin arasizisini Sakarya ve Kızılırmak nehirleri ile Çubuk Çayı, İncesu ve Ova
Çayları sular.
İklimi : İlin geniş arazisinde yer yer iklim farklılıkları görülür. Güneyde, İç
Anadolu ikliminin bariz özellikleri olan step iklimi, kuzeyde ise, Karadenz
ikliminin ılıman ve yağışlı halleri görülebilir. kara ikliminin hüküm sürdüğü bu
bölgede kış sıcaklıkları düşük, yaz ise sıcak geçer. En sıcak ay Temmuz-Ağustos,
en soğuk ay ise Ocak ayıdır.
Bölgeye düşen yağış miktarları kuzey ve güney kesimlerde farklılık gösterir.
Kuzeyde Kızılcahamam ve Çubuk, Karadeniz yağış rejimi özelliğini; güney ise İç
Anadolu karakterini taşır. Bölgenin yapısı gereği özellikle kış aylarında sis
olayı oldukça fazla görülür ve hayatı etkiler.
İl bazında ortalama sıcaklık 10-13oC arasında, aylık ortalama yağış miktarı da
11-55 mm arasındadır. En yüksek sıcaklık değeri 41.4oC ile Sarıyar istasyonunda;
en düşük sıcaklık da sıfırın altında 32.2oC ile Esenboğa istasyonunda
kaydedilmiştir. Donlu günler sayısı yılda ortalama 60-117 arasında, karla örtülü
günler sayısı ise yılda toplam 10-70 gün arasında değişmektedir. En yüksek kar
kalınlığı 82 cm. olarak Kızılcahamam istasyonunda kaydedilmiştir.
İl merkezi ve istasyonların rüzgar durumuna genel olarak bakıldığında; hakim
rüzgarın topografik yapıya bağlı olarak değişim gösterdiği açıkça görülür. Buna
göre hakim rüzgar Ankara (merkez), Esenboğa, Çubuk, Ayaş ve Yenimahalle'de
kuzeydoğu, Haymana (İkizce), Sincan, Dikmen ve Nallıhan'da batı, Polatlı ve
Şereflikoçhisar'da kuzey, Etimesgut ve Elmadağ'da güneybatı, Kızılcahamam'da
güneydoğu ve Beypazarı'nda kuzey-kuzeydoğudandır. Kuvvetli rüzgarların görüldüğü
aylar mart ve nisan aylarıdır. Ankarada tespit edilen en yüksek rüzgar hızı
güne, güneydoğu yönünden 32.1 m/sn. dir
Normal şartlarda günlük olarak basıncın değerlerinde fazla değişiklik görülmez.
Ancak yurdumuzu etkileyen hava kütlelerine bağlı olarak değişmeler gözlenir.
Uzun yıllar değerlerine göre; ankara'nın ortalama basınç değeri 912.7 mb.,
tespit edilen en yüksek basınç değeri 936.5. mb. ve en düşük basınç değeri 882.6
mb.dır.
Bitki Örtüsü: Etrafı dağlarla çevrili olan Ankara, kışları soğuk, yazları kurak
geçen bir iklime sahiptir. En yağışlı mevsim ilkbahardır.
Bu iklim şartları ve topografik yapı Ankara ve çevresinde iki ayrı bitki
topluluğunun (step ve orman) gelişmesine imkan sağlamıştır. Yörede en yaygın
olan bitki topluluğu step (bozkır)tir. Step bitki örtüsü az yağış alan çukur
alanlarda ve platolar üzerinde yaygın haldedir. Bu bitki topluluğu içinde ağaç
yok denecek kadar azdır. Genelde dikenli çalılar dikkati çeker. Bunun yanısıra
akarsu boylarında sıralar halinde görülen iğde, söğüt ve kavak ağaçları step
içerisinde yer alır. Step bitki örütüsünün en yaygın türlerini otlar oluşturur.
Çoğu küçük boylu olan bu bitkiler birbiri yanında ve kümeler halinde
toplanmıştır. Step bitki topluluğunun başlıca türlerini kısa boylu çayırlıklar,
ayrıkotu, keven, sorguçotu, üzerlik otu, katırtırnağı, yabani arpa, püsküllü
çayır, hardalotu, yemlikotu, yılgınotu, yavşanotu, gelincik, papatya, hatmi,
kekik, sütleğen, ballıbaba, yabani gül, böğürtlen ve isimlerini sayamadığımız
birçok bitki oluşturur.
Ankara çevresinde plato üzerinde yükselen münferit dağlar ile kuzeydeki dağlık
sahada yağışlardaki artış yüzünden orman örtüsü kendini belli etmeye başlar.
Bozkır (step) ortasında adacıklar halinde görülen ormanlar, genelde tahripten
arta kalan korulardır. Bu tür ormanlarda hakim ağaç türü karaçam, ardıç ve yer
yer meşedir. Kurakçıl orman deyimiyle adlandırılan bu ormanlara en güzel önreği,
Beynam Ormanı oluşturmaktadır. Ankara'nın kuzeyindeki Kızılcahamam ilçesi
yakınlarından başlamak üzere orman örtüsü sıklaşmaya ve gürleşmeye başlar ki,
burada iğne yapraklı ağaçlar yaygın türü oluştururlar.
Ulaşımı: Karayolu, demiryolu ve havayolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Türkiye’nin
karayolu ve demiryolu ağı merkezinde olması nedeniyle ülkenin her yerine ulaşmak
mümkündür. İç ve dış hatlarla hizmet veren uluslararası havalimanı
bulunmaktadır.
