Polonezköy'de hafta sonu tatili, günübirlik gezi, piknik, mangal keyfi,
kaliteli ve lüks restoranlarda akşam yemekleri, düğün ve muhtelif partiler gibi
pek çok imkanı değerlendirebilirsiniz. 5 kilometrelik yürüyüş parkurunda dört
mevsim yürüyüş, koşu ve bisiklet sporları yaparak tabiat parkı olan doğal
ortamda sağlıklı bir dinlence ve hafta sonu tatil imkanlarından
yararlanabilirsiniz...
Polonezköy'de konaklama imkanları çok çeşitlidir. Otel veya pansiyon olarak
hizmet veren irili ufaklı bir çok villa bulunur. Köyün evleri bodur duvarlarla
çevrilidir ve bu çitleri güçlendiren sık ve yüksek ağaçlar mevcuttur. Evlerin
girişleri yediveren gülleri diye adlandırılan sarmaşık türü çiçekler tarafından
çevrelenmiştir. Köy meydanında yerli halk tarafından üretilip satılan cam
eşyalar bulabilir, arıcılık müzesi, bal ve hediyelik eşyalar satan dükkanları
ziyaret edebilirsiniz. Polonezköy, sıkıcı ve bunaltıcı İstanbul günlerinizde
sizi yeniden hayata döndürecek bir mekandır. Yaz kış her dönemde kendine özgü
güzellikleriyle pek çok aktiviteleriniz için idealdir...
Polonezköy ; köylere has tertemiz, ferah ve rahatlatıcı havası, doğal
güzellikleri, tereyağı, balı ve özellikle kirazlarıyla meşhurdur. Her yıl
Haziran ayında köyde kiraz festivali düzenlenmektedir. Festival kapsamında
Polonya'dan gelen folklor ekibi gösterileri düzenlenmektedir... Yemyeşil
çimenlikleri içinde gülümseyen tipik, tahta evler ve dalları çiçek ve meyve dolu
ağaçların peyzajı. İstanbul'a köy evinde temiz aile pansiyonu kavramını getiren
ve öğreten yakın ve sempatik bir okul. Artık insanlar ister günü birlik, ister
birkaç günlüğüne, Polonezköy'e gelip doğayla baş başa bir dinlence imkanına
sahip olabiliyorlar.
Polonezköy, güzelliklerini yaşamak isteyenler için dört mevsim sizi
beklemekte...
Polonezköy her mevsim baharı yaşıyor…
İstanbul’un yanı başında ki bahçesi Polonezköy, denizi aratmayan özellikleriyle
her mevsim baharı yaşıyor. Polonezköy’de yemyeşil bahçeler, kır lokantaları,
piknik alanları, huzurlu pansiyon ve otellerde konaklama, doğa sporları,
dinlenme, at binme, gezme imkanı var. İstanbul’un yanı başında,farklı atmosferi
ile kısa tatillerde, kaçamaklarda tercih edilen Polonezköy, son yıllarda restore
edilen evleri, yeni açılan çeşitli tesisleriyle daha da turistik hale gelerek
gelişiyor.
Bahçeler, kır lokantaları, piknik alanları yemek, huzurlu pansiyon ve otellerde
konaklama, doğa sporları, dinlenme, at binme imkanları yörenin cazibesini
artırıyor. Tertemiz orman havası, zümrüt yeşili bitki örtüsü hakimiyetindeki
ortamda isterseniz hafta sonu veya yakınlığından dolayı hafta içi bir yemek
molası için bile tercih edebileceğiniz bu çok özellikli köyde yapabilecekleriniz
bunlarla sınırlı değil. Orman içi parkurunda yürüyüş, kros, koşu, bisiklet,
tesislerin spor sahaları ve salonlarında aletli jimnastik yapabilir, yüzme
havuzlarından yararlanabilirsiniz.
Milli parklar kapsamına alınan “Polonezköy Tabiat Koruma Alanı” Mayıs ve Haziran
ayında en güzel mevsimini yaşıyor. Dinlenmenin yanı sıra tembelliğin keyfini
yaşamak ise bir başka güzel oluyor. Köy meydanında, ulu ağaçların gölgesinde ki
bahçede oturanların dışında ortada büyük bir kalabalığa rastlamasanız da,
konaklama tesisleri önüne park etmiş araçların çokluğunu görünce köyün hiç de
tenha olmadığı izlenimine kapılıyorsunuz.! Polonezköy sevdalıları temiz havada
ya kahvaltı yapıyor, ya uzun süren yemeklerde sohbet ediyor, ya da
konakladıkları tesislerin sessiz odalarında uyuyorlar!
