İzmir ili, Anadolu Yarımadası'nın batısında, Ege kıyılarımızın tam ortasında
yer alır. Kuzeyden Balıkesir, doğudan Manisa, güneyden Aydın illeri ile
çevrilmiştir.
İl toprakları, 37o 45' ve 39o 15' kuzey enlemleri ile 26o 15' ve 28o 20' doğu
boylamları arasında kalır.
İlin kuzey-güney doğrultusundaki uzunluğu yaklaşık olarak 200 km, doğu-batı
doğrultusundaki genişliği ise 180 km'dir. Yüzölçümü 12.012 km2.dir.
YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ
İzmir ilinin yeryüzü şekilleri, yakın jeolojik geçmişin bir sonucudur. Doğu batı
doğrultusunda uzanan sıradağlar arasında yer alan çöküntü ovaları ve akarsu
ağızlarındaki birikinti ovaları, yeryüzü şekillerinin ana hatlarını meydana
getirirler.
İlin en kuzeyinde Madra Dağları bulunur. 1250 metreyi aşan yüksekliğe sahip olan
bu dağlar, kuzeyindeki Burhaniye-Havran Ovaları ile güneyindeki Bergama Ovası
arasında önemli bir yükselti meydana getirirler. Güneybatıya, Altınova ve
Dikili'ye doğru uzanan kolları kıyı yakınlarına kadar ulaşır ve burada alçalarak
kıyı düzlüklerine karışır. Madra Dağları'nın güneybatı ucu, Bergama batısında
Geyiklidağ adı ile anılır. Burada yükseklik 1061 m.ye ulaşır.
Madra Dağları üzerinde bazı yerler 500-700 m. yüksekliğinde hafif dalgalı
düzlükler halindedir. Buralara yayla adı verilir. Fıstık çamı ormanları ile
kaplı Kozak Yaylası bunların en bilinenidir. Madra Dağları'nın güneyinde
Bakırçay Ovası yer alır. Ova, genel olarak, Soma yakınlarından Çandarlı
Körfezi'ne kadar kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanır. Uzunluğu 60 km.
kadardır. Bakırçay ve kollarının getirdiği alüvyonlarla örtülü olan ovanın en
fazla genişlediği yer Kınık'ın kuzeyinde bulunur.
Bakırçay Ovası'nın güneyinde Yunt Dağları yer alır. Bunlar, doğudaki Sultan
Dağları ile birleşirler. Akarsu vadileri ile çok parçalanmışlardır. Yunt Dağı,
Dumanlı Dağı, bunlarla birleşmiş durumda olan Sultan Dağı ve Çamlıdağ, Bakırçay
Ovası'nın güneyinde kesintisiz dağlık bir alan meydana getirir. Dumanlı Dağ'ın
en yüksek noktası 1098 m. dir.
Dumanlı Dağ'ın güneyinde, içine Gediz Nehri'nin yerleşmiş olduğu çöküntü alanı
bulunur ve Dumanlı Dağ ile Yamanlar Dağı arasında 10 km. uzunluğunda dar bir
boğaz meydana getirir. "Menemen Boğazı" adı verilen bu dik yamaçlı derin vadinin
doğusunda Alaşehir'e, hatta Sarıgöl'e kadar Gediz Ovası uzanır. Bu ova, esas
itibariyle Manisa ili sınırları içinde kalır. Menemen Boğazı, batıya doğru
Emiralem'den itibaren genişler, alçalır, Gediz Deltası'na bitişir. Gediz Nehri,
döküldüğü yerde geniş bir delta meydana getirmiştir. Delta düzlüğünün
kuzey-güney doğrultusundaki uzunluğu yaklaşık olarak 20 km. kadardır. Menemen
Ovası ve Gediz Delta Ovası adı verilen bu düzlük, ülkemizin en verimli
ovalarından birini teşkil eder.
Yamanlar Dağı genç bir volkan konisidir. Fazla aşınmamıştır. Yamanlar Dağı
üzerinde, tektonik kökenli bir kayma sonucunda oluşan çukurluğa Karagöl
yerleşmiştir. Yamanlar ve Manisa Dağları'nın meydana getirdiği yüksekliğin
güneyinde bir çöküntü alanı vardır. Bu çöküntü çukurunun batı kısmı deniz
tarafından kaplanmış ve İzmir Körfezi meydana gelmiştir. Körfezin doğusunda,
etraftaki yamaçlardan inen akarsuların getirdiği alüvyonların denizi doldurması
ile oluşmuş Bornova Ovası, onun doğusunda Kemalpaşa Ovası bulunur. Bornova Ovası
ile Kemalpaşa Ovası arasında yüksekliği 250 m. ye kadar çıkan Belkahve Geçidi
yer alır.
