Antalya'nın 35 km doğusundaki yeni Turizm Merkezi Belek'de, okaliptüs
ormanları ve çam ağaçları ile koruma alanı ve kumlu / ince çakıllı sahil şeridi
üzerinde bulunmaktadır. Aynı zamanda, uluslararası standartlara uygun birçok
modern golf sahaları ile Belek bir golf cennetidir.Bölgenin tarihi
güzelliklerini görmek için en iyi başlangıç noktalarından biridir.Kilise,
Sinagog ve Cami üçlüsünün buluşturulduğu 'Dinler Bahçesi yakın mesafede
bulunmaktadır.
ASPENDOS: Aspendos’a giden yolun kenarında Köprü Irmağı üzerinde iyi korunmuş
tarihi bir Selçuklu köprüsü bulunmaktadır. Aspendos tiyatrosu 15.000 kişilik
kapasitesi ile bölgenin en iyi korunmuş antik tiyatrosudur. Tiyatronun
koridorları, sahne süslemeleri ve akustiği mimarın ustalığını kanıtlamaktadır.
Tiyatronun yakınında bazilika, agora ve Anadolu’nun en uzun su kemerlerinin
kalıntıları bulunmaktadır.
PERGE: Antik Pampilya Bölgesi’nin önemli bir şehri olan Perge Antalya’dan 18
km. uzaklıktadır.İlk olarak Hititler tarafından M.Ö 1500 yıllarında kurulmuştur.
Aziz Paul ilk vaazlarını burada vermiştir. Tiyatronun sahnesinde ince işlemeli
mermer rölyefler yer alır. Ayrıca iki yüksek kule ile şehir kapısı, bir zamanlar
mozaiklerle kaplı olan ve dükkanlar ve çevrelediği sütunlu uzun yolu, geniş
agora ve halk hamamları gezilecek yerler arasındadır.
KURŞUNLU ŞELALESİ: Kurşunlu Şelalesi 100′den fazla kuş çeşidini de içinde
barındırmasıyla tam bir cennettir.Şelalenin arkasında bulunan gizli mağra
ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği yerlerden biridir. Belek Turizm merkezi
tarihi Aspendos ve Perge harabelerine çok yakındır. Aspendos Truva savaşından (
M.Ö 13.yüzyıl ) sonra bu bölgeye göç eden Grekler tarafından kurulduğu düşünülen
tarihi bir yerleşim alanıdır. Bu bölgeye antik çağda Pamfilya
denmekteydi.Selçuklulardan kalma tarihi bir taş köprü bu civarda
bulunmaktadır.Ayrıca Aspendos’un muhteşem tiyatrosu ile karşı karşıya
kalacaksınız. Ünlü mimar Zenon’un eseri olan bu yapı Roma döneminde Marcus
Aurelius zamanında yapılmıştır. Yaklaşık 20 bin kişiliktir. Roma döneminin en
güzel Kemerlerinden olan Aspendos Su Kemerleri ilginç yerlendendir.
Sörf, uzun bir tahtanın yardımıyla dalgaların üzerinde kıyıya doğru kayarak
yapılan ve çok sevilen bir spordur. Yelkenli olan rüzgâr sörfü ise, sörf gibi
büyük dalgaların kırıldığı özel kumsallar gerektirmez; bu nedenle de çok yaygın
olarak yapılır. 1970'lerde bir spor olarak kabul edilen rüzgâr sörfünü ilk kez
kimin bulduğu bilinmiyor. Ama, bu heyecanlı ve hareketli sporun öncülüğünü
1968'de California'da Henry Hoyle Schweilzer ve Jim Drake yapmıştır.
Rüzgâr sörfü birçok nedenle yaygın bir spor olmuştur. Sörf tahtasına çıkıp
düşmeden yelkeni kaldırarak rüzgârla kaymaya başlamak, bu spora yeni başlayanlar
için çok heyecan vericidir. Ne var ki, kolay görünen bu sporda ilerlemek çok
çalışma ve sabır gerektirir. Yeni başlayanlar düşmekten yılmamalıdır. Deneyim
kazandıkça dengenin ve ustalığın sürekli olarak artması bu sporun heyecanının
sürmesini sağlar. Büyük bir hızla dalgaların üstünde uçar gibi gitmek çok
zevklidir.
Rüzgâr sörfünde, sörf tahtasına takılan yelken üç ana bölümden oluşur: Bunlar
yelken direği, yelken ve tutma çataldır. Sörf tahtası polyester ya da polietilen
gibi sert bir maddeden yapılır. Plastik bir köpükle doldurularak suda yüzecek
biçimde hafif ve güçlü olması sağlanmıştır. Tahtanın üst yüzü sörfçünün ayağının
kaymaması için pürüzlü, arka yüzü ise suda hızlı gidebilmesi için pürüzsüz bir
yapıdadır. Tahtanın altında ortada, denge kanatçığının takıldığı bir yarık
vardır. Tahtanın arka tarafında da sörfü yönlendirmeye yardımcı olan dümen
kanalcığı bulunur. Sörf tahtasının üst yüzünde ise yelken direğinin girdiği bir
delik vardır.
Genellikle alüminyumdan ya da camyününden yapılan yelken direği çok esnektir.
İçine su girmemesi için üst ucu kapalı olan direğin alt ucunda direğe çok büyük
hareketlilik veren eklemli bir ayak vardır.
Genellikle 5-6 m2 büyüklükteki yelken sert polyesterden yapılır. Güneş ışığına
ve neme karşı dirençlidir. Bazı yelkenlerde, yelkeni güçlendirmek için içine
çubuklar geçirilen cepler vardır. Alüminyumdan yapılan tutma çatalı, kaygan
olmaması için kauçukla kaplanmıştır. Çatalı oluşturan iki kıvrık çubuk,
uçlarından yelkene tutturulmuştur. Suya yattığı zaman yelkeni çekip kaldırmaya
yarayan ip, çatalın önüne bağlıdır.
Rüzgâr sörfünü öğrenmenin en iyi yolu bir sörf okuluna gitmektir. Bu sporun
geliştiği ülkelerdeki okulların çoğunda, karada bulunan ve özel bir sistemin
yardımıyla su yüzündeymiş gibi kullanılan sörf donanımı vardır. Bunların
yardımıyla, ıslanma korkusu olmadan sörf öğrenilebilir. Öğrencinin yanında
bulunan öğretmen kuralları öğretir ve yapılan yanlışları hemen düzeltir. Böylece
rüzgâr sörfü-nün kuralları çabucak öğrenilir.
Rüzgâr yönü, akıntı, ağırlık kullanımı konularındaki kurallar yelken sporundaki
gibidir. Bu nedenle biraz yelken bilgisi rüzgâr sörfünü öğrenmekte çok yardımcı
olur.
Rüzgâr sörfünün temel kurallarını öğrenen ve ustalaşan sörfçü, sörf tahtasının
üstünde akrobatik hareketler denemeye girişebilir. Bu, yapması gibi seyretmesi
de çok zevkli bir gösteridir.
Günümüzde olimpiyat sporları arasına girmiş olan rüzgâr sörfü, ilk kez 1984 Los
Angeles Olimpiyat Oyunları'nda yarışma kapsamına alınmıştır.