Tarihi: Ankara’nın ilk yerleşim tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak
bölgede yapılan araştırmalar, kentin Paleolitik Çağ’dan itibaren yerleşme alanı
olduğunu göstermektedir.
Kızılcahamam yöresinde yapılan araştırmalarda; Paleolitik Çağ’a ait buluntulara
rastlanmış olup, Eti Yokuşu, Ahlatlıbel, Karaoğlan ve Koçumbeli’nde de Eski Tunç
Çağı’na ait buluntular ortaya çıkarılmıştır.
Hitit eserlerinde sık sık rastlanan Ankuva, muhtemelen bugünkü Ankara kentinin
bulunduğu yerdir. Mürtet Ovası yakınındaki Bitik’te Hitit yerleşmesi ve Haymana
ilçesi yakınlarındaki Gâvurkale’de Hitit dönemine ait önemli bir kutsal yerleşim
bulunmaktadır.
Ankara’nın kent olarak ilk kuruluşu Phyrigia dönemindedir. Phyrigia’nın başkenti
Gordion bugünkü Ankara sınırları içinde kalmaktadır ve İç Anadolu’nun en önemli
antik kentlerinden birisidir. Efsanelere göre Ankara’yı da büyük Phyrigia Kralı
Midas kurmuştur. Phyrigialılar buraya gemi çapası anlamına gelen “Ankyra” adını
vermişlerdir. Yörede bulunan tümülüsler, özellikle M.Ö. 750-500 yılları arasında
Ankara yöresinde Phyrigia yerleşmesinin önemini göstermektedir.
Phyrigia Devleti’nin yıkılmasından sonra Lydialıların ve daha sonra Perslerin
hâkimiyetine geçen kentin Pers Kralı I. Dareios döneminde (M.Ö. 522-486)
yapılmış olan ünlü kral yolu üzerinde küçük bir ticaret merkezi olduğu
bilinmektedir. Aradan iki asır geçtikten sonra Büyük İskender, Anadolu’daki Pers
hâkimiyetine son vermiştir.
M.Ö. 278-277 yılında Avrupa’dan Anadolu’ya gelen Galatların bir kolu olan
Tektosagların Ankara’yı başkent yaptıkları bilinmektedir. Ankara Kalesi’nde
görülen ilk yapı bu devirden kalmadır.
Roma İmparatoru Augustus M.Ö. 25 yılında kenti Galatlardan alarak bu bölgeyi
Roma’nın bir eyaleti olarak Roma İmparatorluğu’na bağlamış ve Ankara’yı
Galatia’nın başkenti yapmıştır. 1. ve 2. yüzyıllarda Ankara, Anadolu’da Roma yol
ağının çok önemli bir kavşağı niteliğini kazanmış, yönetimsel ve askeri
işlevleri gelişmiş bir kenttir. Roma İmparatorluğu’nun zayıflaması ile 3.
yüzyılda Ankara önemini kaybetmiştir. Daha sonra Bizans İmparatorluğu’nun eline
geçen kent 334-1073 yılları arasında Bizans İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altında
kalmıştır.
1071 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Malazgirt’te Bizans ordusunu
yenmesinden sonra 1073 yılında Ankara Türklerin eline geçmiştir. Bu tarihten
başlayarak Osmanlılar tarafından Anadolu’nun siyasal birliğinin kurulmasına
kadar geçen sürede kent, Türk beylikleri, Bizans ve Moğol egemenliği altında
değişik dönemler geçirmiştir. 1300’lü yıllardan başlayarak Ahi merkezlerinden
biri olarak ticari işlevlere sahip olan Ankara, Osmanlı İmparatorluğu’nun
yükselme döneminde de önemli bir ticaret merkezi olmaya devam etmiştir.
Ankara’daki Ahi örgütü, kervanların ve ordunun deri ve demirden yapılmış malzeme
gereksinimini karşılıyor ve aynı zamanda İç Anadolu’da geniş bir bölgede
üretilen tiftik Ankara’da işleniyordu. 19. yüzyıla kadar önemini koruyan Ankara,
daha sonra önemini yitirmeye başlamış, kentin 1892 yılında bir demiryolu ile
İstanbul’a bağlanması da bu durgunluğu çözememiştir. 20. yüzyılın başında
yaşanan savaşlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı ve 1917 yangınının da
etkisi ile daha da gerileyen kent, Kurtuluş Savaşı sırasında yeniden önem
kazanmaya başlamıştır.
Kurtuluş Savaşımızın idare edildiği bir merkez olarak, adı milli mücadelemizin
sembolü haline gelen Ankara 13 Ekim 1923’te başkent olmuştur.
İLÇELERİ
Ankara ilinin ilçeleri; Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Sincan,
Yenimahalle, Akyurt, Ayaş, Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çubuk, Elmadağ, Evren,
Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kalecik, Kazan, Kızılcahamam, Nallıhan, Polatlı ve
Şereflikoçhisar' dır.
Akyurt : Kent merkezine 33 km. uzaklıktadır. İlçeye bağlı Balıkhisar Köyüne 1 km
uzaklıkta, M.Ö. 3000 yılı ortalarından itibaren yerleşime sahne olmuş, Eski Tunç
Çağına ve sonrasına ait büyük bir höyük bulunmuştur.