İzmir Körfezi ve Kemalpaşa Ovası'nın kapladığı çöküntü çukurunun güneyinde,
doğu-batı doğrultusunda uzanan yüksek ve dağlık bir alan ortaya çıkar. Bu
dağlara genel olarak Bozdağlar adı verilir. Bozdağlar, doğuda Sarıgöl'ün
güneyinden başlar ve Kemalpaşa güneydoğusundaki Karabel Geçidi'ne kadar uzanır.
Bozdağlar en yüksek noktaya Birgi'nin kuzeyinde ulaşır.
Burada yükseklik 2159 m. ye kadar çıkmaktadır. Bozdağlar, kuzeyindeki Gediz
Ovası'na ve güneyindeki Küçükmenderes Ovası'na dik yamaçlarla iner. İzmir
Körfezi'nin doğusunda yüksekliği 1500 m.ye kadar çıkan Kemalpaşa Dağları
heybetli bir görünüm meydana getirir. İzmir kentinin batısında Çatalkaya
(Kızıldağ) yükseltilerinde yamaçlar çok dik, vadiler derin ve dardır.
Çatalkaya'dan batıya doğru yükseklikler gittikçe alçalır. Urla'dan Çeşme'ye
kadar olan yerlerde 500 m.yi geçen tepelere az rastlanır.
Karaburun Yarımadası'nda bu sıradağlara dikey durumda olan ve kuzeyden güneye
doğru uzanan dağlar bulunur. Bu dağların en yüksek olanı, Karaburun ilçe
merkezinin güneyinde 1218 m.ye kadar çıkan Akdağ'dır.
Bozdağlar'ın güneyinde Küçükmenderes Ovası yer alır. Üzeri çok verimli alüvyon
toprakları ile örtülmüştür. Küçükmenderes Ovası, doğuda hemen hemen Beydağ
yerleşim alanından başlar, ortalama 10-15 km. genişlikte, Torbalı ve Selçuk'a
kadar uzanır. Küçükmenderes Ovası'nın bazı yerlerine, yerleşme merkezlerinin
ismi verilmiştir. (Ödemiş, Tire, Bayındır, Selçuk ovaları gibi).
İzmir ilinin güney sınırı üzerinde Aydın Dağları uzanır. Bunlar Bozdağlar kadar
yüksek değildir. En yüksek yeri Cevizli Dağı'nda 1646 m.ye ulaşır. Aydın
Dağları'nın Küçükmenderes Ovası'na bakan kuzey yamaçları çok diktir.
İKLİMİ
Akdeniz iklim kuşağında kalan İzmir'de yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve
yağışlı geçmektedir. Dağların denize dik uzanması ve ovaların İçbatı Anadolu
eşiğine kadar sokulması, denizel etkilerin iç kesimlere kadar yayılmasına olanak
vermektedir.
İzmir'de bazında yıllık ortalama sıcaklık, 16ºC (Bergama) ile 17ºC (Bayındır)
arasında değişmektedir. İzmir'de ölçülen uç değerler göz önüne alındığında,
sıcaklığın maksimum 45.1ºC (Torbalı) ile minimum -13ºC (Ödemiş) arasında
değiştiği anlaşılır.
İzmir'de iklim elemanları içinde en büyük değişkenliği yağış miktarı
göstermektedir.Yıllık ortalama yağış miktarı 700 mm. olmasına karşın, genel
atmosfer dolaşımında görülen değişmelere bağlı olarak bazı yıllarda yağış
toplamı 1000 mm'ye yaklaşmakta, bazı yıllarda ise 300 mm civarına düşmektedir.
Yıl içinde yağış miktarı ekim ayının ikinci yarısından itibaren artış
göstermekte ve Mayıs ayına kadar devam etmektedir. Aylık ortalama yağış
miktarının en yüksek olduğu aylar Aralık, Ocak, Şubat'tır. Ortalama yağış
değerlerine göre, sadece Aralık ayında düşen yağışların yıllık toplama katkısı %
20 civarındadır. Yaz aylarında aylık yağış miktarının yıllık toplam içindeki
payı ise, % 2 düzeyine düşmektedir.
