Su Altı Dalış
Türkiye sularında bulunan önemli batıklar ve su altı mağaraları, dalıcılar
tarafından keşfedilmeyi beklemektedir.
Yat Turizmi
Amasra'da yat ve teknelerin güvenli bir şekilde barınabileceği limanlar
mevcuttur. Ayrıca Amasra Karadeniz Yat Rallisine liman olarak ev sahipliği
yapmaktadır.
Gençlik Turizmi
Amasra’da Geçlerin rahatca tatillerini yapabilmeleri için gerekli her şey
düzenlenmiştir.
Plajların ve denizin temizliği yılda 4 defa sağlık birimleri tarafından kontrol
edilmekte ve güvenliği sağlanmaktadır.
Amasra yada tarihte bilinen ilk adıyla Sesamos şehri, M.Ö XII. Yüzyıla kadar
uzanan bir tarihe sahiptir. Bu dönemde bölgede görülen Gasgas ve Hitit
egemenliğinden sonra şehir, Fenikelilerce ticari amaçlara yönelik bir koloni
olarak kullanılmıştır. Kısa süren Fenike hakimiyeti sonrasında İon kolonizasyon
hareketleri ile şehir Miletli ve Megaralı denizcilerce ele geçirilmiş ve kısa
zamanda tüm Batı Karadeniz sahilinin önemli bir ticari çekim merkezi haline
gelmiştir. Özellikle bölgenin zengin orman ürünleri (başta şimşir, meşe
palamudu, kestane olmak üzere) ticaretin gelişmesinde en önemli etkendir.
Kuşkayası (Amasra-Bartın yolu üzeri 6 km)
Bir dönem Lidya egemenliğine giren şehir, M.Ö IV. Yüzyılda Pers yönetimine
geçmiştir. Makedonyalı Büyük İskender’in Anadolu’yu Pers istilasından
kurtarmasından sonra Sesamos’un yönetiminin Persli bir prenses olan Amastris’e
geçtiğini görüyoruz. Bu dönemde canlı bir ticari hayat ile şehir tarihinin en
parlak dönemini yaşamıştır.
Amastris’ ten sonra iki yüzyıl kadar Pontus Krallığı’na bağlı kalan şehir M.Ö 70
de Romalıların hakimiyetine girdi. Paflagonya eyaletinin merkezi olan şehir,
Roma İmparatorluğunun 395’te ikiye ayrılması ile Doğu Roma sınırları içerisinde
kalmıştır. Doğu Roma yönetiminde “Amastedos” adı ile anılan şehir, ticari
fonksiyonlarını giderek kaybetmiş, özellikle dinsel bir merkez haline gelmiştir.
Karanlık Kapı (Boztepe/Amasra)
1071 Malazgirt Savaşı sonrasında, Kutalmışoğlu Süleyman Şah önderliğinde
başlayan fetihler Amasra’ya kadar uzanmış, Türk komutanlarından Emir Kara Tigin
tarafından kuşatılan şehir alınamamış, ancak buradaki Bizans Garnizonu vergiye
bağlanmıştır. Bizans’taki taht kavgalarında zaman zaman bir üs merkezi olan
şehir, Anadolu Selçukluları devrinde Selçuklu hükümdarı Rükneddin Süleyman’la
dostane ilişkiler kurarak ticaretin yeniden canlanmasını sağlamıştır.
XIII. Yüzyılda Cenevizli tüccarlar şehri ele geçirmişlerdir, Ekim 1460’ta Fatih
Sultan Mehmet’in fethine kadar Ceneviz yönetiminde kalan şehirde canlı bir
ticari hayatın yansıması olarak pek çok sanat eseri günümüze ulaşmıştır.
Amasra’nın Osmanlılarca fethi öncesinde şehre tepeden bakan Fatih, hayranlığını
şöyle dile getirir: “ Lala, Çeşm-i Cihan bu mudur ola?” Fetih sonrası şehirdeki
iki kilise camiye çevrilir, bir kadı atanır ve Fatih’in emriyle Eflani Kalesi
halkı Amasra’ya yerleştirilir. Osmanlı yönetimindeki şehir, Bolu Sancak
Beyliği’ne bağlı bir merkez olarak varlığını sürdürmüş, bu dönemde şehri ziyaret
eden Batılı gezginler büyük bir hayranlıkla bahsetmişlerdir.
Dış kale kapısı
Mondros Mütarekesi sonrasında tüm yurtta olduğu gibi bölgede de direniş
örgütleri kurulmuştur. Bartın Kuva-yi Milliye Teşkilatı oluşturulmuş, bu
teşkilatın bir kolu Alemdarzade Nuri Efendi başkanlığında Amasra’da kurulmuştur.
Nuri Efendi, Osmanlı hükümetine ve İstanbul’ daki büyük devlet elçiliklerine
çektiği telgrafta “ Amasra’nın Anadolu’nun kopmaz bir parçası olduğunu”
bildirmiştir. Bu dönemde Zonguldak’ı işgal eden Fransızların Amasra’yı da işgal
edecekleri haberleri karşısında, bu çıkarmayı önlemek için Kemal Bey
(Samancıoğlu) komutasında Sahil Tasarrut Müfrezesi kurulmuştur. Kemal Bey
önderliğinde Amasralı ve Kurucaşile'li gençlerden oluşan bu kuvvet bölgedeki
eşkiyalık hareketlerine karşı başarılı mücadeleler yaptıktan sonra topluca
cepheye giderek Kurtuluş Savaşı’nda görev aldılar. Yine bu dönemde Amasra maddi
ve manevi yönden kurtuluş mücadelesine katkıda bulunmuş, özellikle İstanbul’dan
Ankara’ya geçişlerde, Rusya’dan gelen yardımların aktarılması ve sahillerin
güvenliğinin sağlanmasında önemli rol oynamıştır.