Altındağ : Kent merkezine 1 km. uzaklıkta, Selçuklular , Osmanlılar ve daha eski
medeniyetleri kapsayan ilçede; Ankara Kalesi, Augustus Tapınağı, Julianus
Sütunu, Roma Hamamı, Cumhuriyet Anıtı, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Devlet
Resim ve Heykel Müzesi, Etnografya Müzesi, Kurtuluş Savaşı Müzesi ve Cumhuriyet
Müzesi bulunmaktadır. Ayrıca Karacabey, Ahi Şerafettin, Hacı Bayram Veli Efendi,
Karyağdı, Gülbaba ve İzzettin Baba Türbeleri ile Hacı Bayram, Aslanhane, Ahi
Elvan, Alaaddin, Zincirli ve Kurşunlu camileri de ilçe sınırları içerisindedir.
Ayaş : Kent merkezine 58 km. uzaklıktaki Ayaş İlçesi kaplıcaları ile ünlüdür.
Karakaya Kaplıcası ile 23 km. batısındaki Ayaş içmelerinin mineralli ve
radyoaktifli suların sağlık açısından önemli bir zenginlik kaynağıdır. Karadere
Bağlan, Ova Bağları, Arıklar Bağları, Kirazdibi Bağları ilçenin diğer tabiat
varlıklarıdır.
Bala : Ankara'nın güneyinde yer alan Bala ilçesi sınırlarındaki, ilçeye 35 km
uzaklıktaki Beynam Ormanları Balâ ilçesinin olduğu kadar Ankara'nın da önemli
mesire yerlerindendir. Burası genellikle çam ormanlarıyla kaplıdır.
Beypazarı : Ankara'ya 99 km. mesafede olan Beypazarı ilçesinin tarihi Hitit ve
Friglere kadar uzanmaktadır. Beypazarı'nın bir piskoposluk merkezi olduğu,
adının önceleri Lagania, Anastasıopolıs olarak değiştirildiği tarihi eser ve
haritalardan anlaşılmaktadır.
Beypazarı, tarihi evleri, gümüş işçiliği ve havucu ile ünlü şirin bir ilçedir.
Boğazkesen Kümbeti, Suluhan, Eski Hamam, Sultan Alaaddin Cami, Akşemseddin Cami,
Kurşunlu Cami, Rüstem Paşa Hamamı, Gazi Gündüzalp Türbesi (Hırkatepe), Kara
Davut Türbesi (Kuyumcutekke), Karaca Ahmet Türbesi, ilçe sınırları içerisinde
olup görülmeye değer tarihi mekanlardır.
İlçeye 10 km. uzaklıkta bulunan Tekke Yaylası, 44 km uzaklıktaki Karaşar
beldesinde bulunan Eğriova Yaylası ve Gölü, Dereli köyü civarında peri
bacalarını andıran yapılar ilçenin ilgi çekici yerleridir.
Çamlıdere : Ankara'nın kuzeybatısında yer alan Çamlıdere ilçesinin şehir
merkezinden uzaklığı 108 km. dir. İlçede Selçuklu dönemine ait Peçenek
Beldesinde bir Camii bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Bizans Dönemine ait mezar ve
yerleşim yerleri kalıntılarına da rastlanılmaktadır.
Çankaya : Çankaya İlçesi, şehir merkezine 9 km. uzaklıktadır. Ankara'nın önemli
ilçelerinden olan Çankaya İlçesi, ili merkezine yakın pek çok semti içine alır.
Atatürk Orman Çiftliği, Eymir Gölü, Elmadağ Kayak Tesisleri, Ahlatlıbel Spor ve
Eğlence Merkezi ilçe sınırlarındadır.
Anıtkabir, Atatürk Müzesi, Atatürk Anıtı (Zafer Anıtı-Sıhhiye), MTA Genel
Müdürlüğü Tabiat Tarihi Müzesi, Güvenlik Anıtı, Etnografya Atatürk Anıtı, Doğa
Tarihi Müzesi, ODTÜ Arkeoloji Müzesi, Devlet Resim ve Heykel Sergi Salonu, Anıt
Park, Botanik Bahçesi, Abdi İpekçi Parkı, Güven Park, Kurtuluş Parkı, Kuğulu
Park, Milli Egemenlik Parkı, Ahmet Arif Parkı, 100. Yıl Kapalı Yüzme Havuzu,
Belediye Buz Paten Sahası gibi spor alanları, Oyuncak Müzesi (Cebeci-Ankara
Üniversitesi Eğitim Fakültesi), Hitit Anıtı, Atakule, TBMM ilçenin başlıca
turistik yerlerindendir.
Çubuk : Çubuk, Ankara şehir merkezine 39 km uzaklıktadır. Aktepe' de bulunan bir
kale harabesi ve Karadana Köyünde Oyulu Kaya Mezarı Hitit kalıntılarıdır.
Çubuk II. Barajı drenaj alanında bulunan ormanlık ile Karagöl mevkiinde bulunan
ormanlık alanlar önemli mesire yerleridir.
Elmadağ : Kent merkezine 41 km. uzaklığındadır. Kökü Selçuklulara kadar uzanan
halıcılık, el dokuması, kilim, heybe ve çantalar kültür zenginliklerini günümüze
kadar getirmiştir.
Etimesgut : Etimesgut ilçesinin Ankara şehir merkezine uzaklığı 20 km. dir. Gazi
Tren istasyonu ve Atatürk'ün İstanbul'a gidiş gelişlerinde uğurlandığı Etimesgut
Tren İstasyonu tarihi yapı özellikleriyle dikkat çekicidir. Etimesgut'a adını
veren Ahi Mes'ud, Ahi Elvan gibi Türk büyüklerinden, Ahi Elvan Hazretlerinin
Türbesi Elvanköy' de Elvanköy Cami avlusunda bulunmaktadır.