Haziran ayının ilk haftasında kiraz festivali düzenleniyor. Polonezköy’den gelen
folk gruplarının katılımı ile oyunlar oynanıp, müzik konserleri veriliyor.
Festivalde sergi ve çeşitli etkinliklere ilave olarak bir de kiraz güzeli
seçiliyor.
Köyün kuruluşu: 1842'de Polonya, Rusya, Prusya, Avusturya tarafından işgal
edilip paylaşılıyor. Prens Adam Czartoryski bu paylaşıma karşı çıkarak sürgünde
bulunduğu Paris’te çeşitli girişimlerle mücadele veriyor. 1856′da Türkiye Kırım
Harbi’ne girme aşamasındayken Polonya’dan kaçan asker ve sivilleri toparlayıp
Osmanlı ordusuyla beraber Kırım’a gidiyorlar. Savaş sonrası Türk makamlarından
alınan oturma izni ile Polonezköy’e yerleşiyorlar. Köyü Atatürk, Fransız List,Gustave
Flaubert, Pierre Loti ve Papa 23. Jean Roncalli gibi önemli şahsiyetler ziyaret
etmişler.
Polonezköy’deki sayısız pansiyon ve konaklama tesisleri arasında Adampol
Dinlenme Tesisleri’ni ve kendine özgü mimarisi ve mönüsüyle Leonardo Restoran-Cafe’ye
gidiyoruz. Adampol Tesisleri Polonezköy girişinde bulunan kilise ve katolik
mezarlığı geçtikten sonra köy meydanına gelmeden yolun sonunda yer alıyor iki
katlı çeşitli ünitelerden oluşan tesis 13 bin metrekare arazi üzerine kurulmuş.
57 oda 117 yataklı, 300 kişilik restoran, 40 kişilik toplantı salonu, disko-bar,
ikisi açık biri kapalı (ısıtmalı) yüzme havuzları, çocuk oyun salonu, mini
hayvanat bahçesi gibi ünitelerin olduğu gözleniyor
Özellikle hafta sonlarında rezervasyonsuz yer bulmanın zor olduğu, 4-12 yaş
çocuklara % 50 indirim uygulanan tesisin restoranında beyaz ve kırmızı et
yemekleri açık büfe servis uygulanıyor. Polonezköy'ün çam, köknar, meşe, gürgen,
kestane ağaçlarıyla kaplı 4.8 km orman içi yürüyüş parkurunda geziye çıkanlar
yorgunluklarını tesisin havuz başında veya jakuzi, sauna, jimnastik salonunda
atıyorlar.
Köyü günübirlik gezip, farklı ortamda yemek yiyip, dinlenmek isteyenlerin
tercihi ise köy meydanında bulunan 85 yıllık bir evin restorasyonu ile turizm
hizmetine kazandırılmış olan Leonardo Restoran. Yıl boyu açık tesisi, Yüksek
Mühendis Antoni Dahoda ve eşi Anna Dahoda işletiyor. 80 kişilik oturma
kapasiteli, Rustik tarzda döşenmiş kapalı mekanın yanı
sıra, açık bölümlerde, bahçe içinde yemek yeme veya içeceklerle oturma imkanı da
bulunuyor. Leonardo Restoran Polonezköy’e özgü yemek çeşitleri ile de ilgi
çekiyor. Öğlen 50 çeşit açık büfe, akşam alakart mönü uygulanan restoranda
konuklar, spotlarla aydınlatılan tarihi evin bahçesinde mum ışığında, hafif
müzik eşliğinde ağırlanıyorlar. Kokteyller, bahçe partileri düzenleniyor. Dünya
mutfağından örnekler veren restoranın en popüler yemeği portakal soslu Antoni
Steak. Ahçı Feridun Dedeoğlu yemeğin tarifini veriyor. Portakallar dilimlenip
ızgarada bonfile ile birlikte pişiriliyor. Yuvarlak kesilip yumurtaya bulanan
tost ekmeği yağda kızartıldıktan sonra dömiclass (kemik sosu) ile beraber
üzerine eritilmiş kaşar peyniri ile servis yapılıyor. Leonardo Restoran’da
üzümlü anasonlu, çörek otlu, susamlı, kepek ekmeği gibi çeşitlerde bulunuyor.