1-İZMİR ATATÜRK MÜZESİ
Kordon’daki 248 numaralı iki katlı yapı 1862 yılında halı tüccar Takfor
tarafından yaptırılmış bir konak. Tarihi bina 1927 yılında Belediye tarafından
Mustafa Kemal Atatürk’e armağan edilmiş. Atatürk İzmir’e geldiği zaman bu evde
kalmış, çalışmalarını burada sürdürmüş. 1941 yılında müzeye dönüştürülen bina
geçtiğimiz yıllarda restore edildi.
Atatürk Müzesi'nin bulunduğu üst katta, tablolar, büyük boy aynalar, vestiyer,
mobilya ve bronz döküm saat salonu yer alıyor. Salona açılan soldaki odalar
Atatürk'ün banyosu, yatak odası, çalışma odası, kütüphane, misafir odası, yaver
odası ve yemek odası olarak düzenlenmiştir.
2-ATATÜRK ANITI
Cumhuriyet Meydanı’nda büyük önderimiz Atatürk’ün “Ordular İlk Hedefiniz
Akdeniz’dir İleri” komutunu taşıyan anıt, İtalyan heykeltıraş Pietro Canunica
tarafından 1933 yılında yapılmıştır. Atatürk’ün üniforması ile bir at üzerinde
tüm heybeti ile gösterir. Kaidesindeki milli mücadele kabartmaları görülmeğe
değerdir.
3-KÜLTÜR ve TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ
1891’de kurulan İzmir Ticaret Borsası, 1919’a kadar yapıda etkinliğini
sürdürmüş, işgalden sonra 1921’de ise Yunan Milli Bankası’nın kullanımına
ayrılmıştır. 1922’den sonra İzmir Merkez Postanesi ve Paket Postanesi olan yapı,
halen İzmir Kültür ve Turizm Müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılmaktadır.
İzmir’deki 19.yüzyıl başı kâgir mimarisinin tipik bir örneği olan yapının
özellikle dövme demir parmaklık ve korkulukları ile kapı saçağı Art Nouveau
stilindedir.
4-KONAK PİER (ESKİ GÜMRÜK BİNASI)
19.Yüzyılda Fransızlar, sahil şeridinin darlığı ve gemilerin kıyıya
yanaşamadığını öne sürerek, Sadrazamdan dolgu izni alır. Basmane Garı’nın denize
bağlandığı noktayı gümrüklü mal depolama alanı olarak kullanmak üzere
doldurulur. Taş söveleri, çatı parapeti, bina aksındaki süslemeleri, dairesel
yontulmuş köşe taşlarıyla, özenli bir cephesi bulunan, katlı gümrük binası 1854
yılında tamamlanmıştır. 1905-1913 tarihlerinde deniz bir kez daha doldurularak
Belçika’da üretilerek gemilerle İzmir’e getirilen fort döküm dairesel kolonlar,u
profil kolonlar ve çelik profil çatı makaslarının kullanıldığı büyük hol
eklenmiş ve yapı bugünkü halini almıştır. Çelik strüktür elemanlarının geometrik
formlarında görülen benzerlikler nedeniyle, Gustave Eiffel ekolüne ait
olabilecekleri düşünülmektedir. Yapı Günümüzde alışveriş merkezi olarak
kullanılmaktadır.
5-YALI (KONAK) CAMİ:
Konak Meydanında, çinileri ve sekizgen planıyla dikkatleri çeken, İzmir’in en
zarif camilerinden Yalı (Konak) Cami, Mehmet Paşa kızı Ayşe Hatun tarafından
18.yüzyılda yaptırılmıştır. Firuze çinilerle süslü cami adeta Konak Meydanı ile
özdeşleşmiştir.
6-HÜKÜMET KONAĞI
1868-1872 yılları arasında yapılmış olan Hükümet Konağı Türklerin ulusal
bağımsızlık savaşı olan Kurtuluş savaşında çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü 9
Eylül l922’de Türk ordusunun İzmir’e gelmesiyle Hükümet Konağına çekilen Türk
bayrağı aynı zamanda İzmir’in kurtuluşunu simgeler.