Evren : İl merkezine 178 km. uzaklığındadır. Çevrede rastlanan höyük ve kilise,
kale kalıntıları bu yörenin İslamiyetten çok önceleri yerleşim yeri olduğunu
göstermektedir. İlçe sınırları içerisinde Evren-Sarıyahşi yolu üzerinde Evren' e
2 km. uzaklıkta bir höyükte bin yıla ait seramik kalıntılarına rastlanmıştır.
Çatalpınar Köyünün 2 km güneybatısında bulunan Sığırcık Kalesi Geç Bizans ve
Osmanlı Dönemine aittir.
Gölbaşı : Ankara'ya 20 Km. uzaklıktaki Gölbaşı ve çevresi Ankara'nın mesire,
sayfiye, turizm ve sanayi bölgesi durumundadır. Mogan ve Eymir Gölleri, doğal
güzelliği, temiz havası ve balık üretimi ile ilçeye turistik bir değer
kazandırmaktadır.
İlçe sınırlarında, İncek, Hacılar ve Tulumtaş köyleri arasındaki Karayatak Tepe
Mevkiinde yer alan Tulumtaş Mağarasında görülmeye değer dikit, sarkıt ve
sütunlar bulunmaktadır.
Haymana : Kent merkezine uzaklığı 73 km. olan Haymana kaplıcalarıyla dünyaca
ünlüdür. Kaplıcaların tarihi Hititlere kadar uzanmaktadır. Hititlerden sonra
Romalılar devrinde kaplıca tesisleri yeniden onarılmış, ayrıca kaplıcanın 1-1.5
km doğusunda halen harabeleri bulunan bir şehir kurularak, bu bölge bir su
tedavi merkezi haline getirilmiştir.
Kalecik : Kent merkezine 71 km. uzaklıktaki Kalecik ve civarının ilk defa M.Ö.
3500-4000 yıllarında erken Kalkolitik Devirde iskan edilmiş olduğu tahmin
edilmektedir. Hasbey, Saray, Tabakhane Camileri, Kazancıbaba, Alişoğlu Türbesi
ile Kızılırmak üzerindeki Develioğlu Köprüsü ve Kalecik Kalesi belli başlı
tarihi eserleridir.
Kazan : Kazan' ın şehir merkezinden uzaklığı 45 km. dir. İlçenin kuruluş tarihi
kesin olarak bilinmemektedir. Yapılan kazılar sonucu çıkan birçok tarihi eser,
çok değişik medeniyetler zamanında ilçe ve köylerinde yerleşim olduğunu
göstermektedir.
Keçiören : Keçiören ilçesinin Ankara şehir merkezine uzaklığı 3 km. dir.
Ankara'nın Merkez ilçelerinden biridir. Mustafa Kemal'in Kurtuluş Savaşına
hazırlandığı ve karargah olarak kullandığı Ankara Eski Tarım Okulu bugün müze
olarak Keçiören sınırları içerisindedir.
Kızılcahamam : İl merkezine 83 km. uzaklıkta bulunan Kızılcahamam Ankara'nın en
yoğun orman örtüsüne sahip olan yerleşim yeridir. Maden suyu bakımından oldukça
zengin olan Kızılcahamam'a 16 km uzaklıktaki Şey Hamamı Kaplıcası ülkenin önemli
kaplıcaları arasındadır.
Mamak : Mamak ilçesinin şehir merkezine uzaklıgı 7 km. dir. İlçede kültür
hizmetlerini yerine getirmek için şimdiki Belediye Başkanlık Binasının yer
aldığı Konservatuar Binası bulunmaktadır. Ayrıca 75. Yıl Cumhuriyet Anfi
Tiyatrosu, kültürel faaliyet varlıklarından sayılabilir.Tabiat varlıkları olarak
Hatip Çayı, Bayındır Barajı ve önemli 4 mesire yerlerindendir.
Nallıhan : Nallıhan'ın şehir merkezine uzaklığı 161 km. dir.İlçe merkezi 1599'da
Vezir Nasuhpaşa' nın burada bir han yaptırmasıyla teşekkül etmiş, adını bu
Han'dan almıştır. Halen çatısı yıkık olan Han ile birlikte cami ve hamam da
yapılmıştır. İlçede, Uluhan (Köstebek) Köyünde 17. Yüzyılda inşa edilmiş olan
Uluhan Cami de diğer önemli bir eserdir.
Polatlı : Polatlı ilçesinin şehir merkezine uzaklığı 78 km. dir. Bugünkü
Polatlı'nın 20 m. kuzeybatısına düşen Yassıhöyük Köyü ve çevresi bölgede gerçek
bir tarih başlangıcı sayılabilir. Bu çevrede 86 adet tümülüs ve kral mezarları
ve kalıntıları ilçe merkezinde de tümülüs ve şehir kalıntıları bulunmaktadır.
Şereflikoçhisar : Şehir merkezine 148 km. uzaklıktadır. İlçede, Türkiye'nin
ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü bulunmaktadır. Kuzeyinde bulunan Hirfanlı Baraj
Gölünde balıkçılık yapılmaktadır. Tuz Gölü, Kurşunlu Camii, Koçhisar Kalesi ve
Parlasan Kalesi, ilçenin tarihi ve turistik zenginliklerini oluşturur.
