Kıyılarıyla Avrupa ve Asya'yı birleştiren Marmara ve Ege Denizini birbirini
bağlayan Çanakkale savaşlarının en kanlı muharebelerinin cereyan ettiği, çok
sayıda şehitlik, anıt ve mezarlıkların bulunduğu Gelibolu Yarımadası Tarihi
Milli Parkı, Troya, Assos gibi eski uygarlık merkezlerinin beşiği olan il iç ve
dış turizmde önemli bir yer almaktadır.
İLÇELER
AYVACIK İLÇESİ : 1330-1335 tarihleri arasında 15-20 haneli Kızılcatuğlu adlı
küçük bir köy olduğu bilinen bu şirin ilçemizin kesin olarak hangi tarihte
kurulduğu bilinmemektedir. Yöre,antik Assos ve Chryse kalıntıları ile
ünlüdür.Ancak,genişlemesi ile ilgili olarak anlatılan hikaye ilginçtir.Aslen
Tiflis’li olan Ümmühan Hanım,bugünkü Ayvacık ilçesine yakın bir yerde han
işletmektedir.1514 Çaldıran Seferi nedeniyle yöreden orduya katılan askerlerde
Ümmühan Hanım’ın hanında dinlenmektedir.Ümmühan Hanım bu askerlerden birisini
savaşta ölen kocasına benzeterek onunla evlenir ve Ayvacık’a gelir.Daha sonra
civarda bulunan diğer köyleri de dolaşarak köylülerin Ayvacık’a yerleşmelerini
ve bu sebeple beldenin gelişmesini temin eder.Bugün bu şirin ilçemiz sınırları
içerisinde bulunan ,Türk-İslam mimarisi özelliklerini en iyi bir şekilde
yansıtan eserler şunlardır: Hüdavendigar Camii ve Ümmühan Hatun Camii’dir.İl
merkezine 75 km. mesafededir.
BAYRAMİÇ İLÇESİ : Bayramiç ve yöresinin geçmiş çağlarda Troia Krallığı’nın
sınırları içerisinde olduğu bilinmektedir.İlçe merkezinin bu dönemlerine ilişkin
bilgiler,bugün ilçe sınırları içinde kalan bazı eski yerleşim merkezlerinden
elde edilmektedir.Bunların en önemlileri arasında Troas bölgesinde,bugünkü
Kurşuntepe yakınlarında ve Skamandros (Eski Menderes) Çayı Vadisindeki eski bir
Aiolya yerleşim yeri olanSkepsis (Evciler) ve Akpınar, Çaldağ Köyü’nde bulunan
Kiemalılar’ın kurduğu bir koloni olan Kebren (Akpınar) bulunmaktadır.İlçede
Osmanlı dönemi yapıları arasında Tepe Camii,Taşköprü Camii, Hadımoğlu Konağı ve
Taş Köprü sayılabilir.İl merkezine 67 km. mesafededir.
BİGA İLÇESİ : Biga M.Ö. 334 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından
krallığına katılmış,Daha sonra uzun yıllar Bizanslıların yönetiminde
kalmıştır.12.yüzyılda Pigas (Kaynaklar) adıyla bilinen ilçe,eski Pegae’nin
yerine kurulmuştur.Gümüşçay Bucağı,Kocabaş Çayı kıyısında kurulmuş Adreste,Kemer
Köyü yakınındaki Parium (Parion),Karabiga Beldesindeki Priyapos antik
kalıntılardır. 1364 tarihinde 1.Murad’ın komutanlarından Lala Şahin Paşa
tarafından Osmanlı Devleti’ne bağlanan ilçe,bu tarihten sonra Biga adını
almıştır.İl Merkezine 92 km. mesafededir.
BOZCAADA İLÇESİ : Çanakkale Boğazı Ege ağzının 18 deniz mili güneyinde,doğudaki
Anakara kütlesinin Kumburnu Mevkiine 3,Geyikli’nin Odunluk İskelesi’ne 5 deniz
mili mesafededir.Ege Denizi’nde Ülkemize ait iki adadan biridir. Eski adı
Tenedos olan ilçe,Homeros’un İlyada Destanı’nda bahsedilmektedir.M.Ö.6.yüzyıldan
Roma Dönemi’ne dek kullanılan mezarlıkta toprak heykelcikler,çanak-çömlekler
bulunmuştur.Venedikliler zamanında yapılan ve sonraları bir çok kez onarılan
Bozcaada Kalesi,1842 yılında limandan 1,5 km. içeride yapılan ikinci (Yeni Kale)
ve 1657 yılı yapımı Köprülü Mehmet Paşa Camii ilçenin diğer eserleridir.Bozcaada
ekonomisinin temeli iklimin özelliği sebebiyle bağcılık ve şarapçılık
üzerinedir.İlçede Balıkçılık ve Turizm önemli bir yer gelir kaynağıdır.