7-SAAT KULESİ
1901 yılında Sultan Abdülhamit’ in tahta çıkışının 25.yıldönümü nedeniyle
Sadrazam Küçük Sait Paşa tarafından yaptırılmıştır. Son derece zarif görünümüyle
Konak Meydanını bir inci gibi süslemektedir. Teras yükseldikçe incelen sivri
kemerleri, kubbecikleri, mukarnas işçiliği ve geometrik figürlerle donatılmış
olan taş işçiliğinin dantele gibi bir zarafet içinde Saat Kulesi’ni çevrelemesi,
oldukça zengin bir görüntü oluşturmaktadır. Kulenin saati Alman İmparatoru
II.Wilhelm tarafından armağan edilmiştir. İzmir‘in sembolü olarak kabul edilen
Saat Kulesi‘nin altında bulunan odanın dört köşesinde çeşmeler bulunmaktadır.
8-İZMİR ARKEOLOJİ MÜZESİ
Üç katlı müzenin Üst Kat Salonu’nda İzmir çevresindeki ören yerlerinde yürütülen
kazılardan arkeolojik buluntular sergileniyor.
Aynı kattaki Hazine Salonu’nda Arkaik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine
ait altın, gümüş ve değerli taşlardan yapılmış süs eşyaları, cam eşyalar,
sikkeler ve bronz Demeter heykeli görülebiliyor.
Orta kat (giriş kat) mermer eserlere ayrılmış. Arkaik Dönem’den Roma Dönemi
sonuna kadar heykeller, büstler, portre ve mask gibi mermer eserler
sergileniyor.
9-İZMİR ETNOGRAFYA MÜZESİ
Arkeoloji Müzesine bitişik 19. yy’da yapılmış Neo Klasik yapıdadır. Yapı 1831
yılında vebaya yakalanan hastalara, 1845 yılında yoksul Hıristiyan ailelerine
tahsis edilmiş. Kesme taşlardan yapılan bina restore edilerek 1988 yılında müze
olarak kullanılmaya başlandı.
İzmir ve çevresindeki XIX. yy. sosyal yaşamından eserler sergilenen müzenin
birinci kat teşhir salonunda misafir odası, hamam takımları, el işlemeleri, efe
giysileri ve aksesuarları, kentin ilk Türk eczanesi (İttihat Eczanesi) ile
nalıncılık, keçecilik, nazar boncuğu yapımı, çömlekçilik, tenekecilik gibi
ürünlerin yapılış şekilleri, deve güreşleri fotoğrafları sergilenmektedir.
İkinci kat salonunda gelin odası, oturma odası, sünnet odası; mutfak, gelin
başları, Osmanlı sikkeleri, elyazması kitaplar ve yazı takımları; Osmanlı savaş
araçları ile bölgeye ait kilim, halı, heybe ve benzeri dokumaları
sergilenmektedir.
10-ASANSÖR
Mithatpaşa Caddesi ile Halilrıfatpaşa semti arasındaki yükselti farkından
dolayı, iki semt arasındaki ulaşımı kolaylaştırmak amacı ile 1907 yılında Musevi
işadamı Nesim Levi tarafından bir asansör inşa edilmiştir. 51 m.’lik yükseklikte
yer alan Halilrıfatpaşa semtine 155 basamaklı merdivenle çıkılıyordu. Buraya
inşa edilen asansör kulesi ile iki semt arası birleştirilmiştir. Bu kulede iki
asansör bulunmakta, bunlardan soldaki buharla, sağdaki ise elektrik ile
çalışmaktaydı.1985 yılında gerçekleştirilen restorasyonla her iki asansör de
elektrikle çalışır duruma getirilmiştir. 1992 yılında restore ettirilen tarihi
asansör kentin önemli bir turistik durağıdır. Asansör'ün girişindeki Dario
Moreno Sokağı'nın iki yanındaki sakız evleri de bölgeye ayrı bir özellik
katmaktadır. Üst terasta mevcut kafe ve restoran ziyaretçilere eşsiz bir körfez
manzarası sunar.
11-İZMİR MİLLİ KÜTÜPHANE ve ELHAMRA SİNEMASI
Türkiye’nin Milli adını taşıyan ilk Kütüphanesi olan İzmir Milli Kütüphanesi,
İttihat ve Terakki Fırkası’nın çabalarıyla,1912 yılında okumuş, kültürlü Türk
gençlerinin yetiştirilmesi amacıyla, Beyler Sokağı’ndaki Salepçizade Konağı’nın
selamlık bölümünde hizmete girmişti. Bugünkü binasının yapımına 1922’den sonra
başlayarak, 1926 yılında Elhamra Sineması tamamlanarak hizmete açılmış,
kütüphane binası ise 1933 yılında tamamlanabilmiştir.