Cumhuriyetimizin ilanından sonra Nafia Vekaletince yarım kalan imarına devam
edilen Büyük Liman Mendireği 1929 yılında bitirildi. Ancak aynı yıllar Amasra
tarihinin en zor yılları oldu. 1920’lerin sonları ve 1930’lu yıllarda Amasra
dünyadaki ekonomik buhrana paralel olarak kömür ocaklarının üretimi kısması,
çekicilik ve gemiciliğin geçersiz hale gelmesi ile yoğun olarak dışarıya göç
verdi. 1930 Belediyeler Kanunu ile 1901’de ilk belediye teşkilatı kurulan
Amasra’nın nüfusu ikibinden az olduğu için belediyesi kapatıldı. 1931 yılında
Amasra'yı ziyaret eden Mareşal Fevzi ÇAKMAK ilk kez Amasra'nın turizm
potansiyelini vurgulayan devlet adamı oldu. Aynı yıl meydana gelen büyük
fırtınada korkunç dalgalar mendireği aşarak limandaki çok sayıdaki gemiyi
batırdı. Liman uzun süre kullanılamadı. İsmet İNÖNÜ 1938 yılında Cumhurbaşkanı
seçildikten sonra ilk yurt gezisinde Amasra’ya uğradı. Coşkulu bir kalabalık
tarafından karşılandı.
İç kale kapısı
1940’lardan itibaren Amasra’da yeni bir canlılık kendini gösterir. Özellikle yaz
aylarında çoğunluğunu büyük şehirlerde yaşayan bürokrat ve Karabük Demir Çelik
Fabrikasının mühendislerinin oluşturduğu ilk turist kafileleri bu canlılığın
temel nedenidir. 1950’li yıllarda Amasra artık adından söz ettiren bir sayfiye
yeridir. 1951 yılında Üs Komutanlığının kurulması, ardından Büyük Liman
Mendireğinin 650 metreye uzatılması ile Amasra askeri ve ekonomik bir değerde
kazanmıştır. Bu hızlı gelişmeye paralel olarak 1955’de yeniden Belediye
Teşkilatına kavuşmuştur. Selahattin EYİCE Amasra’nın seçilmiş ilk Belediye
Başkanıdır. 7 Kasım 1960’da Amasra’yı ziyaret eden devlet başkanı Cemal GÜRSEL :
“ En büyük kalkınma yolu turizm yoludur.” Diyerek bu noktada Amasra’nın ülke
turizmindeki yerini de vurgulamıştır. Ertesi yıl 6 Ağustos 1961’ de 500.Fetih
Yıldönümü Amasra’da görkemli törenlerle kutlandı. Sonraki yıllarda bu kutlamalar
geleneksel olarak devam ettirildi.
3 Eylül 1968 Salı günü Amasra tarihinde kara bir gün olarak geçer. Saat 10
civarında meydana gelen 7 şiddetinde depremle bir çok bina tamamen yada kısmen
yıkılırken, 26 kişi hayatını kaybetmiştir. Deprem sırasında önce 50 metre kadar
gerileyen deniz sonrasında büyük dalgalarla Amasra'ya saldırdı. 1968 yılı
sonlarında Amasra'yı ziyaret eden Cumhurbaşkanımız Cevdet SUNAY, ilkokulda şimdi
emekli olan öğretmenimiz Mehmet DİNÇ’in sınıfında derse katılmıştır. Bu yıllarda
Zeki MÜREN, İdil BİRET, Suna KAN gibi değerli sanatçılarımız başta olmak üzere
çok sayıda turist çeken Amasra altın yıllarını yaşıyordu. Yaz mevsiminde nar
bahçelerinden yükselen enfes kokular ve görüntüler o yıllardan kalan hoş anılar
olarak hala belleklerde yaşamaktadır.
1973 yılında Ereğli Kömür İşletmeleri(E.K.İ)’ne bağlı olarak Amasra Bölge
Müdürlüğü(A.T.İ.) kuruldu. Bu tarihten sonra Amasra yönünü yavaş yavaş turizmden
madenciliğe çevirdi. Bu gelişme ile Amasra dışarıdan göç almaya, sosyo -
ekonomik yapısında yeni gelişmeler yaşamaya başlamıştır. 19 Haziran 1987’de
T.B.M.M’nin aldığı kararla Amasra İlçe oldu. 28.08.1991 tarihinde Bartın'ın il
olmasından sonra Zonguldak 'tan ayrılıp Bartın’a bağlandı.
Halen benzersiz doğal güzellikleri, eşsiz koyları, deniz ürünleri, ağaç
çekiciliği ve tarihi mekanları ile Batı Karadeniz ’in çekim merkezlerinden biri
olan Amasra, turizmde yeniden görkemli günlerine dönme arzusundadır.