ÇAN İLÇESİ : İlçenin kuruluş tarihi kesin olarak saptanamamıştır.Bugünkü ilçe
sınırları içinde bulunan bazı antik yerleşim merkezleri ilçenin antik çağına
ilişkin ipuçları vermektedir. Roma Dönemi’nde Çan yöresi,Sergis olarak
adlandırılıyordu.Çan 14.yüzyılın ortalarında Osmanlı topraklarına katıldı.Bu
dönemde Çan Pazarı diye adlandırılan yöre,Biga Sancağı’na bağlıydı.İlçe
kaplıcaları ile ünlü olup,Türk sanayi ürünlerinin en önemlilerinden birisi olan
Çanakkale Seramikleri’nin yapım yeri olarak adını duyurmuştur.İl merkezine 75
km. mesafededir.
ECEABAT İLÇESİ : Antik dönemlerde Maydos (Madikus) adıyla bilinen
Eceabat,anıtsal Osmanlı kaleleriyle ünlüdür.Sestos Kalesi,Bigalı
Kalesi,Kilitbahir Kalesi,Seddülbahir Kalesi ilçede bulunan kalelerdir.Gelibolu
Yarımadası Tarihi Milli Parkı ve savaş anıtları bu ilçemizin sınırları
içerisinde kalmaktadır.
EZİNE İLÇESİ : Antik Çağ’da Neandria olarak bilinen Ezine,Hamaksitos’un
kuzeyinde, Çığrı Dağ yöresinde,Alexandria Troas’ın (Eski İstanbul) doğusunda
,bir Aiolya yerleşim merkezidir.Kent,M.Ö.5.yüzyılın sonuna doğru az vergi
ödeyerek Attika Delos Deniz Birliği’ne katıldı.M.Ö.339’da Spartalı komutan
Derkilidas’a teslim oldu.M.Ö.4.yüzyılın sonunda Alexandria Troas ile
birleşti.Eski Saminyon Ovası’nda kurulan Ezine,Charles Texier’in Küçük Asya adlı
yapıtında “Ezne-Enay” olarak adlandırılmaktadır.Ezine’nin güneyinde Sankrea
siperi olarak bilinen yöre,Bizans İmparatorlarınca siyasi suçluların tutuklama
yeri olarak kullanıldı.Orhan Gazi döneminde,Türk boylarının bölgeye
gelişlerinden sonra Ezine Osmanlı topraklarına katıldı.İl merkezine 50 km.
uzaklıkta olan ilçe peyniri ile ünlüdür.
GELİBOLU İLÇESİ : İyi ve güzel şehir anlamına gelen Gallipolis adıyla anılan
Gelibolu’nun tarihte ilk kez Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö.12.yüzyılda
parçalanmasından sonra,Frigler ve onları izleyen Lidyalılar’ın araya geçişleri
sırasında önem kazandığı görülmektedir.Sırasıyla Persler’in, Spartalılar’ın,
Makedonyalılar’ın, Bergamalılar’ın, Romalılar’ın,Hun
İmparatorluğu’nun,Bizanslar’ın yönetiminde kalan Gelibolu,1354 yılında Gazi
Süleyman Paşa tarafından fethedildi.1366 yılında yeniden Bizans’ın eline geçen
Gelibolu,Osmanlı Padişahı 1.Murad tarafından 1367 yılında ikinci kez Osmanlı
topraklarına katıldı.Antik dönemde inşa edilen ve 1.Justiniaus tarafından
onarılan gelibolu Kalesi,1.Murad
döneminde yapılan Ulu Camii (Hüdavendigar Camii),konusunda en görkemlisi kabul
edilen Azebler Namazgahı,2.Muraddöneminden Yazıcıoğlu Camii ve Sofca Halil Paşa
Mescidi, Ahmet Bican,Sarıca Paşa,Yazıcıoğlu Türbeleri,Kasaboğlu Ali Bey ve
Sarıca Paşa Hamamı, Bolayır Gazi Süleyman Paşa Camii ve Türbesi,Bayraklı Dede
Türbesi,Namık Kemal’in Mezarı ilçenin belli başlı tarihi eserleridir.