Restoranın güler yüzlü şefi Mustafa Erol 12 çeşitten oluşan meze tabağını
konukların beğenisine sunuyor. Ayrıca böğürtlenli krep ve özel pasta
çeşitlerinin şefin tavsiyesi olduğunu vurguluyor. Anna Dahoda’nın Mayıs ayında
saf alkol veya votkayla imal ettiği ev yapımı özel vişne ve ceviz likörü en ağır
yemeklerini bile hazmettirici ve damakta tat bırakıcı özellikler taşıyor.
Polonezköy’de özellikle çocuklu ailelerin tercihi bir başka dinlenme ve gezi
alternatifi ise “Piknik Park”. Köyün içinden geçilerek ulaşılan özel alana giriş
ücreti ödeniyor. Konuklar park restoranından yaptıkları harcamalardan sonra
hesaplarından giriş ücreti düşülüyor. Çitlerle çevrili alanda deve, alageyik,
lama, deve kuşu, koyun, keçi, domuz ve çeşitli kuşlar bulunuyor. Park alanında
bahçe satrancı, basketbol sahası, süs havuzu, piknik alanı oturma grupları,
çocuk oyun araçları ve kafe-restoranı geniş otoparkı ile hizmet veriyor.
Restoran, kır lokantaları ve piknik alanlarında et, piliç türü her tür yiyeceği
bulmak mümkün. Polonezköy’de özel olarak imal edilen bal çeşitlerinden tadarak
satın alabilirsiniz. Kekik, kestane, çiçek balı alabileceğiniz diğer ürünler.
Balcılar, bal haricinde polen ve polen bal karışımı da üretilip satıldığını
belirtiyor. Ziyaretçilerin daha çok olduğu hafta sonları kurulan tezgahlarda
köylülerden, yörede yetiştirilen bahçe ürünleri de satın alınabiliyor. Kendi
imkanlarınızla piknik yapmak isterseniz yiyeceklerinizi beraberinizde getirip
uygun yerde veya piknik için ayrılmış sahalarda açık alanların tadını
çıkarabilirsiniz.
Leonard restoranın Cafe Dohoda bölümü geçmişten günümüze küçük bir esinti için
uğrak yeriniz olabilir.
İstanbul’un Avrupa yakasından yola çıkanlar, Fatih köprüsünü geçtikten sonra ilk
çıkıştan Beykoz, Kavacık ayrımından devamla Çavuşbaşı-Polonezköy tabelalarının
bulunduğu kavşağa geliyorlar. Bu yönde ilerleyip akaryakıt istasyonunun solundan
dönerek Polonezköy’e yaklaşık 30-35 dakikada ulaşılıyor. Kavacık çıkışından
Polonezköy 12 km. İstanbul-Polonezköy arası uzaklık ise sadece. 24 km. Ümraniye
üzerinden gerek Şile gerekse Ağva'ya giden yolcular gezileri sonunda trafik
ışıklarının bulunduğu Beykoz ayırımını kullanarak kısa sürede Polonezköy’e
uğrayabiliyorlar.
Polonezköy’e gidiş seçenekleri
1. Seçenek
Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün ilk çıkışı olan Kavacık sapağından girilierek 1
km sonra Kavacık mevkiine gelinir. Sağa dönülerek (Acarlar benzin istasyonunun
önünden) düz gidilir. 5 km sonra benzin istasyonundan sola dönülür. 8 km sonra
Polonezköy.
2.Seçenek
Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün ilk çıkışı olan Kavacık sapağından girilir. 2 km
sonra sola dönülüp Acarlar Sitesinden geçerek ulaşılabilir.
3.Seçenek
TEM’in “Ümraniye Sarıgazi” çıkısından Eski şile yolu istikametine yönelip,
Alemdağ’a gelindiğinde Cumhuriyet köyü doğrultusunda ilerleyip, Cumhuriyet
köyüne gelindiğinde de sola dönerek ulaşılabilir.
4.Seçenek
Beykoz üzerinden Toygar’a oradan Mahmut Şevket Paşa’ya, oradan da Üçpınarlar
mevkiine güneye yönelerek ulaşılabilir.