12-KEMERALTI
Mezarlıkbaşı semtinden Konak Meydanı’na kadar uzanan bölgeyi içine alan ve her
köşesi buram buram tarih kokan Kemeraltı Çarşısı yüz yıllardır İzmir’in en canlı
alışveriş mekânıdır. İlk yapıldığı yıllarda çarşı, kısmen tonozlu, kiremit
örtülü, yan sokakları ve arastalarıyla bir kapalı çarşı görünümündeydi ve
Kemeraltı adını da bu özelliğinden almıştır.
Eskinin gizemli tonoz ve kubbeli dükkânlarının sayısı oldukça azalsa bile,
modern iş merkezleri, mağazaları, aktarları, baharatçıları, sinemaları ve
kafeteryaları ile sokakları günün her saati canlı, her türlü alış-verişin
yapılabileceği bir merkez görünümündedir. Bu kapalı ve açık mekânlardan oluşan
çarşıda geleneksel Türk el sanatlarından modern hediyelik eşyalara,
seramiklerden ahşap ürünlere, halı ve kilimlerden deri ürünlere kadar her türlü
ürünün her çeşidini bulmak mümkündür.
13-KEMERALTI CAMİİ
Yusuf Çavuşzade Ahmet Ağa tarafından 1671 yılında yaptırılan camii İzmir’deki
eserlerin en önemlilerinden biridir. İbadet mekânı tek kubbeli ve kübiktir.
Minaresi batıda olan caminin etrafında medrese, kütüphane ve sebil vardır.
Caminin alçı süslemeleri dikkat çekicidir.
14-SALEPÇİOĞLU CAMİ
Salepçizade Hacı Ahmet Efendi tarafından 1906 yılında yaptırılan camiinin büyük
bir kubbesi vardır. Dış duvarları mermer ve yeşil taşlarla örülmüş altı bölümlü
Salepçioğlu Camii'nin ince yapılı zarif bir mimarisi vardır. İzmir’in en nadide
camileri arasında yer almaktadır.
15-BAŞDURAK CAMİİ
Duvarları taştan minberi mermerden olan Başdurak Camii 1652 yılında Hacı Hüseyin
Ağa tarafından yaptırılmıştır. Dükkân ve depoların bulunduğu bir alt yapı
üzerinde yer alan Cami, tek kubbe ile örtülü, kare planlı harim ile kuzeyindeki
son cemaat yeri ve batısındaki minareden oluşur.
16-ALİ PAŞA MEYDANI
Aynı adlı meydanda yer alan şadırvan Çeşmeli Ahmet Reşid tarafından
18–19.yüzyılda yaptırılmıştır. Mermerden yapılmış, sekizgen gövdeli bir yapıdır.
Kubbe sekiz mermer sütun tarafından taşınmaktadır. Birbirlerine yuvarlak
kemerlerle bağlanan sütunlar, şal ve çiçeklerle bezenmiş başlıklara sahiptir.
Şadırvan 1894’de II. Abdülhamit tarafından onartılmıştır.
17-KESTANE PAZARI CAMİ
Kare mekân üzerine büyük bir kubbeyle etrafında 4 kubbeden oluşan cami 1667
yılında yapılmıştır. Son derece güzel olan mihrabın Selçuk’taki İsa Bey Caminden
getirtildiği söylenmekte olup, taş işçiliği görülmeğe değer özelliktedir. Giriş
kapısı üzerinde bir kitabenin yer aldığı Kestane Pazarı Caminin son cemaat
yerinde üç kubbe bulunur.
