

Alaçatı
alaçatı alaçatı otel çeşme alaçatı alaçati alacati alacatı alaçatı otelleri alaçatı oteller babylon alaçatı alaçatı pansiyon izmir alaçatı alaçatı beach resort alaçatı beach alaçatı belediyesi alaçatı surf alaçatı sörf alaçatı taş otel çeşme alaçati port alaçatı alaçatı konaklama alaçatı butik otel süzer otel alaçatı alaçatı windsurf alaçatı butik alaçatı süzer alaçatı pansiyonlar manastır alaçatı alaçatı butik oteller alaçatı resort alaçatı evleri alaçatı satılık alaçatı hotel alaçatı tatil babylon alacati alaçatı rehberi o ev alaçatı alaçatı emlak cesme alacati manastır otel alaçatı çeşme alaçatı otel alaçatı resimleri çeşme alaçatı oteller alacati beach resort alaçatı rüzgar alacati otel alaçatı kiralık alaçati otelleri alaçatı pansiyonları alaçati beach resort çeşme alaçatı otelleri alaçati otel değirmen otel alaçatı alaçatı apart cesme alacatı izmir çeşme alaçatı çeşme alaçatı pansiyon çeşme alacatı alaçati oteller izmir alaçati alacati surf alaçatı cadde 75 alaçati beach alacati beach babylon alacatı sailors alaçatı alacatı otel sailors otel alaçatı alaçatı taş alacati oteller alacati pansiyon alacati com alaçatı harita alaçatı değirmen alaçatı taş ev alaçati belediyesi alaçatı surf paradise tuval alaçatı port otel alaçatı zeytin otel alaçatı alaçatı lisesi babylon alaçati alacatı beach resort izmir alacatı alaçatı com alaçatı marina alaçatı 15 eylül ilköğretim okulu alacati rehberi alaçatı turizm alacatı oteller alaçati pansiyon süzer hotel alaçatı alacati otelleri port hotel alaçatı alacatı beach alaçatı yelken alaçatı beach club alacati windsurf alaçatı zeytin alaçatı belediye alaçatı surf paradise club otto alaçatı alaçatı sörf okulu seaside alaçatı alaçatı taş evler alaçatı kırevi beyaz han alaçatı alaçatı motel port alacati alaçatı 15 eylül www alaçatı begonvil otel alaçatı büke pansiyon alaçatı alaçatı kır evi alaçatı aqua beach club alaçatı cadde 75 otel alaçatı ılıca alaçatı otel pansiyon alaçatı restaurant alaçatı nerede alaçatı hotels alaçatı turem sarı köşk alaçatı lemon pansiyon alaçatı çark pansiyon alaçatı alacati resort alaçatı haritası alaçati taş otel yaya alaçatı çeşme alaçatı pansiyonlar alaçatı surf okulu alaçatı satılık ev alaçatı 2007 alaçatı aqua beach alacati hotels alacatı otelleri alaçatı çark alaçatı cadde75 alaçatı fotoğrafları tas otel alacati www alacati com manastır hotel alaçatı alacatı com alaçatı turizm eğitim merkezi alaçatı butik otelleri alaçatı spor alacati hotel alacatı pansiyon manastir alacati alacatı surf alaçati sörf

 |
Antik Çağda adı "Agrilia" olan Alaçatı, Batı Anadolu tarihinde "İonia" diye
adlandırılan, İzmir'in güneyinden başlayıp Menderes Irmağına kadar uzanan
bölgenin tam merkezinde yer alır. Beldemize en yakın "ion" kentleri Alaçatı'nın
bir köyü ve bugünkü adı Ildırı olan "Erythrai", Sakız adası yani "Chios" ve Urla
İskelesi "Klazomenai"dir.
Heredot Tarihi'nin birinci kitabında İonia hakkında şöyle yazar: "İon'lar
kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altında ve en güzel
iklimde kurmuşlardır. Ne daha kuzeydeki bölgeler, ne de daha güneyde kalanlar
İonia ile bir tutulabilir, hatta ne doğusu, ne batısı; kimisi soğuk ve ıslak,
kimisi sıcak ve kurak olur." İon kentleri Akdeniz'deki kolonilerin de kurulmaya
başlamasıyla M.Ö. 7. yüzyılda altın çağlarını yaşamışlardır. Bu dönemde 12
şehirden oluşan ion Birliği özellikle bilim, felsefe, heykeltıraşlık ve mimaride
dünyaya yol göstermiştir. Sonraları Roma döneminde de parlak günler devam etmiş,
Hristiyanlığın yayılmasında ve Bizans sanatının doğuşunda etken olmuşlardır.