GÖKÇEADA İLÇESİ : İlçenin Antik Çağ’a ilişkin tarihi konusunda pek fazla bilgi
yoktur.Adanın en eski yerleşiklerinin Plasglarelar olduğu bilinmektedir.Eski
ismi İmroz olan adayı Miltiades M.Ö.500’de Atina’ya bağladı Roma egemenliği
altına girinceye kadar Atina yönetiminde kaldı.1455’te Fatih Sultan Mehmet
tarafından Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılan Gökçeada,1922-1923 yılları
arasında Yunan işgalinde kaldı.1923 yılında Lozan Antlaşması’na göre 22 Eylül
1923’te Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlandı. Gökçeada (Kuzulimanı) Çanakkale’den 32
mil,Gelibolu Yarımadasındaki Kabatepe Limanı’na 14 mil uzaklıktadır.Adaya
Kabatepe Limanından ve Çanakkale merkezden her gün feribot seferleri
yapılmaktadır.
LAPSEKİ İLÇESİ : Çanakkale Boğazı’ndaki 4 önemli yerleşim merkezinden biri olan
Lapseki’nin eski adı Lampsakos’dur.Lampsakos’u Hellespontus’un doğusunda Troas
Bölgesi’nde,Foçalıların kurduğu sanılmaktadır.Birçok uygarlığın yerleşim yeri
olan ilçe 1356 yılında Gazi Süleyman Paşa tarafından fethedilinceye kadar
Bizanslıların hakimiyetinde kalmıştır.Türklerin Avrupa yakasına ilk çıkış yeri
olan Çardak Beldesi bu ilçemizin sınırları içindedir.Meyvecilik ilçede gelişmiş
olup,İl merkezine 35 km. mesafededir.
YENİCE İLÇESİ : 19.yüzyılın başlarında bir köy olarak kurulduğu bilinen ilçenin
ilk yerleşenlerinin Kınık Türkleri’nin Kızıl Keçili Boyu’ndan geldikleri
sanılmaktadır.1936’ya dek Balıkesir İlinin Gönen ilçesine bağlı bir köy olan
Yenice,bu tarihten sonra ilçe olarak Çanakkale’ye bağlanmıştır.Çanakkale’ye
100km.uzaklıkta olan ilçede Av turizmi önemli yer tutmaktadır.
Assos (Behramkale)
Ayvacık ilçesinde yeralan Assos dört mevsim yerli ve yabancı turistleri konuk
etmektedir. Akropol denizden 238 m. yüksekliğindedir. Athena Tapınağı M.Ö. 6ncı
yüzyılda burada aynı yerde yapılmıştır. Biga yarımadası ve Edremit Körfezi'ni
koruması özelliği yanında, eski ihtişamı nedeniyle bu Dorik tapınak restore
edilmiştir. Tapınağın kalıntılarına vuran ay ışığını seyretmek için bir süre
kalıp beklenebilir ya da sabah erkenden kalkıp güneş yavaş yavaş yükselirken
şehrin yukarısından Edremit Körfezi'nin şahane görüntüsü izlenebilir ve böylece
bu cennet köşesinin neden seçildiği anlaşılır. Tepelerden denize doğru agoralar,
bir tiyatro ve bir de Jimnasyum yer almaktadır. Akropol'un kuzey köşesinden,
hepsi de 14 üncü yüzyılda Osmanlı Sultanı I. Murat zamanında yapılan bir cami,
bir köprü ve bir de kale görülür. Aşağısında ufak ve sevimli bir liman
bulunmaktadır.
Behramkale'nin 25 km. batısında, Gülpınar köyünde M.Ö. 2nci yüzyılda Apollon
Smintheus Tapınağı'nın yapıldığı tarihi şehir Chryse yer almaktadır. Gülpınar'ın
15 km. batısında, işaretleri bulunmayan sivri kayalıklı bir sahil boyunca uzanan
yolda, denize inen dik yamaçtaki hoş köy evleriyle, Babakale bulunmaktadır.
Bozcaada
Çevresi 14 mil tutan Bozcaada, önemli bir turistik merkezdir. Etrafındaki irili
ufaklı adacıklarla çevrili olan ada, Çanakkale Boğazı'na 15 mil, Limni'ye 30
mil, Midilli'ye 33 mil mesafededir. Ulaşımın sağlandığı Ezine ilçesi Geyikli
beldesi Yükyeri Feribot İskelesine ise 3,4 mil uzaklıktadır.