Yenimahalle : Yenimahalle'nin şehir merkezine uzaklığı 5 km. dir. Kent
Merkezinde yeralan Yenimahalle'nin tarihini vurgulayan eserler arasında Selçuklu
Hükümdarı Alaaddin Keykubat tarafından 1222 yılında eski Bağdat Ticaret yolunun
geçtiği Ankara Çayı üzerinde yaptırılan Akköprü sayılabilir. Tarihi özelliğini
hala korumakta olan Köprü, 4 büyük, 3 küçük olmak üzere 7 kemerden oluşmuştur.
 |

Mavi Yolculuk
Mavi Yolculuk ve Mavi Tur
Doğayla baş başa kalmak, ıssız koylarda, turkuaz bir denizle bütünleşmek ve
kafanızdaki bütün sıkıntıları atıp, yemyeşil bitki örtüsünü seyre dalmak
istiyorsanız; aradığınız tatil türü mavi yolculuk olabilir. 1950’li yıllarda,
Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın öncülüğünde, Türk aydınları,
yurt gezilerine çıktılar. Edebiyatımızda büyük yeri olan Sebahattin Eyüboğlu,
Azra Erhat gibi aydınlar, her yıl düzenli olarak çıktılar bu mavi yolculuk
gezilerini, kendi sanatlarına yansıttılar. O dönemlerde, herhangi bir lüksü
olmayan teknelerin kullanıldığı mavi yolculuklar; artık içinde sıcak suyu,
banyosu, kliması olan, son derece konforlu teknelerle yapılıyor. Önceden
yolcular, yemeklerini denizden çıkarırken, şimdi teknelerde, lüks restoranları
aratmayacak yemekler hazırlanıyor.
Türkiye’nin eşsiz koylarında, kendi oluşturduğnuz grupla, özel yat kiralayabilir
veya sadece kabin kiralayıp, yeni dostlar edinerek farklı bir tatil
geçirebilirsiniz. Önceleri yabancı turistlerin ilgi gösterdiği mavi yolculuk
tatillerine, son birkaç yıldır, Türklerden de büyük taleb var. “Bir otelde
kalmaktansa, tatilini bir tekne üzerinde geçirmenin ne gibi avantajları
olabilir?“ diye düşünebilirsiniz. Mai yolculukta;şehrin gürültüsünden uzak, tüm
dertlerinizi unutup, gözünüzü her sabah başka bir koyda açabilir;geceleri
yıldızların altında uyuyabilir ve istediğiniz yerde demirleyip, oranın zevkine
varabilirsiniz.
Eğer mavi yolculuğu kafanıza koyduysanız, ilk yapmanız gereken, güvenilir bir
acente bulmak ve onlara, hayalinizdeki tatili anlatmak. Kaç kişi olduğunuzu,
teknede istediğiniz özellikleri, bütçenizi, rotanızı, tatilinizin süresini ve
zamanını belirledikten sonra, yapmanız gereken tek şey, size önerilen tekne
alternatiflerini değerlendirmek ve bir karar vermek olacak. Turlar nisan ve ekim
ayları arasında düzenleniyor. En yoğun aylarsa, temmuz ve ağustos. Ancak
acenteler, mavi yolculuk için en uygun ayların, haziran ve eylül olduğunu
belirtiyorlar.Çünkü hem koylar tenha oluyor hem de deniz suyu sıcaklığı
açısından en uygun aylar bunlar ve tabi güneşin altında kavrulmamış oluyorsunuz.
Denizin üzerinde kalacağınız süreyi yine siz belirliyorsunuz;ister dört gün,
ister bir hafta, isterseniz de on beş gün…Tercihinize göre tekneniz ayarlanıyor
ve işte… Tekneye vuran hafif dalgalar sizi uğurluyor; esen rüzgar ise, sizi alıp
Akdeniz’in en güzel koylarına götürüyor. Deniyor k;i mavi yolculuğun tadını
alanlar, bir daha asla başka bir tatil türü düşünemezler. Her gün başka bir
koyda uyandığınız, yıldızların altında tatlı bir uykunun ardından , denizin
turkuaz maviliğine gözlerinizi açtığınız düşünülürse, neden bir otel odasına
hapsolmak isteyesiniz ki?
Mavi Tur
her sabah ayrı bir ve bakir bir koyda uyanma fırsatı sunmaktadır.Her türlü
konforu bulabilceğiniz günümüz kiralık teknelerinde bir mavi tur yapmayı otelde
konaklamaya tercih edeceğinizden hiç şüphemiz yok…
Yatçılık sektörünün ve ülkemize özgü mavi yolculuğun son yıllarda gördüğü talep
yeni tekneler in yapılmasını sağlamış ve tatil severlerin alternatifi olmuştur.
Tekneler;gulet, aynakıç ve tırhandil olarak üçe ayrılıyor. Hepsi de el yapımı ve
ahşap. Mavi yolculuk için kullanılan tekneler, zamanla müşterilerin isteği
doğrultusunda gelişmiş; aşçısı, servis elemanları ve kaptanıyla, üst seviye
hizmetin sunulduğu tekneler haline gelmiş.
Mavi yolculuğunuz süresince, küçük bir tekne üzerinde olacağınız mürettebatın
seçimini de son derece önemli bir konu. Bu nedenle mavi tur firmaları,
mürettebat seçimini yaparlarken, adayın teknik bilgisinin yanı sıra insan
ilişkilerine de dikkat ediyorlar. Özellikle teknenin yönetimini yürüten kaptanın
seçiminde, insan ilişkilerine çok önem veriyorlar. Denizde bir diğer önemli
görev de aşçıya düşüyor. Aşçılar da genellikle referansla alınıyor. Mavi
yolculuğa kendi grubunuzla çıkacaksanız, yola beraber çıkacağınız
arkadaşlarınızı da iyi seçmeniz gerekiyor. Barış Kaya, tekne turlarına çıkan
grupların, bazen kendi aralarında sorunlar yaşadığını söylüyor: “İnsanlar
zannediyorlar ki, günde birkaç saat beraber oldukları insanla, bir hafta boyunca
teknede kalabilirler. Ama öyle olmuyor maalesef. Kendi aralarında kavga edip
dönebiliyorlar.’’