Erken Osmanlı tarihinde Alaçatı'ya kaynaklarda bir "Yaya-Müsellem" köyü olarak
rastlıyoruz; yani fetihlerin genişlemesiyle, fethedilen yerlere iskanlarla nüfus
ve asker sayısı artınca 1361 de kurulan ordu teşkilatının bir parçası : "Yaya"
(piyade) ve "Müsellem" (süvari) köyü… Beldemiz adını da işte bu yıllarda
yerleşen "Alacaat Aşireti"nden alıyor. 1830 larda Bölgenin ayanı Hacı Memiş Ağa
- ki bugün adı Alaçatı'nın bir mahallesinde yaşamaktadır- depremlerle sarsılan
Sakız Adasında yoksullaşan Rum nüfusu çeşitli işlerde çalışmak üzere bölgeye
"davet eder", böylece yalnız Alaçatı değil, Çeşme, Karaburun ve Urla'nın da
kaderi değişmeye başlar. Yerli nüfus "harpte savaşırken" Rum gençleri bağlarda,
zeytinliklerde yardımcı olmaya başlarlar.
Bu arada güneyi bataklık olan Alacaat köyünde halk sıtmayla da savaşmaktadır,
bataklığı kurutmak üzere Alaçatı Limanına bir kanal açılmasına karar verilir.
Kanal inşaatında çalışmak üzere gelen Rum işçilere büyük toprak sahibi Türkler
tarlalarını "imar" edip işlemeleri koşulu ile verirler. Yeni köy de denizden
birkaç kilometre içeride kurulur, bugün Alaçatı'nın birer birer restore
edilmekte olan taş evlerinin çoğu 1850- 1890 yılları arasında inşa edilmiştir.
19. yüzyıl sonunda artık "Alatzata" köyü (Rumlar "Alacaat"ı "Alaztata"
yapmışlardır) özellikle bağları ve şarabı ile önemli bir üretim ve ticaret
merkezi haline gelmiştir. Çoğu Rum olan nüfus 12.000 e ulaşmıştır. 1873 te
Alaçatı'da Belediye Teşkilatı kurulmuştur.
1912 Balkan Savaşıyla Alaçatı'nın kaderi bir kez daha değişir. Balkanlardan
kaçan göçmenlerin gelmesiyle Rumlar arasında panik ve göç başlar. 1919 da
İzmir'in işgaliyle birlikte, Alaçatı'ya göçmüş olan Balkan göçmenleri bu sefer
de Anadolu'nun içlerine doğru göçmeye başlarlar, bu süreç Kurtuluş Savaşının
bitiminde Alaçatı'ya tekrar dönmeleriyle sonlanır.
Bu arada 30 Ocak 1923 tarihinde Türkiye ile Yunanistan arasında Lozan'da
"mübadele anlaşması" imzalanır; dünyada ilk ve son kez yapılan bu uygulama ile 2
milyon insan yerinden yurdundan olur… Bu anlaşma uyarınca İstanbul'daki Ortodoks
Rumlar ile Batı Trakya'daki Müslümanlar hariç Yunanistan'da yerleşik Müslümanlar
Türkiye'ye, Türkiye'de yerleşik Ortodoks Rumlar da Yunanistan'a gönderilir.
Böylece Balkan Savaşı yıllarında Alaçatı'ya Kosova 'dan ve Bosna'dan gelen
Arnavut ve Boşnak göçmenlere Selanik (Karaferya'lılar), Kavala (Kınalı ve
Karacaova'lılar), Girit ve İstanköy'den gelen mübadiller de eklenir ve Alaçatı
nüfusu 10 yıl gibi kısa bir sürede tamamen değişmiş olur.
 |

Rüzgar Sörfü
Sörf, uzun bir tahtanın yardımıyla dalgaların üzerinde kıyıya doğru kayarak
yapılan ve çok sevilen bir spordur. Yelkenli olan rüzgâr sörfü ise, sörf gibi
büyük dalgaların kırıldığı özel kumsallar gerektirmez; bu nedenle de çok yaygın
olarak yapılır. 1970'lerde bir spor olarak kabul edilen rüzgâr sörfünü ilk kez
kimin bulduğu bilinmiyor. Ama, bu heyecanlı ve hareketli sporun öncülüğünü
1968'de California'da Henry Hoyle Schweilzer ve Jim Drake yapmıştır.