Adada Liman Koyu, Değirmenler Koyu, Poyraz Limanı, Çanak Limanı, Çapraz Limanı,
Çanak Limanı, Kocatarla Limanı, Lagor Limanı, Ayana Limanı, Ayazma Koyu,
Sulubahçe Koyu, Habbeli Koyu olmak üzere on iki adet cennet benzeri koyu vardır.
Bu koylara Adadaki dalış merkezi tarafından koylarında dalış turları
düzenlenmektedir.
Bozcaada'ya yaklaşıldığında bir Venedik kalesi dikkat çeker. Venedik, Ceneviz ve
Bizanslılar döneminde kullanılan kale, Çanakkale Boğazı'nın önemi nedeniyle
Fatih Sultan Mehmet döneminde esaslı bir şekilde onarılmıştır.Adanın şarabı suyu
kadar boldur; bir tur atıldığında birçok bağ ve şaraphaneler görülür. Adanın
batısındaki yeldeğirmenleri adanın olduğu kadan çevrenin de önemli ölçüde
elektrik enerjisini sağlamaktadır.
Adada konaklamak için her talebe uygun otel ve pansiyon bulunmaktadır.
Gökçeada
Türk adalarının en büyüklerinden biri olan Gökçeada körfezlerle çevrilidir.
Farklı tonlardaki çam ve zeytin ağaçları ile kaplı tepelerinde yer yer kutsal
pınarlar ve manastırlar bulunmaktadır. Buraya, Çanakkale ve Kabatepe'den
tarifeli, muntazam araba vapuru seferleri yapılmaktadır. Gökçeada (Kuzu limanı),
Çanakkale'den izlenen rotaya göre 32 mil, Gelibolu yarımadasındaki Kabatepe
limanına 14 mil, Bozcaada'ya 33 mil, Ege denizinde bulunan Yunan adalarından
Limni'ye 16 mil, Semadirek adasına 14 mil uzaklıktadır. Tatlı su kaynakları
bakımından dünyanın en zengin adalarından biridir. Adanın koylarına dalış
turları düzenlenmektedir.
Truva
İntepe Bucağı, Tevfikiye Köyü yakınında, Çanakkale'ye 30 km. uzaklıkta,
Hisarlıktadır. Arkeolojik kazılar farklı zamanlardaki yerleşim mekanlarını,
şehir surlarını, ev temellerini, bir tapınak ve tiyatroyu ortaya çıkarmıştır.
Tahtadan sembolik bir at eski savaşı hatırlatmaktadır. Tarihi limanı Alexandria
- Troas M.Ö. 3. yüzyılda yaptırılmıştı. St. Paul burayı iki kere ziyaret etmiş,
ve üçüncü misyonerlik yolculuğuna, Assos'a yine buradan başlamıştır.
Dardanos
Çanakkale'ye 11 km. uzaklıkta Kalabaklı Çayı kıyısında, Maltepe'dedir. Bu mezar
anıtı, bir koridor, ön oda ve ana mezar odasında oluşmaktadır. İçinde bir çok
iskeletle, altın takılar, bronz ve pişmiş topraktan gereçler, kandiller, gözyaşı
şişleri, müzik araçları bulunmuştur. Mezarda Arkaik İyonik ve Roma dönemlerinden
yapılar vardı.
Gülpınar
Ayvacık çevresinde kalıntıları bulunan antik eserlerden İlyada Destanı'nın
birinci bölümünün geçtiği Apollon Smintheus Tapınağı, Gülpınar'da bulunmaktadır.
Tapınak kalıntıları ve tapınaktan çıkan eserler buradaki müzede
sergilenmektedir. Bölgede bulunan müzede Tapınağa ait rölyeflerde bu sahneleri
görülebilmektedir.
Zeus Altarı
Küçükkuyu beldesine bağlı Adatepe Köyünün üst tarafında bulunan,ön tarafı
diklemesine uçurum olan mağara, Zeus'un mağarası olarak bilinmektedir.
Alexandreia
Dalyan Köyündedir. M.Ö 310'da 'Sgia' adlı küçük bir köyün yerine kurulmuştur.
Güçlü ve zengin bir ticaret merkezi olarak gelişen kent Romalılar döneminde de
önemini korumuştur.