18-HAVRA SOKAĞI
Havra Sokağı Kemeraltı’nın en hareketli bölgelerinden biridir. Cadde ismini bu
alanda bulunan çok sayıdaki sinagogdan almıştır. Bu sinagoglar:
1. Sinyora (Giveret) : 927 Sokak No:77
2. Şalom (Aydınlıs) : 927 Sokak No:38
3. Algazi : 927 Sokak No:73
4. Bikkur Holim : İkiçeşmelik Cad. No:40
5. Etz Hayim : 937 Sokak No:5
6. Hevra (Talmut Tora) : 927 Sokak No 4/17
7. Bet İllel : 920 Sokak No:23
19-AGORA
İzmir’in Namazgâh semtinde bulunan Agora, mevcut görünümüyle Roma dönemine
aittir. Agora antik dönemlerde politik toplantıların ve halkın alışveriş yaptığı
bir yerdir. İzmir Agora’sı ticari olmaktan ziyade, bir devlet agorası
görünümündedir.
1932–1941 yılları arasında yapılan ilk dönem kazılarla büyük bir bölümü ortaya
çıkarılan İzmir agorasının, dikdörtgen formda, ortada geniş (120 x 180 m) bir
avlu etrafında sütun ve kemerler üzerine inşa edilmiş üç katlı ve önünde
merdiveni olan bileşik bir yapı olduğu anlaşılmıştır. Son dönemlerde yapılan
kazılar sonucunda İzmir Agorasının bugüne kadar bilinen en büyük Agora olduğu
ortaya çıkmıştır.
20-DÖNERTAŞ SEBİLİ
Anafartalar Caddesi ve 945 sokağın kesiştiği noktada bulunan Dönertaş Sebili,
köşesindeki sütunun dönmesinden dolayı bu adı almıştır. Tek kubbeli kare planlı
19. yüzyıl başı yapısı olan sebilin Mermer kaplı cephesi, bitkisel motifler,
manzara ve hat bezemeler ile süslenmiştir. Yapı, İzmir’in en güzel ve bakımlı
sebillerindendir.
21- EMİR SULTAN TÜRBESİ
İzmir’in en eski tarihi mekânlarından olan ve Aydınoğlu Gazi Umur Bey’in
komutanlarından Seydi Mükeremeddin Emir Sultan’ın mezarının da bulunduğu türbe,
Namazgâh semti 951 Sokaktadır.
22-BASMANE OTELLER SOKAĞI
1296 Sokak üzerine yoğunlaşmış olan Oteller Sokağı 20.yüzyılın ilk çeyreğinde
yapılmış konutların otele dönüştürülmesi nedeniyle önem kazanmaktadır. Oteller
Sokağı, bitişik nizamlı, iki veya tek katlı ve bodrumlu yapılara sahiptir.
23-ŞADIRVAN CAMİ
1636 yılında inşa edilmiş cami ismini, yanında ve altında bulunan şadırvanlardan
almıştır. 1815 yılında onarım görmüştür. Doğuda tek şerefeli bir minaresi ve
batıda bir kütüphanesi bulunan caminin mihrap, minber ve vaaz yeri mermerden
yapılmıştır.
24-KIZLARAĞASI HANI
Kızlarağası Hanı 1744 yılında Hacı Beşir Ağa tarafından yaptırılarak hizmete
sokulmuştur. Osmanlı mimarisinin günümüze gelen, İzmir’deki nadir eserlerinden
olan han, diğer Osmanlı Hanları gibi çarşılı ve avlulu hanlar düzenindedir.
Kızlar Ağası Hanı 4000m2’lik kareye yakın dikdörtgen planlı, avluya bakan
kısımları iki katlı, bedestenleri tek katlı yaklaşık 500m2’lik avlusu olan
görkemli bir yapıdır.
1988–1993 yılları arasında restore edilerek günümüzde turistik bir çarşı olarak
hizmete giren Kızlarağası Hanı’nda çok çeşitli el sanatları, her türlü hediyelik
eşya, halı, kilim, gümüş takı, giyim eşyası, nargile ve malzemeleri, deri
kıyafetler ve çarpıcı hediyelik eşyalar satışı yapan dükkânlar ile mistik havayı
soluyarak çayınızı içebileceğiniz bir çayevi bulunmaktadır.
25-HİSAR CAMİ
Kemeraltı'nda, Kızlarağası Hanı'nın hemen bitişiğinde bulunan Hisar Camii, 1597
yılında Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. Kesme taşlardan inşa edilen
camiinin içi, Osmanlı süsleme sanatının en güzel örneklerini sergilemektedir.