Tekneler tura çıktığında, günde 3-4 koy gezmeye özen gösteriliyor. Tabii, burada
müşterinin isteği de önemli. Çok beğendikleri bir koyda, istedikleri kadar
kalabiliyorlar. Deneyimli kaptanlar da bu konuda tatilcileri yönlendiriyor. Tur
planı hazırlanırken, denizin ve rüzgarın durumu da göz önüne alınıyor. Hangi
koyun, hangi gün, ne kadar rüzgar aldığı; kaptanlar tarafından biliniyor ve tura
başlamadan önce, deniz haritası üzerinde, misafirlere ayrıntılı bilgi veriliyor.
Teknede uyulması gereken kurallara da önem vermek gerekiyor; tuvaletlerin
kullanımı, ayakkabı ile teknede dolaşılmaması, kabinlerde sigara içilmemesi,
teknedeki araç gereçlerin kullanımı gibi… Mürettebatın sayısı da teknenin
büyüklüğüne göre belirleniyor. Genelde bir kaptan, bir aşçı ve bir servis
elemanı bulunuyor. Servis elemanı, yemeklerin servisinde ve içeceklerin
soğutulmasından sorumlu. Kapta ise, hem mürettebatın hem müşterinin hem de
teknenin yönetiminden sorumlu. Gezi sonunda bahşiş vermek, yat dünyasının bir
geleneğiymiş. Eğer geziden memnun kaldıysanız, mürettebata eşit olarak
dağıtılmak üzere, kaptana bahşiş bırakabilirsiniz.
Deniz üzerinde zaman nasıl geçer ?
Sabah kahvaltısında sonra demir alınır ve gidilecek koya ulaşılır. Denize
girilir, yüzülür. Öğle yemeğinden sonra güzellik uykusuna dalınır. Akşam
konaklanacak koya hareket edilir. Akşam yemeğinden önce karaya çıkılıp yeni
bitkiler, hayvanlar, patikalar keşfedilir. Akşam Barbeküsü ile geçenin geç
vaktine kadar sohbet edilir.
Yanımıza neler almalıyız ?
Mavi Yolculuk Mayıs'tan Ekim sonuna kadar yapılabilir. Denize girileceği için
2-3 takım mayo, ve havlu. Yat üzerinde vakit geçirmek için birkaç tişört ve
şort, Serin akşam vakitleri için uzun kollu bir svet-şört ve pantolon, Ayrıca
güneşten korunmak için krem, şapka, gözlük. Doğada yürüyüş yapmak için spor
ayakkabıları ve deniz felsefesine uygun birkaç kitap.
Hangi yatı seçmeli ?
Günümüzdeki yatlar çeşitli form ve kalitede üretilmektedir. Mürettebatlı ve
mürettebatsız olmak üzere ikiye ayrılır. Yelken tekneleri mürettebatsızdırlar.
Guletler ise mürettebatlıdırlar.
Tekil misiniz / Çoğul musunuz ?
Tekilseniz Bodrum, Marmaris, Fethiye ve Antalya limanlarından haftanın çeşitli
günlerinde kalkan sabit geziler düzenleyen kabin charter tekneleri mevcuttur.
Şayet bir grupsanız tarzınıza ve kesenize uygun özel bir yat seçebilirsiniz. Bu
konuda özellikle yat firmaları ile fikir alış-verişinde bulunmanızı önemle
bildiririz.
Hangi Rota ?
Bodrum, Marmaris, Göcek, Fethiye, Antalya limanlarından çıkılarak istenilen
yönde istenilen güzergahta arzu edilen yerler ziyaret edilir.
Önce karar verin !!
Tüm tekneyi mi kiralayacaksınız, yoksa < Kabin Charter > turlarına mı katılmak
istiyorsunuz ?
Hangi tarz yat ? Mürettebatlı /-sız mı ?
Mavi Yolculuk Tarihi :
Bilinenin aksine ilk olarak 1945 yılında Kuşadası'ndan başlayıp Bodrum'da sona
erdi. Bu geziye Eyüboğlu kardeşler yani Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi
Eyüboğlu, Sabahattin Ali, Fuat Ömer Keskinoğlu gibi aydın ve sanatçılar katıldı.
Bu ilk gezi " Macera " isimli küçücük bir tekne ile her türlü konfordan yoksun
idi. Teknenin üst güvertesinde yatılıyor, yemek ve bulaşıklar sıraya göre
pişirilip sonrada yıkanıyordu. Tuvalet ihtiyacı doğada gideriliyordu.
Kuşadası'ndan güneye seyir edilirken özellikle Samos Adası ile Samsun dağları
arasındaki rüzgarlar ve dalgalar yüzünden katılımcıların çoğunu deniz tuttuğu
için bundan sonraki Mavi Yolculuğun Bodrum'dan yapılmasını kararlaştırıyorlar.
1950'li yıllarda Bodrum'dan çıkan bu geziler daha çok Gökova Körfezine yapıldı.
Bu körfezin rüzgardan ve dalgalardan daha korunaklı olması, bitki örtüsünün
yeşile bol ve gür olması, yüksek dağlarla çevrilmiş olması ve Sedir Adasının
kumu yani söylenceye göre Mısır kraliçesi Kleopatra'nın bu adayı çok sevmesinden
dolayı Romalı Mark Antonius Mısır'dan gemiler dolusu özel Mısır kumunu buraya
getirtmiş ve boşaltmış.