Neandria
Kayacı Köyü yakınında Çığrı Dağı'ndadır. Kenti çevreleyen surlar 3 m. Kalınlıkta
ve 3200 m uzunluktadır.
Sestos
Eceabat'a 4 km. uzaklıkta,Yalova köyündedir. Akbaş Limanı'nın güneyinde
kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet Kilitbahir Kalesi'ni yaptırırken, Sestos
kalesinin taşları kullanılmıştır.
Su Altı Dalış Turizmi
Ege kıyılarında Babakale, Saros Körfezi’nde ve Bozcaada sahillerinde sportif
olta balıkçılığı yapılabilir.
Saros
İstanbul'a yakınlığı dolayısıyla dalıcıların gözdesi olan Saros Körfezi,
dalıcıların ilgisini çekecek birçok batık barındırmaktadır. Çanakkale Boğazı’nın
çıkışındaki Kaptan Franko, Saros Körfezi’nde Kemikli’nin açığında 30 metrede
yatan Lundy dalınabilecek batıklardandır. Boğazda 15 ile 30 metre derinliklerde
yeni eski her türlü kalıntıyla karşılaşılabilir. Siyah mercan da dahil olmak
üzere su altı faunası oldukça zengindir.
Gökçeada ve Bozcaada
Gökçeda'nın Kuzu Limanı'nda Birinci Dünya Savaşı'ndan kalma batık kalıntıları
vardır. Mermer Feneri ile Anadolu yakası arasında kalan bölgede araştırma
yapılırsa devasa çapalar ve gemi kalıntılarına rastlanabilir. Eşek Adası
civarında Orfoz ve Karayer adaları da her türlü canlının görülebileceği dalış
noktalarıdır. Mermer Burnu, Tuz Burnu'nun güney sahilleri serbest dalıcılık için
uygundur. Çanak Limanı, Bakla Taşı ve Pınar Dere Gökçeada'nın diğer dalınabilir
noktalardır.
Pek çok turistik aktivitenin yeraldığı Bozcaada'da dalış okulu da bulunmaktadır.
Bozcaada kıyıları keşfedilmeye hazır pek çok dalış noktasına sahiptir.
Kestanbol Termal Turizm Merkezi
Çanakkale‘ye bağlı Ezine ilçesindedir. Ezine ilçesine 15 km. Marmara Denizi'ne
ise 2 km. uzaklıktadır
Suyun ısısı ana kaynakta 67, ikinci kaynakta 47, çamur suyunda 68 hamam
kaynağında 31 ve göz suyu kaynağında 21 derece; PH değeri ise ana kaynakta 5,92,
ikinci kaynakta 6,16, çamur suyunda 5,86, hamam kaynağında 6,92, göz suyu
kaynağında ise 6,94 olarak tespit edilmiştir.
Banyo, çamur banyosu, inhalasyon ve serpinti kürleri yoluyla faydalanılabilen
kaplıcanın, iltihaplı kadın hastalıkları, romatizma, siyatik, kireçlenme, bazı
kemik tüberkülozları, küçük çocuklardaki lenf bezleri şişkinlikleri, üst solunum
yollarının spazmodik astmatiform sendromları ve serpinti (serosol) tarzında ve
antibiyotikler yaparak üst solunum yolları ve akciğer hastalıklarında etkili
olduğu saptanmıştır.
İnanç Turizmi
Büyük Camii : Çanakkale’nin Gelibolu ilçesindedir.1358 yılında Rumeli Fatihi
Gazi Süleyman Paşa tarafından yaptırılmıştır.Süleyman Paşa Camii olarak da
bilinir.1676 ve 1889 yıllarında onarım görmüştür.Yapı dikdörtgen planlı olup,dış
duvarları taştandır.Üç girişi bulunmaktadır.Mermer mihrabın üst kısmında altınla
yazılmış bir yazıt yer alır.Kesme taştan yapılmış olan tek şerefeli minaresi
motiflerle süslenmiştir.
Hüdavendigar Camii : Ayvacık’ın 14 km. güneybatısındaki Behramkale’de Assos
Antik Kenti surlarının bitişiğindedir.14.yüzyılda I.Murat (Hüdavendigar)
zamanında,bu antik kentin taşlarıyla yapılmıştır.Kesme taş duvarlı,sekiz köşeli
kasnak üzerine tek kubbeli yapının alçı mihrabı kabartmalar halinde
süslemelidir. Minaresi yoktur.