Minaresi tek şerefeli olan Hisar Camii'nin ortasındaki büyük hacimli kubbe sekiz
adet fil ayağı üzerinde durmaktadır. Yanlarda üçer büyük, daha geride üç küçük
ve son cemaat yerinde de 7 tane küçük kubbesi bulunmaktadır. Sütun başlıkları ve
diğer süslemeleri günümüze kadar bozulmadan gelmiştir. Hisar Camii, aynı zamanda
İzmir'in en büyük camiidir.
26-ÇAKALOĞLU HAN
Kızlarağası Hanı'nın tam karşısındaki küçük bir kapıdan girilen Çakaloğlu,
ziyaretçilerini bir anda yıllar öncesine götürür. Hanı boydan boya geçip diğer
kapıdan sokağa çıktığınızda ise, duvarlarındaki sebil çeşmesi ile
karşılaşırsınız. Sebilde; bir cami figürlü İzmir kabartmasının üstünde "Yedi
Uyuyanlar Efsanesi" eski Türkçe ile anlatılmaktadır.
27-MİMAR KEMALETTİN CADDESİ
Cadde, adını Osmanlı döneminde ilk Mimar ve Mühendis Cemiyeti’nin kurucularından
olan Mimar Kemalettin’den almaktadır. Cadde, 1922’den günümüze kadar
gerçekleşmiş mimarlık eserlerinin bir açık hava sergisi özelliğini taşımaktadır.
2002 yılında yeniden düzenlenen Mimar Kemalettin Caddesi, bir moda merkezi
olarak düşünülmüş ve yeni görünümü bu doğrultuda tasarlanmıştır.
28-ST. POLYCARP KİLİSESİ
St. Polycarp Kilisesi M.S. 155 yılında inancından dolayı Romalılar tarafından
bugünkü Kadifekale yakınında bulunan stadyumda 86 yaşında şehit edilen St.
Polycarp adına yapılmış olup, İzmir’in en eski kilisesidir. Yapımı 1625 yılına
kadar uzanmaktadır. Osmanlı İmparatoru Sultan Süleyman'ın müsaadesi ve Fransa
Kralı XIII. Louis'in iradesi ile inşaa edilmiştir. Yapının iç duvarlarında
bulunan freskler görülmeye değerdir.
29-İZMİR TARİH VE SANAT MÜZESİ
Kültürpark'ta yer alan İzmir Tarih ve Sanat Müzesi üç ayrı bölümden oluşuyor.
Girişte sağdaki bina, taş eserlere, ortadaki bina seramik eserlere ve soldaki
bina da değerli eşyalara ev sahipliği yapmaktadır.
Taş eserler bölümünde İzmir ve yakın çevresindeki ören yerlerinden heykeller,
kabartmalar sergileniyor. Agora'da gün ışığına çıkartılan Demeter, Poseidon,
Artemis heykel grubu görülmeye değerdir.
Seramik eserler bölümünde ise, başta Smyrna Tepekule höyüğü olmak üzere, İzmir
çevresindeki prehistorik yerleşimler Baklatepe, Kocamıştepe, Pınartepe ve
Limantepe’den buluntular ve seramik parçaları sergilenmektedir.
Değerli Eserler Bölümü’nde Arkaik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait
altın, gümüş ve değerli taşlardan yapılmış süs eşyaları, cam eşyalar, sikkeler
bulunmaktadır.
30-KADİFEKALE
İzmir merkezde körfeze hâkim bir noktada kurulmuş olan Kadifekale M.Ö. 3 yy.da
Büyük İskenderin talimatı ile Generallerinden Lysimachos tarafından inşa
edilmiştir.
Kenti taç gibi süsleyen Kadifekale ilk yapıldığı dönemdeki özellikleriyle
günümüze dek ulaşamamıştır. Kale Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde
de kullanıldığı için bu dönemlerde geçirdiği onarımların izlerini taşımaktadır.
Kalenin etrafı bugün modern yerleşim yeri ile çevrili olmasına karşın Helenistik
ve Roma dönemine ait sur duvarları görülebilmektedir.
Deniz seviyesinden 186m.yükseklikte kurulan Kadifekale 6 kilometrelik bir alan
üzerinde yer almaktadır. Doğu ve Güney duvarları tamamen yıkılmış olan kalenin
Kuzey ve doğu duvarları ile beş kulesi ayakta kalmıştır. Kulelerin yüksekliği
20-35m.dir. Kale içinde Bizans Dönemine ait kemerli büyük bir sarnıç ve bir
mescit kalıntısı bulunmaktadır.