Rüzgâr sörfü birçok nedenle yaygın bir spor olmuştur. Sörf tahtasına çıkıp
düşmeden yelkeni kaldırarak rüzgârla kaymaya başlamak, bu spora yeni başlayanlar
için çok heyecan vericidir. Ne var ki, kolay görünen bu sporda ilerlemek çok
çalışma ve sabır gerektirir. Yeni başlayanlar düşmekten yılmamalıdır. Deneyim
kazandıkça dengenin ve ustalığın sürekli olarak artması bu sporun heyecanının
sürmesini sağlar. Büyük bir hızla dalgaların üstünde uçar gibi gitmek çok
zevklidir.
Rüzgâr sörfünde, sörf tahtasına takılan yelken üç ana bölümden oluşur: Bunlar
yelken direği, yelken ve tutma çataldır. Sörf tahtası polyester ya da polietilen
gibi sert bir maddeden yapılır. Plastik bir köpükle doldurularak suda yüzecek
biçimde hafif ve güçlü olması sağlanmıştır. Tahtanın üst yüzü sörfçünün ayağının
kaymaması için pürüzlü, arka yüzü ise suda hızlı gidebilmesi için pürüzsüz bir
yapıdadır. Tahtanın altında ortada, denge kanatçığının takıldığı bir yarık
vardır. Tahtanın arka tarafında da sörfü yönlendirmeye yardımcı olan dümen
kanalcığı bulunur. Sörf tahtasının üst yüzünde ise yelken direğinin girdiği bir
delik vardır.
Genellikle alüminyumdan ya da camyününden yapılan yelken direği çok esnektir.
İçine su girmemesi için üst ucu kapalı olan direğin alt ucunda direğe çok büyük
hareketlilik veren eklemli bir ayak vardır.
Genellikle 5-6 m2 büyüklükteki yelken sert polyesterden yapılır. Güneş ışığına
ve neme karşı dirençlidir. Bazı yelkenlerde, yelkeni güçlendirmek için içine
çubuklar geçirilen cepler vardır. Alüminyumdan yapılan tutma çatalı, kaygan
olmaması için kauçukla kaplanmıştır. Çatalı oluşturan iki kıvrık çubuk,
uçlarından yelkene tutturulmuştur. Suya yattığı zaman yelkeni çekip kaldırmaya
yarayan ip, çatalın önüne bağlıdır.
Rüzgâr sörfünü öğrenmenin en iyi yolu bir sörf okuluna gitmektir. Bu sporun
geliştiği ülkelerdeki okulların çoğunda, karada bulunan ve özel bir sistemin
yardımıyla su yüzündeymiş gibi kullanılan sörf donanımı vardır. Bunların
yardımıyla, ıslanma korkusu olmadan sörf öğrenilebilir. Öğrencinin yanında
bulunan öğretmen kuralları öğretir ve yapılan yanlışları hemen düzeltir. Böylece
rüzgâr sörfü-nün kuralları çabucak öğrenilir.
Rüzgâr yönü, akıntı, ağırlık kullanımı konularındaki kurallar yelken sporundaki
gibidir. Bu nedenle biraz yelken bilgisi rüzgâr sörfünü öğrenmekte çok yardımcı
olur.
Rüzgâr sörfünün temel kurallarını öğrenen ve ustalaşan sörfçü, sörf tahtasının
üstünde akrobatik hareketler denemeye girişebilir. Bu, yapması gibi seyretmesi
de çok zevkli bir gösteridir.
Günümüzde olimpiyat sporları arasına girmiş olan rüzgâr sörfü, ilk kez 1984 Los
Angeles Olimpiyat Oyunları'nda yarışma kapsamına alınmıştır.
 |
|