Aslıhan Bey Camii : Ezine ilçesinin 12 km. kuzeybatısındaki Kemalli köyündedir.
14.yüzyılda I.Murat zamanında yaptırılmıştır.Kesme taş duvarlı,tek kubbeli ve
tuğla minarelidir.Son cemaat yeri ortada iki sütunlu olup,yanları kapalıdır.İç
kapısının çevresi küfeli taşındandır.Pencereleri değişik süslemelidir.Camiinin
kuzeyinde Aslıhan Türbesi bulunmaktadır.
Sefer Şah Camii : Ezine ilçesinde bulunan yapı,14.yüzyılda Yıldırım Beyazıt
döneminde yapılmıştır.Duvarlar moloz taştan,saçaklar tuğladandır.Ayrıca çevreden
detirilen antik yapı kalıntıları kullanılmıştır.Camiinin yanında Sefer Şah’ın
mezarı bulunmaktadır.
Abdurrahman Camii : Osmanlı camilerinin ilk örneklerinden birisi olması
bakımından önemlidir.Ezine ilçesindeki yapı Orhan Gazi döneminden
kalmadır.Yalın,moloz taştan,alçak ve kalın duvarlı bir yapıdır.Tavanı 4 mermer
sütun taşımaktadır.II.Sultan Mahmut döneminde yenilenen tavan,ampir
üslubundadır.
Yazıcızade Mehmet Efendi Türbesi : Yazıcızadeler iki kardeştir.Her ikisi de
Gelibolu’da yaşamış ve ömürlerinin sonuna kadar birçok eser
yazmışlardır.Yazıcızade Mehmet Efendi’nin mezarı Hamzakoy’a giden Keşan Caddesi
üzerinde kendi adıyla anılan Yazıcızade Mezarlığı’nın içinde ve yine kendi adını
taşıyan bir mescidin bitişiğindedir.Üstü açık tek sandukalı bir yapıdır.Kardeşi
Ahmedi Sican’ın mezarı ise 50 metre kadar uzakta,caddenin karşısındaki
Yazıcızade Çeşmesi’nin yanındadır.II.Murat döneminden kalma,tek kubbeli revaklı
bir yapıdır.Duvarları tuğla ve küfeki taşındandır.İki dizi pencereyle
aydınlatılan türbenin lahdi,tümüyle rumi süslemeyle kaplıdır.
Gazi Süleyman Paşa Türbesi : Bolayır’da denize bakan bir tepe üzerindedir.1356
yılında Rumeli’ye ilk geçen Osmanlı komutanı,Orhan Gazi oğlu,Rumeli Fatihi
Süleyman Paşa için yaptırılmış bir türbedir.1549 tarihli onarım yazıtı
vardır.Kalın duvarları kesme taş ve tuğla sıralıdır.dört köşeli olup,kubbesinin
kasnağında 4 pencere görülebilir.
Namık Kemal Mezarı : Bolayır’da Süleyman Paşa türbesi bahçesindedir.Vatan Şairi
Namık Kemal beyaz mermerden sade bir mezarda yatmaktadır.Namık Kemal vasiyeti
üzerine buraya gömülmüştür.
Sinan Paşa Türbesi : II.Beyazıt’ın damadı olan Kaptan-ı Derya Damat Sinan Paşa
ve eşi Ayşe Sultan bu türbede yatmaktadır.Türbe Hamzakoy mevkiinde,İstanbul yol
ayrımındadır. 10 metre yüksekliğindeki türbe,sekiz köşeli olarak inşa
edilmiştir.III.Selim ve III.Mehmet tarafından birer kez onarılmış,yakın zamanda
da onarım görmüştür.
Saruca Paşa Türbesi : Gelibolu’da Fransız Mezarlığı’nın hemen altında,Hamzakoy’a
bakan yamaçtadır.Altı köşeli,bakımlı bir türbedir.Türbe II.Murat Hüdavendigar
dönemindendir. Eğimli bir alana kurulmuştur.Sonradan yenilenirken özgün biçimini
yitirmiştir.Önü eyvanlı, 6 köşeli bir yapıdır.1436-1437 tarihli imaret
yazıtı,eyvanın iç duvarına yerleştirilmiştir. Türbenin kubbesi yıkılınca üzeri
çatıyla örtülmüştür.