1960'lı yıllarda Sabahattin Eyüboğlu önderliğinde " Hürriyet " isimli tekne ile
mavi yolculuk serüveni devam etmiş.
Yapılan tüm mavi yolculukların hedefi eğlenceden çok, Ege kıyılarını ve
kıyılardaki ilkçağ uygarlıklarını tanıtmak, doğadan kopan insanı doğaya geri
döndürmek, doğayla yeniden buluşturmak idi. Ayrıca doğanın sunmuş olduğu cömert
coğrafyaya bu kıyıların yüzyıllar içinde yoğurduğu tarihsel ve kültürsel
hazineleri birlikte özümsemekti.
Tatil geçirmek üzere denizi seçmenin pek çok nedeni vardır. Bir kere, deniz
zevkin ta kendisidir… Dalgaların, rüzgârın ve yelken açmanın yarattığı iç
rahatlığının birbirlerine karışımı bir başkadır; tekbaşınalık ve kendine
yeterlilik duyguları, doğayla başbaşa iletişim, arkadaşlarla bir arada olmak ve
kişinin kendi kendineliği, deniz üstünde doruğa ulaşır. Tekneyle gezinmek için,
taptaze esen rüzgârın, pırıl pırıl suların ve bol güneşin olduğu pek çok güzel
yer vardır. Peki, öyleyse neden ille de Türkiye'nin Ege kıyıları seçilir?
Nedeni, yalnızca tekneyle gezmek değildir, çünkü dünyanın pek çok kıyısında bu
zevk tadılabilir; ancak, demir atıldıktan sonra yaşanılanlar önemlidir. Ege
kıyıları boyunca koyların ıssızlığı, köylülerin samimiyeti, görülmesi gereken
tarihsel yerler.Tüm bunlar Türkiye'yi deniz yoluyla dolaşmayı çok özelleştirir.
ntik kalıntıların anayurdu ve en eski çağlarda en ünlü kişilere tanık olmuş
Ege'nin Türkiye kıyılarındaki denizinin dünyada eşi benzeri yoktur. Bilindiği
gibi, tarih boyunca eski Yunanlılar bu kıyılarda bir çok medeniyet kurmuşlardır.
İskender ve lejyonları, dünyanın bu en zengin şehirlerini yağlamak üzere
buralarda durakladılar. Bodrum yakınlarında, bir yanda Sezar donanmasını
toparlarken, diğer yanda da Antonyo ve Kleopatra, ait kıyılarda keyif
sürmekteydiler. Aziz Pol (St. Paul) sık sık buraya gelerek, Asya'nın yedi
kilisesini kurdu. Bu arada John da Hz. Meryem'i ıslah olmak üzere Kuşadası'nın
yukarısındaki dağlarda bulunan son barınağına gönderdi. Kanuni Sultan Süleyman,
orduların Marmaris'te düzene sokarak, güçlü Rodos kalesindeki Haçlı
şövalyelerine saldırdı. Aynı sularda, General Nelson, Mısır'dan geri çekilen
Napolyon'u kovaladı.
Deniz taşımacılığından yararlanılarak; ticaret, ticari ilişkiler ve medeniyet
gelişti, kültür arttı ve bu topraklar tarih boyu orduların uğrak yeri oldular.
Bir zamanlar, kara yolculukları kervancılıktan biraz daha geliştiğinde,
denizaşırı ticaretin boyutları, tarihi Ege kıyılarındaki bir çok şehrin
kurulmasını ve korunmasını gerektirdi.
O zamanlar yük gemileri, bugünkü keyfi gemi yolculuklarının rotalarında, kıyıya
iyice yakın seyrediyorlardı ve rüzgâr çıktığında, rahatlıkla koylara
sığınabiliyorlardı. Bu yörede tarih boyunca şehirler kurularak, denizciler
barındı. Özellikle de Knidos, bugünün Datça'sının yakınlarından, Lorima
Yarımadası'nın ucunda bulunan geçen gemilerin mecburen ikmal yaptıkları ve
kıyıdan yukarılara doğru yelken açmadan önce, şiddetli kuzey rüzgârının
dinmesini bekledikleri bir noktaya taşındı. Zamanla, yaşamlarını deniz
ticaretinden sağlayan sayısız Helenistik şehrin bütün direnmelerine karşın,
kıyılar dolarak sığlaştı, bu sitelerin önemleri ve deniz ticaretleri giderek
azaldı.
15-25 metrelik ticaret gemilerinin çağı yakın zamanlarda sona ermiştir. 25 yıl
kadar önce ticari taşımacılığın çoğu böyle yerli yapı ahşap teknelerle
sürdürmekteydi. Yol boyunca zevkle seyredilen manzaralardan dolayı, bu deniz
yolculuğunun adına modern bir Türk deyişle "Mavi Yolculuk" denilmektedir.
Bugün, yerel kıyı trafiğini yalnızca gezinti tekneleri oluşturur. Büyük yük
gemileriyse, açık denizlerde seyreder. Ara sıra inşa edilen balıkçı teknelerinin
dışında, yüzlerce tersanede, gezinti tekneleri inşa edilmektedir. İdeal iklim
koşulları, davet edici sular ve her biri kendine özgü güzellikte birçok sayıda
eski liman, koy ve kıyılar, başka birçok hoş ve çekici özellikler, modern
Türkiye'nin misafirperverliği ile Ege'nin Türkiye kıyıları, Akdeniz üzerindeki
deniz yolculuğunu çok çekici hale getirmekte ve bu seyir cennetine özel bir isim
verdirmektedir: Turkuvaz kıyılar.