Poyrazköy, Beykoz ilçesinin en meşhur köylerinden birisidir. Tipik bir
balıkçı köyü olan Poyrazköy turistlerin de uğrak yeridir.
Kuruluş tarihi altı yüzyıl öncesine kadar giden Poyrazköy’e ilk yerleşenlerin
Cenevizlilerin olduğu tahmin edilmektedir. Köye daha sonra Bizanslılar gelip
yerleşmiş ancak köyün Osmanlı hakimiyetine geçmesinin ardından Trabzon ve
Rize’den getirtilen insanlarla birlikte çehresi değişmiştir.
Köyün kuzey doğusunda, boğaz girişine hakim bir yerde bulunan gözetleme kulesi,
ünlü Osmanlı tarihçisi ve devlet adamı Cevdet Paşa’nın kayıtlarına göre 1778’den
sonra Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa tarafından Fransız mimar Baron de
Tott’a yaptırılmıştır. Bu gözetleme kulesinin giriş kapısının sağında ve solunda
personelin kalması için inşa edilen mahsen girişleri oldukça özgün bir karakter
arzetmektedir.
Köyde bulunan Poyraz Kalesi de yine aynı dönemlere aittir. Poyraz Kalesi’nin
hemen karşısında Garipçe Kalesi bulunmaktadır. Kara kısmından çok az bir bölümü
görülebilen kale askeri amaçlar için kullanılmıştır.
Eşsiz sahili ile nefes kesen bir manzaraya sahip olan Poyrazköy, birbirinden
hünerli balıkçı lokantaları ile ünlüdür.
Polenezköy, turizmin ülke kalkınması açısından ne kadar önemli bir unsur
olduğunu gösterebilmiş nadide güzellikte bir Beykoz köyüdür. Turizmden gelir
elden edebilen sayılı köylerden birisi olan Polonezköy, gelen turistlerin
konaklama ihtiyacını giderecek pansiyon işletmelerinin ve dinlenme tesislerinin
çokluğuyla meşhurdur.
Polonezköy isminin hikayesi oldukça ilginçtir. Rusya’da Çar Nikola devrinde
Polonyalı General Prens Adam Czartoryski, 1830 ayaklanmasından sonra idama
mahkum edilince serveti ile 1842’de Osmanlı İmparatorluğu’na sığınır. Polonyalı
General Prens Adam Czartoryski, şimdiki Polonezköy’ün bulunduğu beş bin
hektarlık araziyi satın alır ve bu topraklara adamlarıyla birlikte yerleşir. On
iki aile tarafından böylece kurulan köy, Kırım Savaşı’nın sonunda Polonyalı
gönüllü süvarilerin, daha sonra da Şeyh Şamil’in ordusunda hizmet veren
Polonyalıların yerleşmesiyle hızla büyür ve gelişir. Bu arada yerleşen bir kaç
Rus ailesi daha sonra buradan ayrılacaktır.
Önceleri Rus prensi Adam Czartoryski adına istinaden Adampol (Adam-köy) olarak
anılan köyün ismi zamanla “Polonyalılar köyü” anlamına gelen Polonezköye
dönüşür.
Başlangıçta hayvancılık ve tarım yapılan Polonezköy, 1910 yılından itibaren
İstanbul’daki sefaretlerin, yabancıların ve İstanbul’daki doğasever ailelerin
sayfiye yeri olmuştur. Bu arada pansiyonculuk hızla gelişmiş, köyün doğası,
tereyağı ve kirazları tüm yurtta meşhur olmuştur. Bugün köyde köy pansiyonları
yanında modern dinlenme ve konaklama tesisleri ve çeşitli restaurantlar
mevcuttur. Dört sene önce Milli Parklar’ın koruması altına giren köy, Atatürk
tarafından da ziyaret edilmiştir. Polenezköy’de bir kilise ile Polonyalıların
tarihlerini koruyup yaşattıkları bir müze-ev bulunmaktadır.
Polonezköy, tesisleriyle, misafirperverliğiyle ve doğal güzellikleriyle yaz-kış
yerli ve yabancı turistlere ev sahipliği yapmakta ve Polonezköylüler, turizmin
bacasız bir fabrika olduğunun, tarihi ve doğal güzellikleri korumanın ve
geliştirmenin ve kaliteli hizmetin önemini kavradıklarını çok güzel
sergilemektedirler.