Azebler Namazgahı : 1407 yılında yaptırılmıştır.Namazgah,Gelibolu’da boğaza ve
Marmara’ya karşı geniş bir alan olan Fener Meydanı’nda almaktadır.Bu tür
yapıların en görkemlisi,en güzeli olarak nitelendirilmektedir.Üstü açık,çevresi
korkuluklu bir ana mekan biçimindedir.Biri külahlı,öbürü açık iki
minberi,mermerden mihrabı bulunmaktadır.Mihrabın yanlarında süslü
pencereler,dilimli ve rumi süslemeli kapısı ilgi çekicidir.Yazıtından,kapıyı
Ladikli Süleyman oğlu AŞIK’ın yaptırdığı bilinmektedir.
Gelibolu Mevlevihanesi : Mevlevihane binası,Askeri Hastanenin bulunduğu
alandadır. Rumeli’de benzeri bulunmayan Mevlevihane Tekkesi, plan bakımından
Galata Mevlevihanesi’ne benzemektedir.1656 yılında Ağazade Mehmet Dede adına
yaptırılmıştır. Mimarı,saray mimarlığı da yapan Mustafa Ağa’dır.1906 yılında
onarım görmüştür. Mevlevihanenin bulunduğu geniş alanda,ana binaya ek olarak bir
aşevi,dervişler için bir han ve yoksullar için tembelhane olarak anılan
yatakhane ve ayrıca dervişlerin çocukları için bir okul bulunmaktadır.Tekkenin
dervişleri ve yoksullar bu ek binalarda ikamet etmişlerdir. 17.yüzyılda yapılmış
bulunan binada iki kubbe ile onüç kagir sütun bulunmaktadır.
Çarşı Camii : Biga ilçesindedir. 1911 yılında Gelibolu’lu Tahsin Kalfa
tarafından yaptırılmıştır. İbadet mekanı tek olup,son cemaat mahalli üç kubbeli
olan Çarşı Camii ve caminin tam karşısında bulunan ve aynı dönemde mermerden
yapılan 12 kubbeli şadırvan vardır.
Bozcaada Rum Ortodoks Kilisesi : Venedikliler tarafından yapılan kilise
Cumhuriyet Mahallesi Lale sokakta bulunmakta olup,ibadete açıktır.
Troia Örenyeri
İzmirli ünlü ozan Homeros'un İlyada ve Odysseia destanlarının anayurdu, binlerce
yıllık geçmişi olan Troas ve Troia kenti, Çanakkale İli, Tevfikiye Köyü
yakınlarındadır. Burası, günümüzde Hisarlık adıyla bilinmektedir.
İki kıta arasında ticaret yolu üzerinde yer alan bu yerleşme, tarihte birçok
doğal afet ve savaşla karşılaşmıştır. Kent tarih boyunca 9 kez yıkılıp yeniden
kurulmuştur. Günümüzden yaklaşık beşbin yıl önce kurulduğu düşünülen kent,
yaklaşık 3500 yıl boyunca önemli bir yerleşim merkezi olmuştur.
İlyada destanında anlatılanlardan yola çıkarak Homeros'un Troia'sını bulma
girişimi, ilk kez 1868'de Heinrich Schliemann tarafından başlatılmıştır.
Schliemann, Troia Kralı Priamos'un hazinesini bulmak amacıyla Hisarlık
Höyüğü'nün ortasında 40 m. genişliğinde 17 m. derinliğinde bir yarma açıp, ana
kayaya kadar inmiştir; ancak bu çalışma sırasında birçok tabakanın tahribine
neden olmuştur. Bugün buraya "Schliemann Yarması" denmektedir. Aralıklı olarak
yapılan kazılar 7 uzun kampanya halinde 1890 yılına kadar devam etmiş, 1893-94
yıllarındaki kazıları Wilhelm Dörpfeld yönetmiştir. 1932-38 yılları arasındaki
çalışmaları ise Cintinati Üniversitesinden Carl Blegen başkanlığındaki ekip
yürütmüştür.
Tam elli yıllık bir aradan sonra kazı çalışmaları 1988 yılından itibaren
Tübingen Üniversitesinden Prof. Dr. Manfred Korfmann başkanlığında, çok sayıda
arkeologtan oluşan uluslar arası bir ekip tarafından yürütülmektedir. Jeofizik
ve topografik çalışmaların yanı sıra restorasyon çalışmaları da yapılmaktadır.
Avrupa tarihi ve edebiyatı için büyük önem taşıyan Troia Bölgesi, 1996 yılında
sorumlu bakanlıkların onayı ile "Tarihî - Millî Park" ilan edilmiş ve Dünya
Kültür Mirası Listesine alınmıştır.