Turkuvaz kıyılar, kuzeyde Kuşadası'ndan güneyde Antalya'ya kadar yaklaşık 350
deniz milidir. Birbirine karışmış kıvrım kıvrım kıyılar, uzunluğu iki kez
artırır. Hem körfezin karşısında ve her burnun etrafında ya yeni bir koy uzanır
veya küçük bir köy, ya da antik bir site yer alır.
Bodrum'dan çevreye kalkan gezi amaçlı tarifeler çok çeşitlidir. Bodrum
yarımadasının kuzey ucundaki ıssız Güllük Körfezi'nde, düzinelerde metruk koy
boyunca gümrah ormanlar kayalık kıyılara doğru alçalır. Ziyaretçiler, sayısız
metruk koyun ağaçlıklı yamaçlarında otlayan keçi sürülerinin boyunlarındaki
çanların seslerini duyar. Güllük Körfezi'nden yalnızca bir kaç kilometre
içerilerde antik Didim harabeleri ve Iasos yer alır. Doğuştan denizci konuklar
buralardaki harabelerin arasında demir atar, yerel denizcilerin yakaladığı
balıkları birer birer tadarlar.
Bodrum'dan güneydoğuya doğru, Güllükten daha çok tanınan Gökova Körfezi yeralır.
Gökova'nın sayısız koyları, birer birer, kendilerine has keyiflerin türlerini
sunarlar. Deniz kenarındaki köy ve tavernalar daha kalabalık ve canlı birer
atmosfere sahiptirler. Gökova'nın içindeki bir ada üzerinde kurulu antik Keramos
şehri kalıntıları da ayrıca ünlüdür. Kleopatra kumsalının, Kleopatra ve
sevgilisi Antonyüs için Mısır'dan getirtildiği rivayet edilir. Gökova'nın
güneybatı ucunda, bir zamanların en büyük şehri ve antik çağın en büyük
heykeltıraşı Preksiteles'in vatanı olan Knidos'un kalıntıları yer alır. Bugün
Knidos'a ancak deniz yoluyla ulaşılır; binlerce yıl öncesinde de olduğu gibi, bu
tarihi liman yatları barındırır.
Gökova Körfezi'nin ardında güneyde Antalya'ya doğru kıyı 200 mil uzanır. Datça
Yarımadası'nın uzun burnunun altındaki Hisarönü Körfezi'nde, doğuştan denizci
konukların keşfedebilecekleri yüzlerce koy ve ada bulunmaktadır. Hisarönü'nün
ardında yer alan ünlü Marmaris'in geniş koyunda, Türkiye Ege'sinin en büyük
otelleri ve marinası yer alır.
Marmaris'ten Antalya'ya kadar uzanan kıyı, olağanüstü güzellikleri gözler önüne
serer. Karetta Kaplumbağaları'nın son yuvalandıkları yer olan İztuzu kumsalı
yemyeşil Dalyan'ı korur. Nehrin ağzındaki kumsalın karşısında bulunan küçük
teknelerin getirdikleri konuklar ünlü Kaunos harabelerini ziyaret ederler.
Körfeze iyice sokulmuş Göcek Köyü ile gürültülü Fethiye Limanı, Fethiye
Körfezi'nin içindedirler. Fethiye'nin güneyindeki Ölü Deniz'in çakıllı kumsalı,
benzeri görülmemiş güzellikteki küçük limanı korur. Küçük birer köy olan Kalkan
ve Kaş'I ziyaret edenler, batık şehri ve Osmanlı Kalesi'ni görme şansını elde
ederler. Mavi yolculuğun son durağı Antalya'dır. Konuk tekne burada eski
kasabanın gölgesine demir atar. İçindeki ziyaretçiler de Türkiye'nin en büyük ve
en ünlü yazlık şehirlerinden birinin gece yaşamından ve eğlence türlerinden
örnekler yaşarlar. Bir çok uğrak limanının büyüleyici ve pırıl pırıl
güzelliğinin yanı sıra, Mavi Yolculuk sırasında, gulet tipi özel yapıdaki tekne
ile pek çok yer gezilip görülebilir. İtalyanca'daki "Gouletta" sözcüğünden gelen
"Gulet"ler, geleneksel Akdeniz yelkenli teknelerinin çağdaş uyarlamalarıdır. Ege
çamından yerel olarak inşa edilen guletin, geniş kaburgalı bir güvertesi ve
geniş hacimli kabinleri vardır. Kaptan, aşçı ve tayfadan oluşan mürettebatı ve
doğaya uyumlu görüntüsüyle guletler, turkuvaz kıyıların keyfini çıkartmak için
idealdir.
Denizi yüzlerinde hissetmek için yaratılmış deneyimli veya acemi denizciler, bu
turkuvaz suların keyfini çıkartabilmek için, kıyılardaki Kuşadası, Bodrum,
Marmaris veya Antalya gibi belli başlı limanlardan; yat, üstü açık tekne,
filotilla ve gulet gibi çeşitli türde tekneler kiralayabilirler.
Ege'nin Türk kıyıları, doğası, tarihi ve konukseverliği ile, benzer yörelerden
farklıdır. Buralara kolayca gelinebilir. Geldikten sonra da, modern dünyanın
dert ve kederlerinden uzaklaşılır. Antik tarih, tenha koylar ve zamanın dışında
kalmış köyler… Şehirlerin itiş kakışından ve telaşlı sayfiyelerden yalnızca kısa
bir mesafedeki bu yerler, en yorgun konukların bile, biraları gelerek
keşfetmelerine fırsat verir. Mavi Yolculuk, bir başka yerde asla görülemeyecek
keşifler yapılacağını garanti eder.
 |
|