Alanya Kalesi, Damlataş Mağarası, Dim Çayı, Kleopatra Plajı, İncekum Plajı
gezilecek yerleridir.
Antalya-dan hız sınırları içinde yaklaşık 1,5 saatte 130 km-lik uzaklıktaki
Alanya-ya varabilirsiniz.
Kleopatra Plajı Alanya-nın batısında, Alanya Kalesi-nin üzerinde bulunduğu
burnun batısında kalıyor.
Yaklaşık 2 km. uzunluğunda mavi bayraklı, ince kumlu ve oldukça da geniş bir
plaj-dır.
Denizde oldukça güzel, kumluk ve berraktır.
Güneş plajın batısındaki tepelerin ardından batarken çok hoş renkler sunuyor.
Alanya Kalesi son hali Selçuklu dönemi eseridir.Sultan Alaaddin Keykubat I.
tarafından bugünkü ihtişamlı hale getirilmiştir.
Surların toplam uzunluğunun 6,5 km. olmasının yanı sıra denizden yükseklik ve
manzara güzeldir.
Alanya-da adı anılan diğer mekânlardan Dim Çayı-dır.
Damlataş mağarasının %98 nem içeren havasının özellikle astım hastalarına iyi
gelmektedir.Mağaradaki sarkıt ve dikitlerin yaklaşık 15.000 yılda oluştuğu
tahmin ediliyor.
Antalya yolu üzerindeki İncekum adında da belirtildiği gibi İncecik bir kum ve
sakin, berrak bir deniz yüzmek için oldukça ideal bir yerdir.
Alanya-nın Yayla köyü olan Deretürbanasada oldukça güzeldir.
Alanya Kuzeyinde Toros Dağları Güneyinde Akdeniz-in bulunduğu küçük bir
yarımada üzerinde kurulmuştur. Antik çağda Pamfilya ve Klikya arasındaki çizgide
yer aldığı için pazen Pamfilya bazen de Klikya olarak anılmıştır.
Alanya-nın ilk iskanı ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Prof Dr Kılınç
KÖKTEN-in 1957 yılında Kent merkezine 12 Km uzaklıkta yer alan Kadıini
Mağarasında yaptığı araştırmalar, bölge tarihinin Üst Paleolitik
(M.Ö.20,000,-17,000,) dönemine kadar uzandığını göstermektedir.
Alanya-nın ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu henüz
bilinmemektedir. Kentin bilinen en eski adı Korakesium dur. Bizans döneminde ise
Kalanoros ismi verilmiştir. 13, YY da Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından 1,
Allaaddin Keykubat-ın (1200-1237) kaleyi alması ile şehrin ismini Alaiye olarak
değiştirmiştir. 1935 yılında Kenti ziyaret eden Atatürk ise Alanya adını
vermiştir. (Korekesium-dan İlk kez bahseden M.Ö.4, Yüzyıl antik
coğrafyacılarından Scylax-dır Bu dönemde bölge Anadolu-nun önemli bir bölümünü
istila eden Perslerin egemenliği altındadır. Daha sonra ünlü antik çağ yazarı
Strabon, Piri Reis, Seyyep, İbn-i Batuta ve Evliya çelebi bölgeyi gezen
seyyahlar olup eserlerinde kentten bahsetmektedirler.
Bölgenin ilk çağları ve Bizans dönemi hakkında fazla bilgimiz
yoktur.M.S.7.yüzyılda arap akınları sırasında kent savunması daha da önem
kazanmış,akınlara karşı korunmak amacıyla kale yapımlarına öncelik
verilmiştir.Bu nedenle Alanya ve çevresindeki pek çok kale ve kilise M.S.6 ve
7.yüzyıla tarihlenmektedir.
Anadolu Selçuklu hükümdarlarından 1. Alaaddin Keykubad, Alanya kalesinde hüküm
süren ve hristiyan sülalelerinden olan Kyr Vart- ı 1221 yılında yenilgiye
uğratarak Kaleyi ele geçirmiştir. Hükümdar kendi adına burada bir saray
yaptırmıştır.Selçuklu-lar başkent Konya-nın yanısıra Alanya-yı ikinci bir
başkent ve kışlık merkez olarak kullanarak imar faaliyetlerinde bulunmuşlardır.
1243-deki Moğol saldırıları 1277-de Mısır Memlüklerinin Anadolu-ya girmeleri
Selçukluları yıpratmış, 1300 yılında Selçuklu Devleti parçalanmış ve bölge
Karamanoğulları tarafından beşbin altın karşılığında Memlük Sultanına satılmış
daha sonra 1471 yılında Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı Devleti sınırları
içerisine alınmıştır.
Alanya, Tarsus ile birlikte 1571 yılında Kıbrıs eyaletine bağlanmış,1864 yılında
ise,Konya vilayetinin sancağı olmuştur. 1868 yılında Antalya-ya bağlanmış, 1871
yılında bu ilin ilçesi olmuştur