Yaptığı kazılarla Troia kentini efsaneden gerçeğe dönüştüren ve onu bütün
dünyaya tanıtarak büyük bir ün kazanmış olan Schliemann, ilk kazılarda bulduğu
eserleri Anadolu'nun dışına çıkarmakla kendi saygınlığına gölge düşürmüştür.
Schliemann, "Priamos'un Hazinesi" olarak tanımladığı bu toplu buluntuyu büyük
bir gizlilik içinde 1873 tarihinde Atina'ya ulaştırdıktan sonra kendisi de
Troia'dan ayrılmıştır. Eserleri önce Yunanistan, İtalya, İngiltere gibi ülkelere
vermeyi düşünmüş, ancak sonra bu düşüncesinden vazgeçmiş ve eseleri Almanya'nın
Berlin kentine götürmüştür. 1940 yılına kadar Museum Für Vor-Und
Frühgeschichte'de sergilenen eserler, II. Dünya Savaşı'ndan sonra ortadan
kaybolmuş ve 1993 yılına kadar bunların nerede oldukları anlaşılamamıştır.
Bunların diğer sanat eserleri ile birlikte savaş ganimeti olarak Rusya'ya
götürüldüğü konusundaki tüm yazılı iddialara sessiz kalan Rusya, 1993'te
sessizliğini bozmuş ve Kültür Bakanı Siderov Troia hazinesinin kendi ülkesinde
olduğunu itiraf etmiştir.
Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan Troia kentine ait bu buluntular, çok
uzun zaman önce Anadolu'dan kaçırılmıştır. Oysa Unesco'nun "Her eski eser kendi
yerinde kalmalıdır" ilkesi uyarınca, Troia Hazinesine ait eserler de bulunduğu
yer olan Türkiye'de, Çanakkale'de olmalıdır.
Tüm dünyanın ortak mirası olarak değerlendirdiğimiz zengin kültür hazinemizin
yurt dışında da tanıtılması, Avrupa kültürünün en güçlü kökünün Anadolu'da
olduğu gerçeğinin bir kez daha vurgulanması amacıyla, Türkiye ve Almanya
kültürel ve bilimsel işbirliğinin bir ürünü olarak "Troia-Düşler ve Gerçek" adı
altında bir sergi düzenlenmiştir.
17 Mart 2001 günü iki ülke Cumhurbaşkanları tarafından Stuttgart'ta açılışı
gerçekleştirilen sergiyi 17 Haziran 2001 tarihine kadar 240.000 kişi ziyaret
etmiş, 14 Temmuz - 14 Ekim 2001 tarihlerinde Braunschweig'ta da sergilenmesi
sonucu, ziyaretçi sayısı 550.883'e ulaşmıştır.
"Troia : Düşler ve Gerçek" sergisinin son teşhir mekanı olan Bonn'da açılışı, 15
Kasım 2001 günü T.C. Kültür Bakanı M. İstemihan Talay ile Federal Almanya Devlet
Bakanı Prof. Dr. Julian Nida Rümelin tarafından gerçekleştirilmiştir. Sergi,
Nisan 2002 tarihine kadar Bonn Federal Sergi Sarayı'nda ziyarete açık olacaktır.
Bu sergi için Türkiye'deki 12 müzeden büyük bir titizlikle seçilen eserler
Almanya'ya gönderilmiştir. Çanakkale, İstanbul Arkeoloji, Adana, Gaziantep,
Denizli, Eskişehir, Afrodisias, Ankara Anadolu Medeniyetleri, Bursa, Topkapı
Sarayı, Antalya ve Samsun Müzeleri'ne ait toplam 550 eserin yer aldığı sergide,
Troia kazısının logosu olmuş bronz mühür ile Tanrıça heykelciği ilk kez yurt
dışında sergilenmektedir. Ayrıca İ.Ö. 5. yüzyıldan başlayarak, eğitimde bir
çeşit kutsal kitap gibi benimsenmiş Troia kentinin destanı İlyada da bu sergide
yer almaktadır.
"Troia: Düşler ve Gerçek" sergisinde Türkiye'nin yanı sıra Belçika, Bulgaristan,
Fransa, İngiltere, Gürcistan, İtalya, Yugoslavya, Avusturya, İsviçre, İspanya,
Vatikan, Çin Halk Cumhuriyeti ve Almanya'dan da eserler bulunmaktadır.